‘Sağlığın ön koşulu barıştır’

‘Sağlığın ön koşulu barıştır’

12 Eylül Utanç Müzesi etkinlikleri kapsamında Türk Tabipler Birliği ve Ankara Tabip Odası öncülüğünde “Göç ve Sağlık” konulu bir paneli düzenlendi.

Elif Ekin SALTIK
Ankara

12 Eylül Utanç Müzesi etkinlikleri kapsamında Türk Tabipler Birliği ve Ankara Tabip Odası öncülüğünde “Göç ve Sağlık” konulu bir paneli düzenlendi.  Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde gerçekleştirilen ve oturum başkanlığını Ankara Tabip Odası Başkanı Çetin Atasoy’un yaptığı panelde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Şevkat Bahar Özvarış ve Ankara Güven Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Timur Fadıl Oğuz birer sunum yaptı.

Prof. Dr. Şevkat Bahar Özvarış “Uluslararası Göç ve Kadın Sağlığı” sunumunda uluslararası göçün küreselleşen dünyanın önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, dünyadaki kadın göçmenlerin sayısının erkeklerden daha fazla olduğuna dikkat çekti. Göçün gönüllü ya da zorunlu olarak yapıldığını aktaran Özvarış, ülkesinde yerinden edilmiş kişilerin yani uluslararası bir sınırdan geçmemiş kişilerin mültecilerden daha çok sayıda olduğunu söyledi.  Kadınların hem göçmen hem de kadın olarak çifte yük taşıdığını ifade eden Özvarış “Göçmenler göç ettikleri ülkelerde ekonomik açıdan dezavantajlı durumdadır. Sadece acil sağlık hizmetlerinden yararlanan göçmenler bazen bundan da yararlanamamaktadır. Göçmen kadınlar erkeklere oranla düşük ücretle, geleneksel ve geçici işlerde çalışmakta; ruhsal, fiziksel, cinsel tacizlere maruz kalmaktadır” dedi.

TÜRKİYE GEÇİŞ ÜLKESİ

Prof. Dr. Şevkat Bahar Özvarış göçmenlerin, göçmen kadınların sağlık hizmetine erişimde sağlık çalışanları ile dil ve kültür sorunları ve kültürel damgalanmalardan kaynaklı sorunlar yaşayabildiğini söyleyerek, göç olgusunun kadınlara ve çocuklara cinsel taciz-tecavüz, insan ticareti, toplumsal şiddet ve ölümcül bulaşıcı hastalıklar gibi ek yükler yüklediğini vurguladı. Türkiye’nin sığınmacılar ve mülteciler açısından hedef ülke ve geçiş ülkesi olduğunu ifade eden Özvarış “Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Türkiye Ofisi’nin (2014) verilerine göre mülteci ve sığınmacı sayısı 40 bin 58 kişidir. Türkiye’deki sığınmacı ve mülteciler başta sağlık olmak üzere eğitim, barınma ve diğer birçok hizmete ulaşmada büyük sorunlar yaşamaktadır. Türkiye içinde bulunduğu uluslararası anlaşmalara göre başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere ülkesinde bulunan bütün mülteci, göçmen ve sığınmacıların acil ihtiyaçlarını karşılamalıdır.  Ve sağlığın ön koşulu da barıştır” dedi.

BİREYDE GÖÇMENLİK OLGUSU

İkinci sunumu yapan Dr. Timur Fadıl Oğuz ise ‘Göçmenlik Psikolojisi’ne değindi. Dünyadaki insan dolaşımının hızla arttığını söyleyen Oğuz göçmenlikle ilgili sorunların önemli sosyal, siyasi, iktisadi ve psikolojik boyutlarının bulunduğunu belirtti. Göçmenlerin yaşadığı değişimden ve adaptasyon zorluklarından dolayı ruh sağlıklarının bozulduğunu, intihar ve nedeni anlaşılmamış ölümlerin yüksek oranda görüldüğünü dile getiren Oğuz, bu durumun sosyal yalıtılmışlık, düşük sosyal sınıfta  olmak, ve zayıf sosyal bağlantılar gibi psikososyal faktörlerle bağlılık gösterdiğini söyledi. “Göçmenlik olgusu özellikle çocuklar üzerinde iki kültür arasında bocalamaya yol açar. Çocuk göç edilen ülkenin bir bireyi olduğunu savunmak zorunda kalır. Bunun sonucunda da dört çeşit kimlik ortaya çıkar: Etnikmerkezli kimlik, fazla asimile olmuş kimlik, yabancılaşmış kimlik, iki kültürlü kimlik” diyen Oğuz göçmenlere karşı ırkçılık olgusuna da değindi.

'IRKÇILIK EKONOMİK ÇATIŞMAYA GİZEM KATIYOR

Irkçılığın ekonomik çatışmaya gizemli bir hava verdiğini söyleyen Oğuz, “Zamanında iyi geçindiğimiz insanlar düşmanımız haline gelince onlarla aramızda en ufak bir benzerlik görmek istemeyiz ve bu nedenledir ki aramızdaki küçük farklara odaklanır hatta böyle farklar yaratırız. Böyle yaparak aramızdaki farklılıklara vurgu yapar, aramıza mesafe koyarız. Bir grubun üyeleri bir başka gruptan nefret ediyorlarsa bu süreç kurumsallaşır;  bireylerden ve onların farklılıklarından soyutlanmış bir hal alır. Bu durum nefreti kutsar ve onu toplumsal olarak kabul edilebilir hale getirir ” dedi. Irkçılığın psikolojik nedenlere bağlı olduğunu belirten Oğuz ırkçılıkla mücadele etmenin uzun ve meşakkatli bir yol olduğunu vurguladı. Panel daha sonra katılımcıların sorularıyla son buldu.

www.evrensel.net