14 Eylül 2014 06:00

Kadın işçiler için ana soru: ‘Sorunlar nasıl çözülecek?’

Mecidiyeköy’de Torun Center inşaatında 10 işçinin ölüm haberini aldığımızın ertesi sabahı Birleşik Metal İş Sendikası’nın Kemal Türkler Dinlenme Tesisleri’nde; Bursa, Kocaeli, Gebze, Çorlu, Tuzla, İzmir’den metal işçisi kadınların, Sosyal İş Sendikası’ndan temsilci ve üye kadınların işçi sağlığı iş güvenliği eğitimi için yola çıkmıştım.

Paylaş

Sema BARBAROS

Mecidiyeköy’de Torun Center inşaatında asansörün yere çakılıp 10 işçinin ölüm haberini aldığımızın ertesi sabahı Birleşik Metal İş Sendikası’nın Kemal Türkler Dinlenme Tesisleri’nde; Bursa, Kocaeli, Gebze, Çorlu, Tuzla, İzmir’den metal işçisi kadınların, Sosyal İş Sendikası’ndan temsilci ve üye kadınların işçi sağlığı iş güvenliği eğitimi için yola çıkmıştım. Yol boyunca yapacağımız sunumları düşünürken; bu çalışma koşullarının, uygulanmayan yasaların, verilmeyen hakların, alınmayan önlemlerin ve yaşanan cinayetlerin sadece bir işçinin hayatını değil, çevresindeki herkesi ve belki tanımadığı milyonlarca işçiyi nasıl etkilediğini düşünüyordum.

Soma katliamının üzerinden daha kısacık bir zaman geçmişken verilen sözler hala kulağımızdaydı. Soma protestoları için Torun Center önünden geçerken, dershane parası için çalışıp inşaattan düşerek ölen Erdoğan Polat için de yürüyüşümüzün üzerinden daha bir kaç ay geçmişti. 10 inşaat işçisinin ölümünden sonra tekrar rakamlara döndük. 2014 yılının ilk sekiz ayında bin 270 işçi emekçi bu cinayetlerde hayatını kaybetti. Hem çok basit önlemler alınmadığı için, hem de tıpkı Soma’daki gibi bu cinayetlerin ön alarmları verilmişken...
İşte bütün bu çalışma koşulları, önlemleri konuşmak üzere işçi kadınlarla buluşmuştuk. Sendikanın İşçi Sağlığı İş Güvenliği Uzmanı Sinem Derya Çetinkaya ve bu projenin sorumlusu Melek Özer, dört gün boyunca bu konu üzerine özel başlıklar hazırlamışlardı. Kadın işçilerin işçi sağlığı ve iş güvenliği hakları semineri için özel grup çalışmaları planlanmıştı. Kendi adıma ben bu seminerlerden, kadın işçilerin ve eğitmenlerin anlattıklarından epey şey öğrendim. Ayrıca işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının kadın işçiler üzerine etkilerini anlatmak üzere gittiğim bu çalışma benim açımdan, metal işçisi ve büro çalışanlarının anlattıklarını dinlemek, ilk günde başlayan sorularıyla sona yaklaşırken sorunlara yaklaşımlarındaki ilerleyişi görmek oldukça verimli üç gün geçirmemi sağladı.

EN ÇOK NE TARTIŞILDI?

İşçilerin çoğu uzun yıllardır fabrikalarda çalışıyor. Kimi fabrikalarında sendikalaşmak için direnişin içinde yer almış kadınlar. Farklı işyerlerinden yan yana gelmek bazısı için bir ilk, hatta bazıları için arkadaşlarıyla birlikte dışarıya “uzak” bir yere gitmek bile oldukça farklı. Tabii eğitimde kadınlar olunca, bazılarının çocukları da pek tabi onlarla gelmiş. Erkek işçilerin eğitiminde pek karşılaşılmayan bu durum, kadın işçiler açısından oldukça olağan.

“Kadın işçi olmak nedir?” başlığıyla başlayan eğitimde doğum izni, süt izni, emziren kadınların gece çalışmasına ilişkin yasak, meslek hastalıklarından işyerinde ağır ve tehlikeli çalışma koşullarına kadar pek çok şey üzerinde duruldu. Peki kadın işçiler en çok neleri tartıştı? Nelerin üzerinde durdu? Onların en temel gündemi ayrımcılık, erkek işçilerle sürekli kıyaslanmalar, bitmek bilmeyen evde ve işte müdahaleler... Kadınların kendi cümleleriyle söyledikleri şu: “Susuyoruz, konuşmuyoruz. Sessizliğe gömülüyoruz. İşyerinde başımızda müdür, evde adam... Korkuyoruz”. “Sürekli ‘senin kafan basmıyor’ diye yüksek sesle bağırıyor. Evde bir gün önce yaptığımız iş, yorgunluğumuz kimsenin derdi olmuyor”, “çoğumuzun aklı evde ya bitmeyen işlerde ya da çocuklarda”... En büyük şikayetler bunlar ama kadınlar için asıl soru: “Nasıl çözülecek?”.

İŞYERLERİNE TAŞINACAK GÜZEL BİR EĞİTİM

Kadınlara dönük yapılan bu seminer katılan işçi kadınlara olduğu kadar, katılamayan ama işyerlerinde arkadaşlarının öğrendiklerinden yararlanacak olan diğer işçi kadınlar açısından da verimli olacaktır. Çünkü kadınların sürekli dahil edildiği grup çalışmalarını yaparken kadınlar, “Biz de bunları işyerlerimizde yapabilir miyiz? Diğer kadınlarla nasıl yan yana gelebiliriz?” sorusunu soruyorlardı. Kadınlara dönük yapılan bu seminerlerin kadın işçilerin iş dışındaki buluşmalarına, çay molalarına yansıyacağı da kesin.
Ayrıca kadınlar içinde başında da söylediğimiz gibi işyeri dışında yan yan gelmiş olmak, birlikte tatil yapabilmek; sadece işyeri sorunlarını değil, yaşadıkları şiddeti tartışabilmek de onlar açısından oldukça olumlu olmuştu. En azından konuştuğumuz kadınlar bu seminerleri arttırmanın, her yerde yapmanın önemli olduğunu belirttiler. Kadınlara dönük yapılan bu seminerlerin hem sendikayı hem de kadın dayanışmasını güçlü kılacağının altını çizdiler.


‘ELALEM NE DER’İN İŞYERİ HALİ

Bir fabrikada çalışan metal işçisi anlatıyor: “Her gün müdür geliyor. Özellikle kadınlara yüksek sesle bağırıyor. Kızıyor, azarlıyor. Kocaman insanlarız. Biz de şöyle bir karar aldık. Cevap vermiyoruz. Yanımıza geliyor, bağırıyor. Biz de sadece “Sana da günaydın” diyoruz. Bize sinir oluyordu ama bir süre sonra durum değişti. Birlikte hareket etmek önemli”.
Elbette işyerleri sendikalı olduğunda durum daha da kolaylaşıyor. Çalışma koşullarının kayıt dışı çalıştıkları ya da sendikasız olan yerlerden farklı olduğunu görmek kadınları oldukça umutlandırmış.
Kadınlar işyerlerinde bir tartışma yürütürken şu sorunun etkisini de çok vurguluyorlar: “Elalem ne der?”. Pek çok tartışmayı, pek çok kararı buna göre aldıklarını söylüyorlar seminer boyunca. İşyeri temsilciliğini bile tartışırken bu önemli onlar için. Mesela boşanan kadınlar şöyle ifade ediyor durumu: “Ben dul bir kadınım. Nasıl tavır alınır?”, “Çeşitli toplantılar yapılacak, biz kadınlar hepsine katılamayacağız. O zaman da temsilcilik yapamamış olacağız”.
Kadınlar işyerindeki diğer işçi arkadaşların ve sendikanın bunu aşmak için aslında ön açıcı olmasının çok önemli olduğunu söylüyorlar. Hepsi olmasa da böyle desteklerin var olduğunu söyleyenler az değil.


SENDİKASIZLIĞI BİLEN KADINLARIN ‘BİRLİK’ FARKINDALIĞI

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde yaşanan sorunlar elbette bu eğitimde çokça gündem oluyor. Dikkat çeken ilk şey, eğitime katılan kadınların işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunları açısından  çalışan ya da sendikasız işyerlerinde çalışan kadınlara göre daha fazla farkında olması. Bu farkındalığı en çok taşıyanlar da fabrikada ilk çalışmaya başladığında sendikasız olup sonradan mücadeleyle sendikada örgütlenenler taşıyor. Eğer birlikte hareket etmezlerse kazanımlarının ellerinden alınacağının üzerinde duran bu kadınlar. O açıdan sendikadan beklentileri en fazla olanlar da yine bu kadınlar.


AH ŞU BİTMEYEN EV İŞLERİ!

Seminerde bir sunumu da İMECE Ev İşçileri Sendikası’ndan Serpil Kemalbay yaptı. Evle iş arasında mekik dokuyan kadınların yaşadıkları sorunlar, evin işlerinin kadının üzerinde kalışının da tartışıldığı sunumda kadınlar, evde yapılan 25 kalem işten bahsetti. Çamaşır- bulaşıktan çocuk bakımına, misafir ağırlamaya kadar... Bunlara kafa yorma işinin işyerinde de bitmediğini anlatan kadınlar açısından tabi ki işçi sağlığı iş güvenliği riskleri erkek işçilere oranla daha fazlalaşıyor. Gün boyu kafasında büyüyen “yetişmemenin” verdiği kaygıyla kadınlar, çok daha fazla strese girdiklerini anlatıyorlar. Mesela “Evde iş yapılmasa ne olur?” sorusuna verilen cevaplardan bazıları şöyle: “Düzen bozulur. Kavga çıkar. Huzursuzluk olur, tüm hayatımız etkilenir. Yine bana kalır. Bir daha dünyaya gelirsem baba olacağım.”


SEMİNERE KATILAN KADINLAR: BU EĞİTİMLER YAYGINLAŞMALI

Seminere katılan kadınlara işçi sağlığı iş güvenliği açısından yaşadıkları sorunları ve eğitimlerden akıllarında kalanları, beklentilerini sorduk:

Huriye Güçlü (LİSİ FTB İşçisi): 24 yıllık metal işçisiyim. Doğumlarda verdiğim aralar var. Çocukları en azından okula gönderecek yaşa yetirene kadar çalışamadım. İki çocuğum var, en az beş yaşına kadar çalışamadım. Yani işte 10 yıl kayıp var. Kreş yok, bırakılacak yer bulamadım. Hamileyken artık son dönemlerimdi. İşe gidiş gelişlerde çok zorlanıyordum. E5 kenarında araba beklerken bile kocaman karnıma rağmen tırlar sürekli korna çalıyordu. İşe giderken sürekli bu tedirginliği yaşıyordum. Böyle bir günde parmağımı makineye kaptırdım. Mesela ben o sürecimi hiç unutamıyorum. Bu işyerinde değildim, o zaman sendikasızdım. Bütün haklarımız işverenin vicdanına kalmıştı. Kadınlar daha az para alıyordu. Ben sendikanın varlığıyla kadın ve erkek işçilerin aynı haklara sahip olduğunu öğrendim. Bu eğitimin önemli olduğunu düşünüyorum. Bazı bilgilerimiz kulaktan dolma oluyor. Burada bire bir öğreniyoruz. Haklarımızı daha derinlikli öğreniyoruz. Kadın işçilerin erkeklerden iki kat stres ile çalıştığını zaten biliyordum ama bunlar üzerine kafa yormamı sağladı.

Sevim Pişkin (LEGRAND işçisi): 16 yıldır işçiyim. Depremden sonra Gebze’ye gelmek zorunda kaldım. Aynı zamanda anneme bakıyorum. Benim de aklım hep onda kalıyor. Benim mesai fabrikada başlıyor, sonra evde devam ediyor. Aslında 25 yıldır çalışıyorum. Ama o ilk çalıştığımız yerlerde sigorta girişi yapılmamış. Eskiden bu kadar çabuk sigortaya bakamıyorduk. Çok da aklımızda yoktu aslında.

Güler Yılmaztürk (Doruk Ev Gereçleri İşçisi): 18 yıldır çalışıyorum. Sekiz yıldır buradayım. Yemekhanede başladım önce işe. Sendikaya girdiğimden beri durumum değişti. Mesela kadın erkek sendikalı olunca aynı görüldük. Ben tek olmadığımı anladım. Fabrikada kadınlar en fazla evdeki hallerini yorgunluklarını bitmeyen işlerini konuşuyor. Evden geliyoruz ama kafamızda sorunlarla geliyoruz. Çocuk, evin ihtiyaçları, yemek derken tekrar ev gidiyoruz, yine başlıyoruz. Bu sefer “Yarın iş var” diyoruz. Biz kadınlar için her şey sürekli kendini tekrar ediyor.

Emine Başak Eroğlu (Metro Gross Market İşçisi): 7 yıldır çalışıyorum. Bizim için en büyük sorun ergonomi. Satış elemanları sürekli müşteriyi memnun etmek zorunda. İşyeri temsilciyim. Çocuğum yok, ailemle yaşıyorum. Böyle olunca daha çok koşturabiliyorum. Ama böyle olmadığında da kadınlar bu sorumlulukları alabilmeli. Bunun koşullarını yaratabilmeliyiz. Durum erkeklere göre planlanınca her şeyin genelleştiğini düşünüyorum. Kadınlar için hep ayrıca düşünmeliyiz. Kadınlar bu tür eğitimler, toplantılar genel olunca yaptıkları işin psikolojik ve sosyal yanlarını kolay anlatamıyorlar. Bu anlaşılmayı da zorlaştırıyor. Bu seminerin iyi olduğunu düşünüyorum. Daha farklı işkollarından kadınlarla buluşmak, geneli de görebilmemizi sağlıyor. Bence bu kadın eğitimlerini yaygınlaştırmalıyız. Bu, sendikaların da varlığını kalıcı kılar. Ayrıca kadın dayanışmasını büyütmek ve etkin kılmak sendikaları da güçlü yapar biz kadınları da.

ÖNCEKİ HABER

21. kat uyarısı dikkate alınsaydı...

SONRAKİ HABER

Manisa'da işçiler geleceklerini tartışıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa