11 Eylül 2014 08:34

Torba boş çıktı, mücadeleye devam!

Yılan hikayesine dönen torba yasanın Meclis mesaisi nihayet sona erdi. 'Müjde, müjde' nidalarıyla beklenti içine sokulan taşeron işçilere, torbadan ne kadro ne de yeni bir hak çıktı. Madenlerde ise Soma’da olduğu gibi yüzlerce işçinin ölümüne yol açan özelleştirme ve taşeronlaştırma aynen devam edecek.

Paylaş

Onur BAKIR
Sendika Uzmanı

Yılan hikayesine dönen torba yasanın Meclis mesaisi nihayet sona erdi. “Müjde, müjde” nidalarıyla beklenti içine sokulan taşeron işçilere, torbadan ne kadro ne de yeni bir hak çıktı. Madenlerde ise Soma’da olduğu gibi yüzlerce işçinin ölümüne yol açan özelleştirme ve taşeronlaştırma aynen devam edecek. 

MUVAZAA KORKUSU

Torba yasada en çok göze çarpan husus, AKP hükümetinin “muvazaa” korkusu. Muvazaalı, yani hileli taşeronluk ilişkisinin tespiti halinde taşeron ilişkisi sona eriyor, işçiler asıl işverenin işçisi haline geliyor. Bu konudaki yargı kararlarını uygulamayan AKP Hükümeti, torba yasada yer alan düzenlemelerle, “muvazaa”nın ortaya çıkmasını engellemeyi hedefliyor. Torba yasa ile kamuda hangi yardımcı işlerde ihaleye çıkılabileceği, hangi işlerin taşerona verilebileceği kararını Bakanlar Kuruluna bırakıyor. 

Öte yandan kamu kurum ve kuruluşları ile işletmelerine, taşerona iş vermeden, ihaleye çıkmadan önce maliye, hazine ya da özelleştirme idaresinden uygun görüş alınması zorunluluğu geliyor. Bu kurallara aykırı davranan olursa, “muvazaa” çıkarsa, bunun faturası kamudaki bürokratlara kesiliyor. Ayrıca, muvazaanın tespiti de daha zor hale getiriliyor. Mevcut düzenlemeye göre iş müfettişi raporu ile muvazaa tespit edilirse, iş mahkemesi son kararı veriyordu. Ancak torba yasa ile Yargıtaya temyiz yolu açıldı. Böylece muvazaanın tespiti daha uzun sürecek ve zorlaşacak. Kara yolları başta olmak üzere muvazaa tespiti yapılan işyerlerinde çalışan işçilerin “kadro” beklentisi de torba yasada karşılık bulmadı. 

AKP’nin taşeronu denetlemeyi amaçlar gözüken bu maddeleri, uygulamada farklı bir biçimde yorumlaması, taşeronlaştırmayı daha da yaygınlaştırmaya çalışması sürpriz olmaz. Öte yandan “muvazaa” korkusu nedeniyle bürokratlar, kamuda ciddi bir kıyıma gidebilir, taşeron işçilerin görevlerini değiştirebilir ya da işçileri işten çıkarabilir. 

TAŞERONA MAKYAJ

Torbada, taşeron işçiye kadro yok. Taşeron işçinin “gazını almak” amaçlı bazı düzenlemeler var. AKP Hükümeti işçilerin zaten var olan ancak ihlal edilen haklarına ilişkin düzenlemeler yaparak, taşeron işçilere yeni haklar getiriyormuş gibi bir imaj çizmeye çalıştı. Bu düzenlemelere göre kamuda çalışan taşeron işçi, kıdem tazminatını doğrudan kamudan alacak. Kıdem tazminatı hesaplanırken işçinin kamu kurumlarındaki toplam hizmet süresi birleştirilecek. Benzer biçimde yıllık izin bakımından, taşeron değişse bile işçinin çalıştığı toplam süre esas alınacak. Taşeron işçinin ücretini ödemezse, kamu işçiye ücretini ödeyecek, ödediği miktarı taşeronun hak edişinden kesecek. Kamuda bazı ihaleler en az üç yıllık yapılacak. Sendika bir taşeron şirkette toplu iş sözleşmesi yetkisi alırsa ve taşeron şirket kamu işverenleri sendikalarından birine yetki verirse, TİS sendika ile kamu işverenleri sendikası arasında yapılacak. Bu durumda toplusözleşmeden doğacak farklar kamu tarafından ödenecek. 

MADENDE 45 SAATE DEVAM

Soma faciasının ardından torba yasa tasarısında maden işçilerinin haftalık çalışma süresini 45 saatten 36 saate düşüren bir madde yer almıştı. Ancak maden şirketlerinin yoğun baskısının ardından komisyonda bu madde değiştirilerek, maden işçilerinin yer altında 36, yer üstünde 9 ancak yine toplamda 45 saat çalıştırılmalarını sağlayan  düzenlemeye yer verildi. Böylece maden işçilerine sağlanan en önemli hak tırpanlandı. 

Hükümet adım atmak zorunda kaldı fakat Soma faciasının asıl nedeni olan madenlerde taşeronlaştırma ve özelleştirmeye ilişkin hiçbir adım atmadı. 

TORBADAN SONRASI…

Sonuç olarak torba boş çıktı! Taşeron işçilerin zaten var olan haklarını, yasaya daha açık bir biçimde yazmak, belki sorunları bir miktar hafifletebilir ancak ortadan kaldırmaz. Çünkü sorunun kaynağı, taşeron sisteminin kendisi. Bataklığı kurutmadan sineklerle mücadele etmek olanaklı değil. Tam da bu yüzden, meselemiz taşerondan kurtulma meselesi ise buna göre bir mücadele yürütmek zorundayız. Taşeron işçiler olarak, Türkiye işçi sınıfı olarak, “Müjde, müjde size, AKP’den müjde size” martavallarına kulak asmamak zorundayız.

ÖNCEKİ HABER

Ölüme ‘buyur’ diyen çalışma!

SONRAKİ HABER

“Yalnız Efe” Documentarist’te gösterildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa