ABD dayatıyor: Ya IŞİD ya müstemleke

ABD dayatıyor: Ya IŞİD ya müstemleke

Ali Karataş ve Yusuf Ertaş tarafından hazırlanan Arap Coğrafyası'nda Bu Hafta, ABD önderliğinde kurulan IŞİD karşıtı koalisyonun içeriği ve hedeflerinin Arap basınındaki yansımasını ele alıyor.

Ali KARATAŞ
Yusuf ERTAŞ

ABD’nin IŞİD’e karşı geliştirmeye çalıştığı strateji, Arap basınında geçen haftanın ana gündem maddesi oldu. Lübnanlı yazar Muhammed Ballut, Lübnan’ın IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyonun içinde yer almasını “mayın tarlasına” girmeye benzetti. Ballut bu adımı Lübnan’ın Suudi Arabistan – ABD eksenine girmesi olarak yorumladı. Arap ülkelerinin bu oluşan koalisyon ile iradelerini ABD’ye teslim ettiğini de ifade eden yazar; “Bildirgede Arap bölgesel sisteminden geri kalan şey, ilk olarak Arap ligi kayıt ve şartsız olarak iradesini ‘Amerikan’ın savaşına’ teslim etmiştir” dedi.

7 MİLYAR DOLARLIK SEVET

Obama’nın oluşturmaya çalıştığı ittifakın sorunları da makalelerde yerini aldı. Abdulbari Atvan, Obama IŞİD’in yok edilmesi hedefine kendi döneminde asla ulaşılamayacağını söyledi. IŞİD’in 7 milyar dolara ve günlük 2 milyon dolarlık gelire sahip olduğuna dikkat çeken Atvan, örgütün kısa sürede ortadan kaldırılamayacağını belirtti.

SURİYE, İRAN, RUSYA YOK

Irak’ta yayınlanan al Sabah gazetesinden Semih Saab ise oluşan koalisyonun içinde Suriye, İran ve Rusya’nın olmamasının başarıyı zorlaştırabileceği görüşünde. Saab, İran’ın dışında bırakılarak geçekleştirilen Afganistan’da Taliban’ın devrilmesi politikasının başarısız olduğunu altını çizerken bu gün yeniden bu politikanın tekrarlandığına vurgu yaptı. 


WASHİNGTON ARAPLARA SEÇİM YAPTIRIYOR: SÖMÜRGECİLİK YA DA IŞİD

Muhammed BALLUT
Assafir

LÜBNAN, ABD-Suudi Arabistan’ın IŞİD’e karşı oluşturduğu mayın tarlasında. Cidde’de on Arap ülkesinin açıklamasında ön plana çıkan sonuç Lübnan’ın ABD ve Suudi Arabistan’ın IŞİD’i ortadan kaldırmaya değil onu sınırlamaya çalışan planına ortak edilmesidir.   Lübnan’ın mütevazı enerjisinin bunu taşımaya gücü yok. Bu karar Lübnan’daki kendi içinde uzlaşma politikasına son noktayı koydu. Sonuç olarak Lübnan, ABD-Suudi eksenine girmiş oldu. 

LÜBNAN, SURİYE’NİN DOSTLARI GRUBUNDA

Lübnan’ın Suriye’nin dostları grubundan 40 ülkenin IŞİD’e karşı bildirgesini imzalamakla içinde yer almaya taahhüt etmiş oldu. Binlerce vatandaşını bu örgüte gönderen ve göndermeye devam eden Arabistan’ın Dışişleri Bakanı Faysal; Yemen, Irak, Suriye ve Libya’yı kapsayan cepheyi teröre karşı tek cephe olarak tanımladı. 

SORUNUN MUHATABI TÜRKLER İMZALAMADI

Yedinci bölümdeki 2170 sayılı kararın terörün desteklenmesinden, sığınak yerlerin sağlanmasına ve Irak ve Suriye’ye sızmalarına kadar bütün maddelerinin ilk muhatabı olan Türkiye, IŞİD’e savaş bildirgesini imzalamaktan uzak durdu. 

ABD, ÖNDERLİĞİNİ DÜNYAYA ONAYLATACAK

Bildirgenin metninin, imza atanların IŞİD'e yönelik çok yönlü bir askeri harekatta bulunacakları ile sınırlı olması Lübnan’ın siyasi çıkmazını hafifletmez. Bildirgede Arap bölgesel sisteminden geri kalan şey, ilk olarak Arap ligi kayıt ve şartsız olarak iradesini “Amerikan’ın savaşına” teslim etmiştir. Hem de Batıdan ve ABD’den farklı olarak bağımsız bir Arap stratejisi olmadan. Artık belirsiz hedeflerini ABD’nin liderliğinde Arap topraklarında ve Arap semalarında gerçekleştirecektir. Hem de ABD’nin dünyadaki liderliğini de onaylatmak için. Obama’nın Amerikalılara konuşmasında üç sefer belirttiği gibi; “ABD Arapları da özel olarak kapsayan bu koalisyona önderlik edecektir.”

ARAP HALKLARININ İRADESİ ABD’DE

Ürdün, Lübnan, Kuveyt, Mısır, Suudi Arabistan, Umman, Katar, Bahreyn, BAE ve Irak; bağımsızlıklarını ve iradelerini Amerikan ajandasına teslim ettiler. Koalisyonun liderliğini yapacak olan Amerikalılar için bir bağlantı noktası bir liman olma rolü ile yetinerek. Amerika’nın çıkarları doğrultusunda operasyonlar uzatılacak. Suriye’nin hava operasyonlarından faydalanmasını engellemek için de Amerika’nın stratejisinin gerektirdiği kadar Suriye’de bir miktar cihatçı bırakılacak. 

ABD BANDAR’IN İZİNDE

Amerikan Başkanının elinde Suudi Arabistan’ın eski istihbarat şefi Bandar Bin Sultan’ın stratejisine dönmekten daha iyi bir fikir yoktur. Suudi Arabistan IŞİD’e karşı mücadele stratejisi, kendi topraklarında Suriyeli savaşçıların eğitimi ve finansmanı üzerine kurulu. Bu strateji bu dosyadan uzaklaştırılan Bandar’ın fikirlerine dönmektir. 

Bandar iki yıl önce Özgür Suriye Ulusal Cephesini inşa etti. Üç yıl boyunca kamplarda 15 bin Suriyelinin Pakistan, Amerikan ve Ürdünlü askerler tarafından eğitilmesi için 5 milyar dolar harcadı. Süreç aşiretlerin silahlandırılması ile devam etti. Aşiretlere güneyden, Ürdün üzerinden Şam’a doğru yürümeleri önerildi. Plan başarısızlığa uğradı. Bandar yıkıcı bir hataya uğramıştı. Gelen bilgiler Amerikalıların yeniden aynı hatayı canlandırmak için Suriye cumhurbaşkanlığı dairesinden ayrılan bir subayın Fransa’nın cesaretlendirmesiyle ordu kurma teklif edildiği yönünde. Yine gelen bilgilere göre ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Umman’da son ziyaretinin, Bandar’ın projesinin uygulanması için resmi teklif götürmek için olduğu. Lakin ayrılan subay iki yıldır Umman ile İstanbul arasında netice almadan mekik dokuyor. 


OBAMA’NIN IŞİD’E KARŞI “BÖLGESEL “ İTTİFAKI SORUNLU

Abdulbari ATVAN
Raialyavm

BARAK Obama Çarşamba günü ABD ve müttefiklerinin bölgedeki çıkarlarını tehdit eden IŞİD’i ortadan kaldırmak için kendi stratejisini ortaya koyan bir konuşma yaptı. Bu konuşma ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Savunma Bakanı Hegel’in Ortadoğu’ya yapacakları tura denk geldi.

ABD stratejisinin detayları henüz bilinmiyor. Ancak ortaya sızan bilgiler IŞİD saflarına yabancı savaşçı katılımın önünü kesmeyi, IŞİD’e ait askeri üsleri ve Irak ve Suriye’deki kendi kontrolleri altındaki binaları yok etmek için askeri operasyonları yoğunlaştırmayı hedeflediğini gösteriyor.

IŞİD’İN SERVETİ 7 MİLYAR

Obama IŞİD’in yok edilmesi hedefine kendi döneminde asla ulaşılamayacaktır. İki yıllık görev süresi kaldı ve IŞİD başka “terör” örgütüne benzemiyor. IŞİD, yaklaşık yedi milyar dolar tahmin edilen serveti ve ham veya rafine petrol satışından günlük olarak elde ettiği 2 milyon dolardan daha fazla devam eden geliri ile finansal olarak tamamen kendi kendine yeten bir durumdadır. Bu para kaynakları onları beş yıl ayakta tutabilir.

Ben bunları IŞİD’i yüceltmek için söylemediğimi vurgulamalıyım. Ben sadece Lübnan’da bulunduğum esnada karşılaştığım IŞİD’e yakın birçok kaynaktan elde ettiğim bir bilgiyi tekrarlıyorum.

TÜRKİYE, ARABİSTAN, YEMEN

Obama, IŞİD ile mücadele etmek için “geniş” bir uluslararası koalisyon oluşturmayı arzuladığını söylüyor.

Komşu durumundaki Türkiye’de, vatandaşlarının ve diplomatlarının güvenliği, kendi 30 milyonluk turizm endüstrisi ve kendi Kürtlerinin bağımsızlık taleplerinden duyduğu korku öne geçiyor.

Suudi Arabistan Mısır’lı Sisi’yi desteklemiş olmanın yol açtığı bir iç krizle karşı karşıya. Ve komşu Yemen’de gençlik içinde binlerce fanatik IŞİD destekçisi bulunuyor.

İŞGAL MEZHEPSEL GERİLİMİ ŞİDDETLENDİRDİ

Umman’daki toplantılarımda çok önemli şeyler işittim. Bir IŞİD sempatizanı bana Irak’taki ABD askeri müdahalesinin zaten yaygın olan mezhepsel gerilimi şiddetlendireceğini belirtti. Kaynak Sünni toplumun IŞİD’i desteklemekte birleştiğini söyledi.

Yine Ebu Musab el Zerkavi ile bağlantılı Selefi Düşünür Şeyh Ebu Muhammed el Makdisi ile kendi mütevazı evinde buluştum. O bana, eğer seçim ABD askeri müdahalesinin desteklenmesi ile IŞİD arasında olacaksa kendisinin ikincisini seçeceğini ve çok sayıda yaşlı ve vaizin takipçilerine aynı şekilde yapmalarını tavsiye edeceklerine inandığını söyledi. Şeyh el Makdisi daha önce İslami Devlet’e ve onun lideri Ebu Bekir el Bağdadiye karşı şiddetli bir doktrin savaşına girişmişti. ABD’nin savaş beyanlarının yol açtığı bu dönüş son derece önemlidir.

TÜRKİYE HER ŞEYİ YAPTI

Türkiye’nin, Beşar Esad’ın rejimini devirmek için kendi toprakları üzerinde cihatçıların geçişlerini kolaylaştırmaktan alternatif siyasi grupların kurulmasına kadar her şeyi yaptığını unutmamamız gerekir. Bu konuda yapmadığı tek şey hem Suudi Arabistan’ın hem de Katar’ın yaptığı gibi Suriye muhalefetinin yanında savaşmak üzere asker göndermek oldu.   

Başkan Obama Beyaz Saray’a “bütün savaşları sona erdirme” programı ile geldi ancak şimdi bugüne kadar yaşanan en dramatik ve tehlikeli çatışmaya dâhil oldu.


İRAN, ŞAM VE MOSKOVA OLMADAN KOALİSYON BAŞARILI OLUR MU?

Semih SAAB
Alsabah

ABD Başkanı Barack Obama, IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyonda Tahran ile Askeri ve siyasi işbirliği veya koordinasyona hazır olmadığını belirtti. Washington, 11 Eylül 2001’den sonra gerçekleşen Amerikan Afganistan’ı işgalinde orta çıkan durumun ortaya çıkardığı gerçekleri kabul etmesi gerekir. İran, Taliban’ın devrilmesinde ne siyasi ne de askeri olarak ortak olmadı. Lakin kendi sınırlarında düşman bir rejimin devrilmesinden istifade etti. Bugün IŞİD’e karşı mücadelede Washington Afganistan’ı tekrar ediyor. İran direk koalisyonda ortak olmasının körfez ülkelerinin özellikle Suudi Arabistan’ın, Bahreyn’in, BAE’nin karşı çıkışına neden olacak. İran ve Suudi Arabistan arasında anlayışın olmaması durumunda Riyad bölgede İran nüfuzunun genişlemesini reddedecek. Riyad’ın siyaseti; İran’ın nüfuzunu körfezden Gazze’ye buradan Suriye, Irak ve Lübnan’a ve Yemen’e kadar minimize etmek,  sınırlamak, küçültmek üzerine kurulu.

ABD, SÜNNİ İTTİFAK İSTİYOR

Obama Sünni devletlerin rol almasını istediğini söylediği açıklamasında İran’ın koalisyonun dışında kalmasını tercih etti. Çünkü mücadele edilen örgüt Sünni’dir. Onların görüşüne göre 2007‘de Sahva Sunna (Sünni uyanışı) sürecinde Irak’taki Sünni aşiretlerin el Kaideye karşı mücadelede üstlendikleri kritik rol başarıyı getirmişti.

Bütün bu gelişmelerin ortasında bir soru kendin gösteriyor. Mücadelede Tahran ve Şam’ın olmaması mücadelede kolaylığa mı yol açacak yoksa bu çapta bir müdahalede sınırlayıcı bir faktör mü olacak? Sonra Rusya’nın rolü ne olacak?  Belki de üç yıldan beri devam eden, son süreçte tehlikesinin farkına varılan, Şam’a yönelmiş olduğu durumda kabul edilebilir olan tekfirci tehlikesine karşı aynı çukurda olunduğuna ABD itiraz etmez.

www.evrensel.net