23 yıllık tanıklık filme çekiliyor

23 yıllık tanıklık filme çekiliyor

Halepçe o sabah kan içinde. Evlerinde sofrada oturan insanlar, sokaklarda kaldırımlarda çocuklarını korumaya çalışırken yerde kalanlar. Hepsi ölü...

Sevda Aydın

23 yıl önce bir sabah, genç bir gazeteciyken Halepçe’nin saldırı altında olduğunu öğrenir Ramazan Öztürk. Aynı gün Halepçe yoluna düşer. Kürt olduğu için mi yoksa mesleğin getirdiği bir tanık olma derdi mi bilinmez ama ‘Anlatmak gerekiyor, orada olmam gerekiyor’ der ve büyük zorluklar aşarak gizlice bölgeye ulaşmayı başarır. Halepçe katliamı, Öztürk’ün  yaşamının dönüm noktası olur. Bugün de dünyanın her yerinde anılan bu katliamı insanlar, Öztürk’ün fotoğraflarından öğrendiler. Daha önce de savaş muhabirliği yapmış olmasına rağmen Halepçe’de karşılaştığı manzaranın onu bu kadar etkileyeceğini hesap edemez. Halepçe’ye vardığında gördüğü manzara karşısında duyduğu acıyı anlatamaz. Hâlâ da anlatamıyor. Sadece gözyaşı döküyor. Gözleri hâlâ aynı acıyı yaşıyor.

Halepçe katliamının ardından 23 yıl geçti. Çok fazla sayıda kimyasal silahın kullanıldığı ve 5 bin insanın yaşamını yitirdiği katliamda; doğaya, havaya ve suya karışan zehirli gazların etkileri aradan geçen 23 yıla rağmen hâlâ araştırılmadı. Katliamın ölümcül etkileri hâlâ da sürüyor.

Ramazan Öztürk, ‘Sessiz Tanık’ fotoğrafıyla tüm dünyaya Halepçe’de yaşanan zulmü duyurmuştu. Öztürk, 23 yıllık tanıklığını ‘Sessiz Tanık’ fotoğrafıyla aynı adı taşıyan filmde anlatacak. ‘Benimki  tatlı su tanıklığı değil’ diyen Öztürk’le, 23 yıllık tanıklığın serüvenini ve filminin öyküsünü konuştuk.

Katliamı duyar duymaz Halepçe’ye mi gittiniz. O süreci anlatır mısınız?
Halepçe’de çok sayıda kimyasal silah kullanıldığını, çok fazla ölü olduğunu duyar duymaz bizim gazeteden Zafer Mutlu’ya koştum. Bu haber doğruysa oraya gitmem gerektiğini söyledim. O akşam İran’la iletişime geçtim. Tahran’a gittim, oradan askeri bir uçakla Bölgeye, oradan da Halepçe’ye indik. Bir şehir düşünün ki herkes ölmüş. Bonbardıman etkisi yoktu, binalar sağlamdı fakat tüm insanlar ölmüştü. Hayvanlar hatta baharın ilk canlanması dahi ölü bir renge dönmüştü. Kürtler adeta kendi Hiroşimalarını yaşıyordu.
Halepçe’deki çektiğim fotoğraflar ve hazırladığım yazı dizisi dış medyada da geniş yer buldu. Londra’ ya davet edildim. Televizyon programına katıldım. BBC, CNN gibi basın kuruluşlarının davetlisi oldum. Türkiye’de sadece o dönem muhabiri olduğum SABAH gazetesinde yer verildi.  Türk basını bu habere kesinlikle yer vermedi. Mesela benim Bağdat’tan kaçışımı Hürriyet gazetesi ‘bir gazeteci’ olarak vermeyi tercih etti.

Niye görmediler sizce?
Bunun önemli bir nedeni benim Kürt olmamdı. İkincisi ise, o dönemlerde Kürt bölgesindeki haberleri, bilinmek, görülmek istenmeyen haberleri yazıp, fotoğraflayan bendim.

4 İRANLIYI İDAMDAN KURTARDIM

‘Sessiz Tanık’ ve yazdıklarınıza yönelik tepkiler nasıl gelişti?
Bir gün gazeteye Irak’ın İstanbul’daki baş konsolosluğundan  basın ataşesi geldi. Ve dedi ki  “Sizin Bağdat’a kaçışınıza devlet olarak üst makamlardan birilerinin aracı olduğunu düşünüyoruz. Bunun üzerine tutuklanan 4 kişi idam edilecek. Eğer doğruyu söylerseniz belki de bu insanların idamını önleyebiliriz.” Ben de  “Bana kimse yardım etmedi” dedim. “Ben bir delilik ettim kaçtım”. İnanmadılar ve benden bu kaçışımı bir kağıda yazıp altına da imza atmamı istediler. Yazıp verdim ve o insanlar idam edilmedi. Bu 4 kişiden biri Şair, Yazar Abdüllatif Benderoğlu’ydu mesela.

Halepçe’de çektiğiniz fotoğraflar ne anlatıyor?
Benim  tanıklığım, gördüklerim; ‘sessiz tanık ‘fotoğrafı gibi o kadar çok ceset vardı ki... çocuklar, kadınlar, yaşlılar... sofra başlarında, anne kucağında...
Binlerce  insanın ağır bir kokusu vardı. Ağlıyordum... Nasıl anlatacağım bu vahşeti, hangi kelimelerle, hangi fotoğrafla anlatacağım... o kadar savaş izledim ama böylesini görmemiştim. Çok büyük bir vahşetti...
Kendimi topladıktan sonra sessiz tanığı çektiğim sokağa geldiğimde o kareyi çektim ve aradığım bu demiştim. Çok sayıda fotoğraf çektim. Bir hafta sonra gazeteye götürdüm fotoğrafları. Batılı gazeteciler aynı gün göndermişlerdi fakat hiç ses gelmedi batıdan. Hiçbir tepki doğmamıştı. Savaş bittiğinde Rafsancani ile ilk röportajı yapan adamım. Bana şunu söyledi. ‘İran halkı adına teşekkür ediyorum. Biz 8 sene savaştık. Saddam bir çok kez kimyasal silah kullandı. Biz sesimizi dünyaya duyuramadık. Çünkü dünya gözünü kulağını kapamış, Saddam’ı destekliyordu. Oysa sen yabancı bir gazeteci olarak Halepçe’de tanıklığını anlattın. Bu savaş da bunun etkisiyle bitti.’.

Fotoğraf yetersiz geldiği için mi sinemayla anlatma isteği oluştu?
Hayır. Tabii ki fotoğraf da bence yeterince etkili bir anlatım. Halepçe’de yaşananları aktarmak için fotoğrafın yetersiz olduğunu düşünmüyorum. Ama sinema başka bir alan, başka bir dili var.  

TANIKLIĞIM, TATLI SU TANIKLIĞI DEĞİL

Katliamın  üzerinden 23 yıl geçti. O tarihte orada olan, tüm yaşananlara tanık olan biri olarak; izlenim ve anılarınız çekeceğinizin filmin senaryosuna nasıl yansıyacak?
Ben bir gazeteci olarak 1980’li yılların başından bugüne kadar o bölgede yaşananlara tanıklık ettim. Bu tanıklılıklarım da tatlı su tanıklığı değil. Ölümü göze alarak haberlerini yaptığım olayları konu alan bir film olacak bu.  Filmin içinde Halepçe’den önceki Kürt mücadelesi, Kürtlerin istekleri, rejimin baskısı, bölgedeki hassas dengeler, kaygan zeminler de yer alacak. Film, sohbetin başında bahsettiğim Bağdat’a kaçışımla başlıyor. Ve 2009 da kimyasal Ali’nin mahkemesi ile bitiyor. Senaryoyu oluştururken kullandığımız bütün argümanlar gerçek. Böyle olunca film başından sonuna kadar aksiyon dolu olacak.

Mekansal olarak filmi nerede çekeceksiniz?
Mekan da gerçeklik içerisinde çekilecek. Hikaye başımdan nerde ve nasıl geçmişse aynen orada ve o haliyle olacak. Profesyonel sanatçılar belki bu ısrarımı ciddiye almayacaklar, belki de ‘deli’ diyecekler ama ben deliliği seviyorum. Hikaye, kişiler, olaylar hepsi gerçek. Bu benim hikayem.

Kimler oynayacak filmde?
Başrolleri uluslararası tanınmışlıkları olan iki tane isim oynayacak. Çünkü biz bu filmi uluslararası sinemaya yapıyoruz. Sadece Türkiye’ye değil.  Diğer roller ise, Türkiye’den benim çok sevdiğim,çok saydığım isimlerden olacak. Bir kısmı da Irak’tan olacak.

Çekimleriniz ne zaman başlayacak ?
Mart ayında başlayacağız filmin çekimlerine, ve 3 ay gibi bir sürede bitirebiliriz diye düşünüyorum. Senaryoyu Ünal Küpeli ile birlikte yazdık. Yönetmenliğini de Ünal Küpeli yapacak.

Filmin projesine destek aldınız mı?
Biz filme iyi bir bütçe ile başlıyoruz. Ama resmi kurumlardan, destek fonlarından yararlanmadık. Bunun  için müracaat da etmedik. Türkiye’de böyle bir filme destek verilemez. Ben ‘Sessiz Tanık’ fotoğrafımla uluslararası bir çok ödül aldım ama Türkiye’den vermediler. (İstanbul/EVRENSEL)


KİMYASAL ALİ’NİN TANIĞI

Halepçe’deki tanıklığınız sadece fotoğraflarınızla da kalmadı. Bir de ‘Kimyasal Ali’nin mahkemesinde tanıklık ettiniz. Mahkemenin atmosferi sizde nasıl bir etki yarattı?
Tarih tekerrürden ibaret; 21 yıl sonra o katliamların sorumlularından biri olan Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan Ermeci’nin yüksek ceza mahkemesindeki davasında tanık oldum. Yine 18 Martta saat 11’de...
Halepçe’de 6 bine yakın insan öldü. On binlercesi yaralandı. Halen savaşın etkilerinden ölenler, hastalananlar var. Bugün İran’da kayıtlı 100 binin üzerinde kimyasaldan etkilenmiş ve zamanla ölmüş insan var. Halepçe katliamı 23 senedir bitmiş ama savaşın izleri insanların yaşamında devam ediyor. Daha da devam edecek.

evrensel.net
Son Düzenlenme Tarihi: 16 Mart 2017 12:15
www.evrensel.net