14 Eylül 2014 09:09

Ya Çarşı darbe yapsaydı?

Tarih 3 Haziran 2013... CNN ekranlarındaki belgesel yayını aniden kesilir ve apar topar canlı yayına bağlanılır... Fonda bangır bangır 'Gücüne güç katmaya geldik, Formanda ter olmaya geldik' çalmaktadır... 'Sayın izleyiciler bir son dakika gelişmesi için birlikteyiz. Çarşı Grubu TRT ve Meclis’i işgal etmiş, darbenin gerçekleştiğini duyuruyorlar...

Paylaş

Ayşen AKSAKAL

Ben hayal gücüme güvenirim aslında, etrafım da hayal gücü nefis insanlarla çevrilidir. Çocuklara anında hikayeler uydurup anlatırız. Ejderhaların gerçekten yaşadığı Duvapupa diye bir ülkeye vizelerin kalktığını ve uygun bir tur bulursak gidebileceğimizi ve giderken muhakkak metal şapkalarla kafamızı korumamız gerektiğini anlatır ve ikna edebiliriz. Eskiden trafik ışıklarının şeker pembesi, boncuk mavisi ve mor renkli olduğunu ama zamanla bu renkler çok neşeli olduğundan kimse ışıkları sallamadığı için daha net renklere geçildiği gibi hikayeler uydurarak yolda susmalarını sağlayabiliriz.

HAYAL GÜCÜMÜZ AMATÖR KALDI 

Ama Çarşı’nın darbe teşebbüsünde bulunduğu iddiası, hayal gücü konusunda bizi amatör bıraktı. Hatta “Abi az mantık yuh artık” dedirtti.

İktidara ters düşen her kesimin darbeci ilan edilmesine, darbenin kelime anlamından tüm ülkenin bihaber oluşuna, darbenin artık tecavüzden, katliamdan hatta soykırımdan daha büyük bir suç gibi lanse edilişine değinmeyeceğim bile. Kelimelere başka anlamlar yüklenilmesine, uydurulmuş kelimelere korku senaryoları saklanmasına artık şaşırmıyoruz.

Paralel yapı denen şey mesela halk açısından bakıldığında, kirli çamaşırları ortaya seren aile içi bir kavga iken, şu an başbakanın seçiminde paralel yapı ile mücadeleye söz vermenin IŞİD ile mücadeleden önemli bir kriter olduğunu görüyoruz. 

70 milyondan da aklı başında 2-3 milyon çıkıp; “IŞİD kellemizi kesmekle tehdit ediyor ve de kesiyor, paralel dediğin eloğlunun evini dinliyor, ikisi aynı şey olur mu lan?” demiyor.

Birinin çıkıp da “artık mantık aramayın, Truman Show gibi bir deneme yaptık. Sonuçları şöyle şöyle oldu, aha da kameralar haydi Türkiye el sallayın her şey geçti artık” demesini beklediğimiz şu günlerde, yine de mantık aramadan duramadım.

ÇARŞI’NIN DARBEDEN BEKLENTİSİ NEDİR?

Çarşı’ya darbe teşebbüsü iddiasında mantık aradım. 

Böyle bir iddia varsa bu darbenin gerçekleşme olasılığına karşı savcı müebbet istemiş olmalı değil mi? Yani bir daha teşebbüs edemesinler, müebbet yatsınlar ki bir daha zinhar darbeye marbeye kalkışamasınlar, ocaklarına ateş düşsün, birlikleri bozulsun istemiştir.

Çarşı grubu darbeye teşebbüs etmiş ise, darbeden beklentileri nedir? Mevcut iktidarı düşürüp yerine devlet başkanlığına Cem Yakışkan’ı mı getireceklerdi?

İşte buradan sonraki detayları düşündükçe çok eğlenceli oluyor vaziyet, “Hakim Bey, sal bu çocukları allasen” dedirtiyor.

Şimdi velev ki Çarşı darbeye teşebbüs etti, velev ki Çarşı darbeyi yaptı; buyurmaz mısınız hayale?...

ÜLKEDE NELER OLURDU?

Tarih 3 Haziran 2013 

CNN ekranlarındaki belgesel yayını aniden kesilir ve apar topar canlı yayın stüdyolarına bağlanılır.

Fonda bangır bangır “Gücüne güç katmaya geldik, Formanda ter olmaya geldik” çalmaktadır.

“Sayın izleyiciler bir son dakika gelişmesi için yeniden birlikteyiz. Şu an Çarşı Grubu TRT Binasını ve Meclis’i işgal etmiş ve darbenin gerçekleştiğini duyuruyorlar. Açıklama için TRT’ye bağlanıyoruz.”

“İstanbul’daki Gezi protestolarında yer alarak nasıl becerdilerse Türkiye’deki toplam 600.000 kişilik askeri personele ve 340.000 kişilik polis gücüne rağmen başkent Ankara’da meclisi nasıl ele geçirdikleri anlaşılamayan Çarşı grubu, tüm illerdeki güçlerinin eş zamanlı olarak müdahalede bulunduğunu ve çubuklu forması bulunmayan kişilerin saat 18.00’den sonra sokağa çıkmasının yasaklandığını ilan ettiler.

Ülkede şu an olağanüstü hal ilan edilmiş durumda.”

Akabinde yeni hükümet kurulur ve yemin metnine 

“Bir ömür boyu seveceğiz 

Her yüzyılın efendisi büyük Beşiktaş 

Yağmur Çamur hep deleceğiz,

Biz kartalız bizim yuvamız büyük Beşiktaş” satırları eklenir.

Yeni torba yasa ile diğer spor kulüpleri kombineleri için “rekabet vergisi” konurken  okullardaki andımızın kaldırılmasından doğan boşluğun yerine 

“Bu sene şampiyon görelim sizi,

Ölmeden mezara koymayın bizi,

Korkutmaz bizleri musalla taşı,

Ölümüne seviyoruz biz Beşiktaş’ı” dizelerinin okunması zorunlu hale getirilir.

İlköğretim sistemi aynı torba yasa ile 4+4+4 sisteminden, bazı bölgelerde 4+4+2 bazı bölgelerde ise 4+3+3 e geçileceği duyurulur.

Atanamayan 200.000 öğretmen boştaki 40.000 kontenjana 1 asıl 2’şer yedek olarak yerleştirilir. Ataması yapılamayan 80.000 öğretmene devlet tarafından bonservisleri ödenerek serbest mesleğe geçişlerinde nakit sağlanacaktır.

“Her şeye karşı” beyannamesini imzalayanların vicdani retçi olmalarına izin verilecek ve her yıl kombine fiyatları ile eş zamanlı açıklanacak olan bedelli fiyatları ile askeriyede köklü bir değişiklik yapılacak, 19 Mayıs gösterileri ise yeniden tüm coşkusu ile stadlarda kutlanmaya devam edecektir.

Kartal ve Çağlayan adliyeleri Abbasağa Parkı’ndaki açık hava merkezde birleştirilecek ve Anayasa Mahkemesi’nden önce bir halk mahkemesi yargılaması sistemi konulacaktır.

Meclis Ankara’da olabilir ama olağanüstü hal boyunca merkezi yönetim Sinan Paşa Pasajı’na taşınacaktır.

Benim naçiz ve aciz hayal gücüm buraya kadar gelebildi.

Çünkü biz Çarşı’yı asla bir darbede hayal etmeyi akıl etmemiştik. Biz onları daha ziyade endüstriyel futbola karşı bir devrimde, Soma’da, Van’da insani yardım ve destekte, hayvan barınaklarına mama taşırken, kan bankasına bağış yaparken görmüştük. 

BU DARBE BİZİM BİLDİĞİMİZ DARBE DEĞİLDİR

Gezi boyunca İstanbul United ile kimse takımını satmamış, taraftar grupları da Gezi’yi satmamıştı, yine de herkesin yükseleni Çarşı ilan edilmişti. Bunun arkasında Çarşı’nın taraftar grubu olarak kalmayıp, bu örgütlü gücü insani yardıma, sosyal sorumluluğa çevirmesi de vardı.

Toplumsal olaylarda, mağdurdan ve haklıdan yana hızlı refleksi ile gönüllerde yer edinen Çarşı’ya bir darbe senaryosu hayal ederken bile, ayrımcılığa kayan şakalara elim tam gitmedi, yakıştıramadım.

Bu yüzden, Gezi ile taraftarlığın bambaşka boyutlarını, rakiplerin omuz omuza geldiği anı yaşamışken, bunun adı darbe teşebbüsü ise, yerde yaralı yatanın, dumandan nefesi kesilenin gözü çubuklu forma ararken hissettiği güvenin adı bu olduysa; o zaman bu darbe bizim bildiğimiz darbe değildir, bu dediğinizi biz Çarşı’nın elinden şaraptır der keyifle içeriz.

Gün ola akıl beri gele…

ÖNCEKİ HABER

İnsanlığın sorunlu gözleri

SONRAKİ HABER

"Eren Erdem’in bir kulağı hiç duymuyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa