12 Eylül 2014 06:00

Darbenin üzerinden 34 yıl geçti, her şey olduğu gibi duruyor

12 Eylül askeri cuntasının 34. yılı aynı zamanda Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı davanın neticelendiği yıl oldu. Evren ve Şahinkaya’ya müebbet hapis cezası verildi, ayrıca rütbeleri söküldü. Ancak 12 Eylül kurumları olduğu gibi varlığını koruyor.

Paylaş


Hasan AKBAŞ
Ankara


12 Eylül askeri darbesinin 34. yılı aynı zamanda darbenin mimarları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı davanın neticelendiği yıl oldu. İki yıl süren dava 18 Haziran’da sonuçlandı. Yargılama sonucunda darbeci sanıklar Evren ve Şahinkaya’ya “Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca müebbet hapis cezası verildi. Ayrıca, rütbeleri sökülerek TSK’yla ilişikleri kesildi.

Ancak davaya müdahil olan avukatlar, darbeyle hesaplaşmak için bu sonucu yeterli görmüyor ve AKP’nin “12 Eylül’le yüzleştik” propagandasına itiraz ediyor.

İKİ GENERAL YARGILANDI, YA İŞKENCELER?

12 Eylül davası müdahil kurumlarından 78’liler Federasyonu Genel Başkanı Avukat Nejat Kangal, itirazını şöyle dile getirdi: “Evren ve Şahinkaya’nın yargılandığı dava sadece iki generalin darbe yaptıkları nedeniyle yargılandığı bir davaydı. Ya işkencehaneler, işkenceciler? Türkiye eğer darbeyle yüzleşseydi, binlerce işkence gören vatandaşın işkencecileri şu an yargı önünde olurdu. Bu konuda yargıda ilerlemiş bir durum yok. İşlerini, yurtlarını kaybeden vatandaşların durumu... Her şey olduğu gibi duruyor. Sokaklar da, okullar da darbenin, darbecilerin ismi yer alıyor. 12 Eylül’le yüzleşme dedikleri, sokaklarda gördüğümüz darbeci isimleri mi? Her yerde darbecilerin isimleri, adları, gelenekleri yüzümüze, gözümüze sokuluyor. Buysa yüzleşme evet yüzleşiyoruz. Her seferinde katilleri, işkenceleri hatırlıyoruz.” Tüm işkenceciler yargılanıp cezalandırılmadığı sürece bir yüzleşmeden bahsedilemeyeceğini belirten Kangal, federasyon olarak hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.

RAKAMLARLA 12 EYLÜL

SON DEĞİL, BAŞLANGIÇ

Avukat Mehmet Horuş da, “O dönem yapılan yargılama ve idam cezalarının haksız ve hukuksuz yapıldığının ortaya çıktığının kanıtlanmış olmasıdır. 17 yaşında idam edilen Erdal Eren’ler ve onlarca kişi için bu durumun adı artık cinayettir” dedi. Dava ile ilgili kararın neticelenmiş karar değil, bir başlangıç olduğunu belirten Horuş, “12 Eylül bu iki kişinin yaptıklarından ibaret değil. Onlarca soruşturma aşamasında bulunan işkence dosyaları var,  bunlar da sürüyor. Bu dava tam anlamıyla 12 Eylül’ü cezalandırma davası değildi. Ancak bir parçası ve önemli bir tarafıdır. O dönem yapılan her şey insanlığa karşı suçtur. O bakımdan Ankara başta olmak üzere onlarca ilde soruşturma aşamasında olan dosyaların hızla dava aşamasına getirilerek, alt kademe işkencecilerin de yargı önüne çıkartılması hızlandırılmalıdır. Çünkü bu karar bütün bu dosyaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini ortaya koydu” diye konuştu.

Avukat Horuş, Amasya’da Et Balık Kurumu’nun darbe döneminde işkencehane olarak kullanıldığına dair kanıtların ortaya çıktığını ve bu kanıtlar sonucunda yeni bir davanın açılması için hazırlık yaptıklarını söyledi.

 

ÖNCEKİ HABER

AKP, 12 Eylül Anayasasından nemalandı

SONRAKİ HABER

Mecliste çalışan işçiler arasında ayrımcılık: 4D'lilere az maaş, pahalı yemek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa