17 Eylül 2014 06:00

İngiltere tedirgin: İskoçya bağımsız olacak mı?

Yaklaşık iki yıl önce başlayan referandum kampanyasının sonuna gelindi ve yarın, yaklaşık 6 milyonluk İskoçya’da halk 307 yıl sonra bağımsızlık için sandık başına gidecek.

Paylaş

Arif BEKTAŞ
Londra


Yaklaşık iki yıl önce, Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron ve İskoçya Ulusal Partisi (SNP) Lideri, İskoçya Birinci Bakanı Alex Salmond tarafından yapılan bir basın açıklamasıyla referandum tarihi 18 Eylül 2014 olarak belirlenmişti. 2010 yılında yapılan genel seçimlerde, Alex Salmond İskoç halkına, İskoçya’da tek başına iktidar olması durumunda referandum sözü vermişti ve tek başına İskoç hükümetini kurdu. Bir milletvekili fazlası vardı.

Referandum tarihi açıklandıktan hemen sonra yapılan kamuoyu araştırmalarında, bağımsızlık yanlıları azınlıktaydı. Hatta bu oran bir ara 22 puana kadar düştü. İngiltere’de Westminster Parlamentosu’nun en büyük üç partisi hemen “Hayır” kampanyasına başladı. İktidardaki Muhafazakar Parti ve onun koalisyon ortağı Liberal Demokrat Parti ile ana muhalefet partisi İşçi Partisi, bir önceki İşçi Partisi iktidarının Maliye Bakanı olan Alistair Darling’i “Hayır” kampanyasının başına getirdi. “Evet” kampnayası ise, başta Alex Salmond olmak üzere parti kurmayları ve bağımsızlığı destekleyen küçük parti liderleri üzerinden çalışmalarını yürütüyordu.

Yaklaşık iki yıl önce başlayan referandum kampanyasının sonuna gelindi ve yarın, yaklaşık 6 milyonluk İskoçya’da, 16 yaş üzeri halkı 307 yıl sonra bağımsız olmak üzere sandık başına gidecek.

‘HAYIR’ KAMPINI TELAŞ ALDI

Başından itibaren “Hayır” kampı önde götürüyordu. Fakat son birkaç hafta içinde ilk kez “Evet” kampı öne geçti. Bugüne kadar yapılan 90 kamuoyu araştırmasının 87’sinde “Hayır”, sadece 3 araştırma sonucu “Evet” çıkmıştı. Bunlar da yapılan en son araştırmalar oldu. Bu da, başta Başbakan David Cameron olmak üzere, muhalefet ve koalisyon partisini tedirginleştirdi. Genel politikalarında Westminster’de sürekli dalaşan bu partilerin, söz konusu İskoçya olunca adeta “evlenmeleri” ve omuz omuza İskoçya’yı “kurtarma” gayretine girmiş olmaları, bu partilerin aslında pek birbirlerinden farklı olmadıklarının göstergesi.

Bütün randevu ve faaliyetlerini iptal eden, hatta IŞİD’e karşı mücadelenin yollarını arayan Cameron, IŞİD meselesini bile bir kenara bırakıp İskoçya’ya uçtu. Cameron, Dışişleri, Savunma ve eski Dışişleri Bakanını diğer konularda görevlendirerek İskoçya’da “Hayır” kampanyasına katıldı. Diğer Parti liderleri de yüzlerce milletvekilini alarak İskoçya’ya gitti ve Cameron çalışmalarına hala devam ediyor.

‘EVET’ÇİLER ZAFER BEKLİYOR

Başından itibaren, İskoç emekçisini hedefe koyan “Hayır” kampı, bağımsız olması durumunda İskoçya’daki yatırımların İngiltere’ye taşınacağını ve işsizliğin artacağını, vergilendirmelerin artacağını, sterlin kullanımına izin verilmeyeceğini, Avrupa Birliği’ne yeniden İskoçya adına başvuru yapılacağını, NATO vb. örgütlere katılım için İngiltere’nin desteğini alamayacaklarını söyleyerek halkı tehdit etti.

Hatta, AB Başkanı, Merkez Bankası Başkanı, büyük süper marketler, petrol şirketleri, Maliye Bakanı peşpeşe açıklamalar yaparak, İskoçya’nın bağımsızlığının olumsuz olacağını ve İskoç halkının daha da fakirleşeceğini ifade etti.

Hatta ve hatta, Başbakan Cameron, “Bağımsız İskoçya’ya terör saldırıları artacak”, İşçi Partisi Lideri Ed Miliband, “Sınıra güvenlik koymak zorunda kalabiliriz” gibi açıklamalarda bulunarak, tehdit ve korku yaymaya çalıştılar.

İskoç olan eski başbakanlardan Gordon Brown da devreye girerek, İskoçya’yı Birleşik Krallık’ta turma çalışmasına girdi. İskoçların pek de sevmediği Tony Blair bile “Hayır” için kolları sıvadı.

“Evet” kampı bunların hepsini çürütmeye çalıştı ve o da kendi kozlarıyla kamuoyu önüne çıktı. “Ele geçmez bir fırsat” sloganı ile yola koyulan Salmond ve diğer birkaç küçük parti, İskoçya’nın zenginliklerinden bütün Birleşik Krallık’ın (İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda) yararlandığını ileri sürdü ve “Kaynaklarımızı kendimiz kullanmak istiyoruz” dedi.


İSKOÇYA’NIN ZENGİNLİĞİ KİME KALACAK?

İskoçya, petrol ve gaz rezervleri ile öne çıkıyor. Denizlerindeki zenginliklerin İskoçya için kullanımı üzerinde duran “Evet” kampı, bu zenginliklerin İskoç halkına henüz nasıl yansıyacağı konusunda bir beyanda bulunmadı. Yani ortada, İskoçya zenginliklerinin, İngiliz mi yoksa İskoç sermayesinin mi denetimine girecek? sorusu yanıt bekliyor. Birleşik Krallık bütçesine yüzde 10 oranında katkı sunan İskoçya, her yıl Londra’dan aldığı ödenek de sadece yüzde 6. Geri kalan yüzde 4 oranındaki gelirin İskoçya içinde kullanılması, “Evet”çilerin en çok konuştuğu mesele. Kaynaklarını güçlendirmeye çalışan İskoç sermaye grupları da Salmond için çalışma yürütüyor. İbre “Evet”çilerden yana dönüyor. Kamuoyu araştırmalarına göre 1 puanla “Evet” önde görülüyor.


KISACA İSKOÇYA TARİHİ

İlk İskoç, M.Ö. 1. yüzyılda kendinden söz ettirdi. Tarihi muharebelerle anılan İskoçya bütün tarihi boyunca şimdiki İskoçya topraklarında bir ülke kurma arzusunda oldu. Hadrian’s Duvarı olarak bilinen ve şimdiki İngiltere İskoçya sınırı olarak kabul edilen duvarın kuzeyi 3. yy’dan itibaren İskoçya olarak kabul edildi. 5. yy’da, “İskoçya’da Dalriada Krallığı” diye bir devlet kuruldu.

9. yy’da, ortaya çıkan bir çok krallığı dağıtarak İskoçya Krallığı kuruldu. İskoçya içindeki toprak ağaları ve krallıkların hakimiyet savaşları hiç durmadı ve bu 13. yy’la kadar devam etti. Bir yandan iç rekabet, bir yandan İngiltere bir yandan Norveç Krallıklarının baskıları devam ederken, aslında İskoçya kendi ayakları üzerinde durup özgürleşemedi.

ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISI WİLLİAM WALLACE

1297 yılında bir İskoç toprak sahibi olan William Wallace’ın öncülük ettiği Stirling Köprüsü Muharebesi, İskoçların İngilizlere karşı kazandığı en büyük zafer oldu. Wallace, ülkenin başına geçer ve İngilizlerle girdiği bir çok çatışmada zaferle çıkarken Falkirk Muharebesinde yenilgiye uğradı ve 1305 yılında Glasgow yakınlarında İngiliz orgusunun tarafından rehin alındı. İngiliz Kralı I. Edward’a teslim edildi ve Edward da Wallece’ı astı ve 4 parçaya bölerek ülkenin 4 ayrı köşesinde gömdü.
1600 yılların başına kadar devam eden savaşlarda, İskoçlar pes etmezken, İngiltere de geri durmadı ve 1707 yılında I. Elizabeth’in ölümünün ardından tahta gelen I. James, İskoçya’yı Britanya’ya bağlayan bir “Birlik Anlaşması” yaptı. İngiltere ve Galler’le birlikte Büyük Britanya’ya katıldı.
1997 yılına kadar bu statü sürdü ve 1997’de yapılan bir referandumla İskoçya’ya özgü bir parlamento oluşumuna karar verildi. Ocak 1999 yılında kurulan İskoç Parlamentosu’nun en hızlı büyüyen partisi olan İskoçya Ulusal Partisi (SNP), 2010 yılında yapılan genel seçimlerde, çoğunluğu alması durumunda, seçmenine bağımsızlık için referandum vaadinde bulunmuştu. 2010 yılında yapılan genel seçimlerde SNP 129 sandalyeli İskoç Parlamentosu’nun 65’ini alarak çoğunluğu bir milletvekili ile yakaladı ve referandum sözünü hayata geçirdi.


İSKOÇYA HALKININ BUNDAN ÇIKARI NE?

SNP Lideri Alex Salmond, ülkedeki temel sorunlardan biri olan sağlık hizmetinin özelleştirilmesine ilişkin kesin bir şey söylemezken, elde edilen gelirlerin İskoç halkının yararına kullanılacağına dair somut projeleri yok. İskoç sermaye gruplarının yoğun baskısı ile de referanduma gidildiği düşünüldüğünde, aslında bağımsızlığın halkın çıkarlarının gözetildiği bir programı içermiyor.
İngiltere yanlılarının, başta Cameron ve ana muhalefet lideri Miliband olmak üzere, “Hayır” çıkması durumunda, İskoçya’ya daha fazla hak tanınması vaadinde bulunuyorlar.
Birleşik Krallık açısından, Londra’daki Westminster hükümetinin vazgeçemeyeceği İskoç petrolleri, İskoç viski rezervleri ve askeri üsler hayati önem taşımaktadır. Bu yüzden “Hayır” çıkarsa daha fazla İskoçya’ya ödenek ayrılacağı vaadinde bulunuyor. Cameron hükümetinin en büyük saldırılarından biri olan, yüksek öğrenimin paralı hale gelmesine karşı çıkan ve üniversitelerini hala parasız tutan İskoçya hükümetine, Cameron hükümeti sert tepki gösteriyordu. Bu kampanya döneminde bundan da bahsetmeyerek, daha fazla hak propagandası yürütüyor.
İskoçya dışında hiç kimsenin oy kullanamayacağı referandumda “Evet”e karşı Londra ve bir çok İngiltere şehrinde de etkinlikler düzenleniyor.
Aslında İskoç halkının ezici bir çoğunluğu İngiltere ile yanyana durmak istemez. Dünya Kupası ya da Avrupa Kupası gibi futbol karşılaşmaların da bile aynı grupta yer almak istemez. Fakat, “Hayır” kampının tehdit ve şantajları etkiliyor, İskoç  halkının iradesini etkiliyor.

ÖNCEKİ HABER

IŞİD, Hollande’a nefes mi aldırdı?

SONRAKİ HABER

Erkan Baş'tan sandığa çağrı: AKP'nin karanlığına 'dur' demek için oy vereceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa