Grev bölünmüştür, AKP ölmüştür

Grev bölünmüştür, AKP ölmüştür

Bizden önce çalışanların bir sözü var: 'Grev çok iyi bir okuldur.' Çünkü grevde her şeyi yaşıyorsunuz. Hem o sürede işsiz oluyorsunuz ve onun kaygısını yaşıyorsunuz hem de haklarınızı almak için mücadele ediyorsunuz. Bunun da yalnız olmayacağını beraber olunca kazanılacağını görüyorsunuz

Kardelen Hasret KAYGUSUZ
Aylin KOZAN
MERSİN


Kristal-İş Sendikası ile Cam işverenleri arasında yapılan 24. dönem TİS görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması sonucunda 10 fabrikada 5800 cam işçisi 20 Haziran 2014'te greve başlamıştı. Grev 8. Gününde; 'Genel sağlığı ve milli güvenliği bozduğu' gerekçesiyle Bakanlar Kurulu tarafından ertelendi. Mersin'de grev yasağını protesto etmek isteyen işçiler polis şiddetiyle karşı karşıya kaldı. Sendikaya gittiğimizde grev günlerinin yazıldığı tahtaya 'Grev bölünmüştür, AKP ölmüştür' yazılmıştı. Biz de sendikadaki işçilerle grev sürecini, işyerinde yaşadıkları sıkıntıları ve grevin ertelenmesini konuştuk.

BİRLİKTE KAZANILACAĞINI GÖRÜYORSUNUZ

Grev süreci sizin için nasıl geçti, neler yaşadınız?

İsmail Yılmaz: Paşabahçe Cam Sanayi Mersin fabrikasında çalışıyorum. Bundan önce 2001, 2003 ve 2004 olmak üzere 3 defa greve çıktık. Bu grevimiz diğerlerinden çok farklı. Bu grevimizde patron daha ikinci günden fabrikadan ürün çıkarmak, fabrikada üretim yapmak gibi hak ihlallerine başladı. Daha sonra bizim İş Bankası'na yönelik bir eylemimiz de oldu. İşveren sendikayla yaptığı görüşmeler sonucu işçilerin 93 kuruşa razı olduğunu söylemiş fakat hiçbir işçi bunu kabul etmiyor. Biz de bunu protesto etmek için 500 kadar arkadaşımızla bankaya gidip hesaplarımıza 93 kuruş yatırdık. Banka yöneticileri bundan rahatsızlık duyup Şişecam ile irtibata geçince işveren fabrikadan mal çıkarmaya kalktı. Biz de hep birlikte fabrikaya giderek mücadeleye başladık. Orada gece geç saatlere kadar çok güzel birliktelik vardı. Sonradan polisler çekildi fakat işverenin tırları fabrikadan ayrılmayınca tırların önünde sabahladık. Bizim için bu 8 gün dolu dolu geçti. Mersin'in işlek bir caddesine çadır kurduk. Burada halka bildiri dağıtıldı, imza toplandı. Çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve halk oraya gelip desteklerini sundular. İnsanlarla kaynaşma açısından da bizim için güzel oldu. Bizden önce çalışanların bir sözü var: 'Grev çok iyi bir okuldur.' Çünkü grevde her şeyi yaşıyorsunuz. Hem o sürede işsiz oluyorsunuz ve onun kaygısını yaşıyorsunuz hem de haklarınızı almak için mücadele ediyorsunuz. Bunun da yalnız olmayacağını beraber olunca kazanılacağını görüyorsunuz.

Önümüzde 60 günlük bir süreç var. Bu süreçte ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Bundan sonraki süreçte sendikamızın aldığı kararların arkasında olacağız. Aslında bu kadar ertelemeden sonra umutsuzluğa kapılmak lazım. Fakat bu durum bizde daha fazla birliktelik yaratıyor. Elbette bu durumları aşmak lazım, bu da insanların daha çok bilgilendirilmesi ve örgütlenmesinden geçiyor.

TEK SORUN ÜCRET DEĞİL

Bir iş kazası geçirdiniz. Bu dönemde neler yaşadınız, fabrikalarda genel olarak ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?Bülent Petük: Ben 19 yıldır bu işte çalışıyorum. Geçen yıl Topkapı'daki direnişimizin sonucunda buraya geldik. Ben bir iş kazası geçirdim. İşyerinde kolum kalıbın içerisinde kaldı. Bir parça değiştirmem gerekiyordu ben değiştirirken mekanizma kendiliğinden kapandı. Beni bir arkadaşım kurtardı. Bizim anlaşamadığımız noktalardan biri istirahat aldığınızda işverenin ikramiyeyi ödemek istememesi. Bu dönem iş kazası yaptığınızda, hasta olduğunuzda ikramiyelerinizi ödemem diyor. Ne yapacağım şimdi ben? Şimdi anlaşamadığımız iki madde kaldı. Biri izin alma durumlarında ikramiyenin tam ödenmesi, diğeri ise kapanan fabrikalardaki arkadaşlarımızın mevcut haklarıyla birlikte diğer fabrikalara dağıtılması. İşveren bunda da adım atmıyor. 2006'da Çayırova'da fabrika kapandı, oradaki arkadaşlarımıza tazminatlarını verip işten çıkardılar. Gitmek isteyenleri de asgari ücretle Yenişehir fabrikasına gönderdiler. Yine burada 32 arkadaşımızı 2009'da işten attılar bölümü kapanıyor diye. 93 kuruş zam yapıyor. Ben 1999-2000 döneminde bir devlet memurunun maaşının yaklaşık 2 katı kadar maaş alıyordum. Şimdi onlar bizim 2 katımızı alıyor. Biz sürekli geriledik. Geçen sene zam da vermedi bize.


MECLİS DE SERMAYENİN HÜKÜMET DE

BAKANLAR Kurulu grevi erteledi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Grevin ertelenmesi bizi şaşırtmadı. Çünkü bekliyorduk. Türkiye'de hükümetler sadece AKP döneminde değil ondan önceki hükümetlerin döneminde de sermayeden yanaydı. Türkiye'de siyasi partiler kanunu özgür ve demokratik bir seçimi mümkün kılmıyor. Mecliste işçilerin ya da işçiden yana olanların seçilmesine engel teşkil ediyor. Meclis sermayenin meclisi, hükümet de sermayenin hükümeti olduğu için sermayenin aleyhine bir sonuç çıkmasını beklemiyorduk. Bizi sadece grevin 8 günde bitmesi şaşırttı. AKP iktidara geldiğinden bu yana her zaman sermayenin yanında olmuştur. Mayıs ayında yaşadığımız Soma faciası, daha öncesinde Tuzla tersanesindeki ölümler, İstanbul'da Davutpaşa'da tekstil işçilerinin yaşadığı facia bunların kanıtıdır. Bundan sonra da AKP hükümetinden işçi yararına bir şey beklemiyoruz.


MİLLİ GÜVENLİĞE AYKIRI 3. GREVİM

Greviniz ertelendi. Peki nedir bu milli güvenlik? Milli güvenliği nasıl tehdit ediyorsunuz?

Benim bu milli güvenlikten dolayı ertelenmiş 3. grevim. Milli güvenliği ve sağlığı tehdit ediyorsunuz dediler. İlk iki grevimizde buna tamam derdim. Çünkü ecza şişelerini sadece Topkapı fabrikası yapıyordu. Ama şu an ecza şişeleri Eskişehir fabrikasında yapılıyor. Ve şu an Eskişehir fabrikası kapsam dışı yani o fabrika çalışıyor. Şimdi rakı şişesi, bira şişesi, soda şişesi milli güvenliği tehdit ediyorsa bunu da artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

HÜKÜMET İŞVERENLE KOL KOLA HALAY ÇEKTİ

Grev süreci nasıl geçti, neler yaşadınız?

Ümit Yavuz Kettaş: Bu grev süresi içinde işverenin değişik oyunlarını gördük. Bunlarla mücadele ettik. Kamuoyunda özellikle Mersin halkının gözünde Şişecam işçileri büyük paralar alıyor algısı yaratmaya çalışıyorlar. 2500, 3000 hatta 5000 TL gibi sayılar söyleniyor. Bu rakamlar kesinlikle doğru değil. Ben 19 yıllık cam işçisiyim aldığım ücret 1480 TL. Ki en eski işçi benim. Asgari ücrete çalışan 3014 tane arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımız 60 derece sıcaklığın karşısında çalışıyorlar. 10 senedir aldığımız paralar eridi. 2007-2008'deki ekonomik kriz tüm dünyayı etkiledi ancak şimdi Şişecam büyüdü. Dünya üçüncülüğüne oynayan bir firma haline geldi. Son 6 ayda 454 milyon dolar kar ettiğini söylüyor. Bizim gözümüzün içine baka baka bunu söylüyor ve bizim istediğimiz 1,85 TL saat ücretine zammı çok görüyor. Verdiği rakam çok komik, 93 kuruş. 8. gün ertelenen onurlu bir grevimiz oldu. AKP hükümeti Bakanlar Kurulu'nu topladı ve milli güvenliği tehdit ediyor dedi grev için. Bugün AKP  hükümetinin bir türlü terör örgütü diyemediği bir IŞİD var. Onlar güvenliği tehdit etmiyor da ekmeğinin, haklarının peşinde olan, çocuklarına nafakasını vermeye çalışan işçiler mi güvenliği tehdit ediyor? Bu komedidir. Biz bu senaryoyu 2001'de de, 2003'te de gördük. 2003'te işveren hükümetle kol kola girdi halay çekti. Bugün de beraber mezdeke oynuyorlar.

BELEDİYE BAŞKANINDAN ÖZÜR BEKLİYORUZ

Mersin halkının greve bakışı nasıldı, nasıl tepkiler aldınız?

Biz 22 Haziran'da Mersin'de düzenlenen, aylarca reklamı yapılan Tantuni Festivali'ne gittik. Bizim derdimiz orada Mersin halkına haklı grevimizi anlatmaktı. Biz oraya 12:00 gibi gittik 12:10 da çıktık. Oradaki etkinlik görevlisi bayanın sürekli güvenlik güçlerini çağırmasına rağmen biz anlatacağımızı anlattık. Tüm Mersin halkı bizi alkışladı. Biz ayrıldıktan 2,5 saat sonra Tantuni ustası diye konulan biri vatandaşa döner bıçağı çekiyor. Arbede yaşanıyor. Ben buradan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz'ı kınıyorum. İşin gerçeğini öğrenmeden arbedeye Kristal-İş Sendikası sebep olmuştur diyor. Bundan dolayı o bizden özür bekliyormuş. Biz Burhanettin Kocamaz'dan özür bekliyoruz. Olayların bizimle alakası yoktur. Biz çadırımızı 5 adımlık yere belediye binasının karşısına kurduk. Bizim yanımıza bir defa gelip desteklerini sunmadı.


ÜCRET dışında greve çıkma sebepleriniz nelerdir?

Ben 8-9 ay boyunca çocuklarıma derslerinizi çalışın ihmal etmeyin diyorum. Şimdi oğlum geliyor, baba ben çalıştım takdirimi teşekkürümü getirdim, bizi denize götür diyor. Ben 21 günden 21 güne 2,5 gün tatil yapabiliyorum. Bir yılda 3 sefer denk geliyor. Ben bazen 3 günlük rapor alıyorum. Bize diyor ki sen tatil yapamazsın, robot gibi çalışmalısın. Ailen yok, hayatın yok. Hastalanamazsın. Diğer bir isteğimiz kapanan fabrikalardaki arkadaşlarımızın başka fabrikalara gönderilince asgari ücretle işbaşı yaptırılmaması. Bizi dışarıdaki işsiz insanlarla tehdit etmeleri de ayrı bir ironi. Dışarı da bu paraya çalışacak milyonlarca insan var diyorlar.

www.evrensel.net