17 Eylül 2014 06:00

Dile mühür vurulamaz

Diyarbakır, Hakkari ve Şırnak’ta açılan Kürtçe okulların kapısına mühür vurulması, hükümetin Kürt sorunu ve ana dilinde eğitime bakışını bir kez daha ortaya koydu.

Paylaş

Doğan SEKMEN/Mazlum YAN
Diyarbakır


Diyarbakır’da büyük bir coşkuyla açılan, Kürtçe eğitim verecek olan ilkokulun yüzlerce polis eşliğinde basılarak mühürlenmesinin ardından, Cizre ve Yüksekova’da açılan okullar da sabaha karşı mühürlendi. Kürtlerin 30 yıllık savaş boyunca ve 2013 Newrozundan itibaren başlayan ‘çözüm süreci’nde en sık dile getirdiği ‘ana dilinde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması’ talebi karşılık bulmayınca, atılan ‘Kürtçe okullar’ adımı devletin yasağıyla karşılaştı. Diyarbakır’da açılan Dibistana Seretayî a Ferzad Kemangar-Ferzad Kemanger İlkokulu’nun mühürlenmesi sırasında okul önünde toplananlarda büyük bir öfke vardı. Okul önünde toplanan öğrenci velileri, vatandaşlar ve öğretmenler, oturma eylemi yaparken, gazetemize konuşan öğretmenler “Ana dilinde eğitim her halkın olduğu gibi Kürtlerin de hakkıdır. Biz bu baskılara boyun eğmeyeceğiz” dedi.

ANA DİLİN YASAK OLDUĞU BARIŞI KABUL ETMİYORUZ

Gazetemize konuşan Kürtçe öğretmeni Musa Erbay, “Bu baskın ve yasak sistemin zihniyetiyle ilgili. İçinde yaşadığımız yüz yılda ana dilinde eğitime hâlâ yasak konması kabul edilemez” dedi. Okulun kapısına mühür vuran AKP hükümetinin çözüm sürecini de bu zihniyetle sürdürdüğünü söyleyen Erbay, “Kürtler sürekli barış elini uzatıyor. Bundan sonra da barışı takip edeceğiz. Ama bu saatten sonra ana dilinde eğitimin yasak olduğu bir barışı da kabul etmeyeceğiz” dedi. Polislerin okula girişini ‘vahşet’ olarak değerlendiren Erbay, “Polisler savcılıktan aldıkları tebligatla geldi. Bize vahşice saldırdılar. Eğer bu okulun kapanması gerekiyorsa, yasal dayanakları varsa gelip kibarca ifade edebilirlerdi. Ama bizi tartaklayıp, aşağıladılar” dedi.

ÖĞRETMENLERDEN POLİSE: YA SİZİN DİLİNİZ YASAKLANSA

Okulun Kürtçe öğretmenlerinden Laleş Biçimli ise “Polis beni ve diğer öğretmen arkadaşları şiddet uygulayarak dışarı çıkardı. Polise, ‘Bunu yaşayan sizin çocuklarınız da olabilirdi. Çocuklarınızın ana dilinde eğitim hakkı ellerinden alınsa ne yapardınız’ diye sorduk. Ama onlar bize hücum etti” dedi. Ana dilinde eğitimin en temel insan hakkı olduğunu söyleyen  Biçimli, “Kürtler yok sayıldı, dilleri yasaklandı. Biz bunu asla kabul etmeyeceğiz. Ana dilinde eğitim bizim çocuklarımızın da hakkıdır. Ölümüne bunu isteyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz” dedi.

GEREKİRSE PARKLARDA EĞİTİM VERİRİZ

Polislerin okulu bastıkları anı ‘12 Eylül manzaralarını aratmadı’ sözleriyle anlatan Biçimli, “Biz bunu sineye çekmeyeceğiz. Ana dilimizi sonuna kadar savunacağız. Ana dilimizde eğitime devam edeceğiz. Gerekirse mühürleri kırarak, gerekirse okul bahçesinde, parklarda, sokaklarda, evlerde eğitim vereceğiz” şeklinde konuştu.

ANA DİLİ KANUNLA YASAKLANAMAZ

Diyarbakır’daki okulun kapatılmasına tepki gösteren Ehmedê Xanê Akademisi Başkanı ve Kurdi-Der üyesi Abdurrahman Bakır ise “Devlet kendi kanunlarına göre bu okulu kapatabilir. Ancak Kürt halkı, Kürt kurumları alternatifsiz değildir. Gerekirse çadırlarda bile okulumuza kaydettiğimiz öğrencilerin eğitimine devam edeceğiz ve gittikçe bunu yaygınlaştıracağız. Her şeye rağmen bundan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu bizim meşru hakkımızdır. Bir halkın en meşru hakkı kanunlarla engellenemez. Kürtler artık bu baskıcı anti demokratik, insan haklarına aykırı kanunları kabul etmeyecek” şeklinde konuştu.

DİLLERE ÖZGÜRLÜK

Gazetemize konuşan Kurdi-Der Genel Başkanı Sebahattin Gültekin ise “Bu okulun kapatılması, Kürtlere 90 yıldır uygulanan asimilasyon ve baskının son örneği olarak karşımızda duruyor” dedi. Artık Kürt halkının kimliği, dili ve varlığının tanınması gerektiğini dile getiren Gültekin, “Gerçek bir demokrasi ve çözüm için Kürtleri inkar etmekten, dilini yasaklamaktan vazgeçmeliler. Ana dilinde eğitimin önündeki yasaklar kalkmalı” dedi. Bir halkın varlığını ancak ana diliyle koruyabileceğine dikkat çeken Gültekin, “Sadece Kürtçe değil, bu ülkede tüm diller bir an önce anayasal güvenceye kavuşmalı” dedi.

HÜKÜMET YİNE SINIFTA KALDI

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘Ortadoğu’da bir başarı hikayesi varsa o da çözüm sürecidir’ demecini hatırlatan Emek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aslanoğlu ise “Bu sözlerin üzerinden daha bir gün bile geçmeden Kürt halkının kendi inisiyatifi ve olanakları ile kurduğu Kürtçe okullar birbiri ardına mühürlendi” dedi. Kürtlerin Kürtçe okullarla, hükümetin sürece yaklaşımını sınava tabi tuttuğunu söyleyen Aslanoğlu, “Davutoğlu hükümeti de tıpkı Erdoğan Hükümetleri gibi sınıfta kaldı. Halkımız AKP Hükümeti çözüm sürecini bir oyalama sürecine dönüştürmesine izin vermeyeceğini, ana dilinde eğitim olmadan barışın gerçekleşmeyeceğini bir kez daha ortaya koydu” dedi.

HAKKIMIZI KULLANACAĞIZ

Gazetemize konuşan Demokratik Bölgeler Partisi Diyarbakır İl Başkanı Zübeyde Zümrüt ise “Halklar kendi ana dilinde eğitim göremiyorsa kimse çözüm sürecinden bahsetmesin” dedi. “Böyle samimiyetsiz yaklaşımlarla, yüz yıllık inkar ve yasaklarla sorunun çözülemeyeciğini dile getiren Zümrüt, “Bir dil neden yasaklanır? Bu pervasızlıktır. Bu halk ana dili için yıllarca mücadele etti ve edecek” dedi. Kürtçe eğitim verecek olan okulu mühürlemenin sorunlu bir zihniyetin ürünü olduğunu belirten Zümrüt, “Eğer Kürt halkının ana dilinde eğitim hakkı anayasal güvence altına alınmamışsa hükümetin sorunudur. Ama Kürtler artık kimseden beklemeyecek. Buna hakkımız var ve bu hakkı kullanacağız. Ana dilimizde eğitim, devletin bize lütfedeceği bir hak değildir. Bu halk kendi yarattığı yasalarla çocuklarını o okullarda kendi dilinde okutacak” şeklinde konuştu.

 

ÖNCEKİ HABER

İngiltere tedirgin: İskoçya bağımsız olacak mı?

SONRAKİ HABER

Burdur'da çocuğa cinsel istismar iddiası üzerine 4 kişi tutuklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa