14 Eylül 2014 21:59

İşkenceye 30 yıl sonra dava açıldı

Şemdinli’de 1984 yılında çıkan çatışmada 8 askerin yaşamını yitirmesi sonrası askerlerin çevre köylerde yaşayan onlarca kişiyi gözaltına alarak 108 gün işkence yapmasına ilişkin ancak 30 yıl sonra dava açılabildi.

Paylaş

Hülya EMEÇ

Şemdinli’de 1984 yılında çıkan çatışmada 8 askerin yaşamını yitirmesi sonrası askerlerin çevre köylerde yaşayan onlarca kişiyi gözaltına alarak 108 gün işkence yapmasına ilişkin ancak 30 yıl sonra dava açılabildi. O dönemin mağdurlarından olan, işkence ve soğuk nedeniyle çürüyen ayağı kesilen Abdullah Demir’in açtığı davanın ilk duruşması 15 Ekim’de görülecek.

Yıllarca işkencecilerinin yargılanması için yaptığı başvurular yanıtsız kalan Demir, şimdi adalet bekliyor. Konuyla ilgili konuşan Demir’in avukatı Fahri Timur, 2011 yılında Hakkari Cumhuriyet Savcılığı’na başvurduklarını, yürütülen soruşturma sonucunda 2014 yılının mayıs ayında iddianamenin hazırlanarak, işkence suçunu işleyen faillerin yargılanması için dava açıldığını aktardı. Uzun süre yargı tarafından kabul edilmeyen dosyanın 2011 yılında kabul edilmesinin ardından 2 yıl boyunca nedensiz bir şekilde bekletildiğine dikkat çeken Timur, “Yargı sürekli gerekçelerle davayı açmamak için ısrar etti. En son Adli Tıp Kurumu’nun raporunu yetersiz bulunduğu gerekçesiyle iddianameyi iade kararı vererek, davayı açmamıştı. Ardından tekrar başvurduk ve uzun bir uğraş sonucunda tekrardan davanın açılması için büyük bir çaba harcadık.” diye konuştu. 

‘BOTLAR AYAĞIMA YAPIŞTI’

108 gün boyunca neler yaşadıklarını anlatan 69 yaşındaki Demir ise “Beni soğuk betonda 90 gün yatırdılar. Ölmek bizi için büyük bir ödüldü. Başımızda her zaman birileri bekliyordu. Elimizde en ufak bir fırsat olsa orada canımıza kıyardık.” dedi. Köylülerle birbirlerini bir tek gözaltına alınırken gördüklerini söyleyen Demir, “Biz onlarca kişi gözaltına alındık. Ama 90 gün boyunca gözlerimiz ve ellerimiz bağlı bir şekilde bekletildik. Sorguya tek tek alınıyorduk. Birbirimizden işkenceden yükselen seslerimizden haber alıyorduk. Bazı işkenceler moral bozucu ve insanlık onurunu inciten boyuttaydı. Copları genital bölgemize sokup, ağzımıza koyuyorlardı. Sürekli falaka ve eksi 40’larda beton üzerinde uzatıyorlardı. Ayaklarımın ıslak ve küçük numaralı ayakkabıya konulması nedeniyle onları artık hissetmiyordum. Ölümü her an yaşıyorduk.” diye anlattı işkencede yaşadıklarını. Demir, “Yan tarafta Mustafa Erdal adında bir genç vardı. Bana ve Mustafa’ya ‘Sizi dağa götüreceğiz hadi kalkın’ dediler. Ayaklarım çürüdüğü için ayağa kalkamadım. Ayaklarım bana bağlı değildi adeta. ‘Nazlanma’ diyerek, bana saldırıp dövdüler. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Botlarımı ayağımdan çıkarmaya çalıştılar ama ayaklarıma yapışmıştı. Yün çoraplarımı ve ayakkabıyı keserek ayağımdan çıkardılar. Ayaklarım çürümüştü. Buna rağmen bir süre daha böyle beklettiler.” diye anlattı. 

‘DEVLET AYAĞINI TEDAVİ EDER’

Yaşadığı ağır işkencelerin ardından önce Hakkari Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Demir, durumu ağır olduğu için önce Van’a ardından ise Ankara’da hastaneye sevk edildi. Hastanede ayağı kesilen Demir’e, yetkililer “Devlet sana borçludur, seni tedavi edecek.” diyerek, ayaklarının bedelini tedavi ederek ödeyebilecekleri söyledi. Kendisine herhangi bir resmi evrak verilmeyen Demir, gözaltına alındığı tutanağa bile geçirilmeden Hakkari’deki evine gönderildi. 

Olayın ardından baskılar da bitmedi.  Demir, sürekli takip edilmesi nedeniyle 1995 yılında Van’a taşınan Demir, çocuklarını okutabilmek için çok zor koşullarda çalışmaya devam etti.

‘DAVAMIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIM’

 

Gözaltına alınmaları ile ilgili herhangi bir resmi işlemin yapılmadığına dikkat çeken Demir, “Beni hastaneden çıkaracakları zaman ‘Seni bilmeyerek bu hale getirdik. Beraat oldun. Devlet sana borçludur devlet seni tedavi edecek’ dediler. ‘Allah rızası için bana bir resmi belge verin. Beni tedavi etmenizi istemiyorum. Beni çocuklarımın yanına götürün, son kez sağ salim olarak onları göreyim.’ dedim.” diye konuştu. Birçok kez suç duyurusunda bulunmak için savcılığa gittiğini söyleyen Demir, “Bana tüm mahkemeler, ‘Biz senin davana karışamayız. Bütün yetki askeriyededir.’ diyerek dilekçemi geri verdiler. Yıllar sonra dava açtım ve davamın takipçisi olacağım.” dedi. Yıllar süren uğraşlar sonucunda açılan dava 15 Ekim’de Hakkari’de görülecek. (DİHA)

ÖNCEKİ HABER

Okul kapıları sorunlarla açılıyor

SONRAKİ HABER

Maltepe Belediyesi önünde direnen işçi belediyenin şikayeti üzerine gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa