11 Eylül 2014 08:11

Ortak Sağlık Güvenlik Birimi nedir, ne değildir?

'İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasını, alınan önlemlerin uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesini, gelişmelerin izlenmesini, bu alanda ortaya çıkan en son teknolojilerin uygulamaya alınmasını işveren yükümlülüğü olarak düzenlemiştir.' Avukat Murat Özveri'nin yazısı...

Paylaş

Murat ÖZVERİ
Avukat / Çalışma Ekonomisi Doktoru

İşçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlamak işverenin yükümlülüğündedir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasını, alınan önlemlerin uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesini, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine ilişkin gelişmelerin izlenmesini, bu alanda ortaya çıkan en son teknolojilerin uygulamaya alınmasını işveren yükümlülüğü olarak düzenlemiştir.

İşverenler bu görevlerini 6331-6. maddesine göre ya kendileri “Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli” görevlendirerek yerine getirirler ya da “Bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine” getireceklerdir.

Daha önce 4857 sayılı İş Yasası, şimdi de yürürlükteki 6331 sayılı Yasa, Ortak Sağlık Güvenlik Biriminin (OSGB) kurulabilmesinin hukuki dayanağını oluşturmuştur. Ancak 6331 sayılı yasa OSGB’leri işveren yerine koymamıştır. Yasaya göre işveren, işçi sağlığı-iş güvenliği önlemlerini yaşama geçirmek için personel istihdam etmeyecek, bunun yerine işçi sağlığı-iş güvenliği hizmetlerini OSGB’lerden satın alacaktır. Böylece işverenin işçi sağlığı-iş güvenliği alanında yapmakla yükümlü olduğu hizmetler piyasaya açılmış, piyasada bu hizmetleri üretip işverene satan kâr amacıyla ve doğal olarak piyasa ekonomisinin kurallarına bağlı çalışan yeni bir iş alanı yaratılmıştır.  

PATRONLAR, BAĞIMSIZ HEKİME İTİRAZ ETTİ

Bu gerçeklik OSGB’leri tanımlayan hukuki mevzuatta da yer almıştır. OSGB’ler, 6331 sayılı Yasa’da ve bu yasaya göre yayımlanmış olan İş Sağlığı İş Güvenliği Yönetmeliğinde“Kamu kurum ve kuruluşları, organize sanayi bölgeleri ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından, işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmak üzere kurulan gerekli donanım ve personele sahip olan ve Bakanlıkça yetkilendirilen birim” olarak tanımlanmışlardır.

İşçi sağlığı-iş güvenliği hizmetlerinin piyasaya açılması birden bire olmamıştır. OSGB kurulmadan önce işyerlerinde işçi sağlığı-iş güvenliği önemlerini belirlemek işyeri hekimlerinin göreviydi. İşyeri hekimleri meslek etiğinin dışında hiçbir otoriteye tabi olmaksızın görev yapmak zorundaydı. İşyeri hekimlerinin mesleki bağımsızlığı yeterli olmasa da Türk Tabipleri Birliğinin işverenden bağımsız, işyeri hekiminin ücretini belirleme ve hekim atama yetkisi sayesinde işçi sağlığı-iş güvenliği etiği korunmaya çalışılıyordu.

İşverenler kendi otoritelerinin kısmen de olsa Türk Tabipleri Birliği tarafından sınırlandırılmasına, az da olsa güvenceye sahip bağımsız işyeri hekimiyle çalışmaya itiraz ettiler. Bu işveren istemlerini dikkate alan hükümet, yasayla işyeri hekiminin yanında teknik konularda görev yapacak “İş Güvenliği Uzmanı” adı altında yeni bir birim belirledi. Teknik konularda uzman birisinin de sürece katılması olumlu gibi görünse de işçi sağlığı-iş güvenliği hizmetlerinin teknik kalitesi artırılıyormuş gibi yapılıp iş güvenliği ve işyeri hekimlerinin işverene karşı güvencesi tümüyle ortadan kaldırıldı. Bu durum,meslek örgütlerinin devre dışı bırakılması, güvencesi tümüyle işverenin insafına bırakılmış, güvencesiz ama sorumlu bir ara kademenin ortaya çıkmasının dışında bir yarar sağlamadı.

EN İYİ HİZMET DEĞİL EN AZ MALİYET

İşçi sağlığı-iş güvenliği hizmetlerinde maliyeti en aza düşürme amacına ulaşmak için yapılanlar yeterli görülmemiş olmalı ki, hükümet bu kez de işçi sağlığı-iş hizmetlerini işverenlerin paket olarak piyasadan satın alması, bu hizmetleri verecek donanım ve personele sahip kuruluşların kurulmasını gündeme getirdi ve OSGB’ler böylece kuruldu.

Tüm bu yapılanlar ve yapılmak istenenlerin işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini piyasaya açacağı, bu hizmeti verenlerin piyasada rekabet içerisinde kâr etme amacıyla hareket etmek zorunda kalacakları, piyasada ise en iyi hizmeti verenlerin değil, işverene en az maliyetle hizmet verenlerin kalacağı eleştirileri piyasa ekonomisi kutsanmasıyla duymazlıktan gelindi. 

Ne yazık ki eleştirilerin hepsi yaşam tarafından doğrulandı. OSGB’ler kendi maliyetlerini en aza indirecek bir iş organizasyonu kurmakla işe başladılar. Çalıştırdıkları doktorlar dahil personelle çift bordro uygulaması yapılması, işyeri hekimi sertifikası olmadan ucuza hekim çalıştırıp, imzaların ve kaşelerin işyeri hekimi sertifikası olan hekime attırılması, piyasadan işveren firmalarını bağlayan SGK gibi kurumlarda çalışanların baş tacı edilip korunması uygulamaları başladı. İşyerine maliyet getirse de işçi sağlığı-iş güvenliği önlemlerinin en azından yasa ve yönetmeliklere uygun yapılmasını savunan, işini gerektiği gibi yapmaya çalışan işyeri hekimleri istenmeyen adam ilan edilip dışlandılar. Çalıştırılan personelin ücretlerinin ödenmemesi, bazı OSGB’lerde işyerine hiç uğranılmadan kağıt üzerinde işlem yapılması örnekleri arttı. OSGB’ler şimdiden kendileri başlı başına bir sorun olarak çalışma yaşamında yerlerini aldı.

SONUÇLARI AĞIR

Bakanlığın OSGB’leri denetleme işini piyasanın doygunluğa ulaşmasından sonraya erteler bir tutum içerisine girmesi, OSGB’leri, birkaç istisnanın dışında ne kadar az hizmet verirlerse o kadar fazla kazanan kurumlara dönüştürdü.

Piyasada verilen her hizmet için geçerli kuralların işçi sağlığı-iş güvenliği hizmeti alanında da geçerli olmasının sonuçları ise elbette diğer hizmetlere göre ağırdır. Zaten yetersiz olan işçi sağlığı-iş güvenliği önlemleri OSGB sayesinde tümüyle kağıt üzerinde kalan bir hizmete dönüşmeye doğru gitmektedir. Elbette soruna sadece maliyet açısından bakanlar açısından korkulacak bir şey yok. Soruna insan yaşamı açısından bakanlar açısından ise durum tek kelimeyle vahimdir. efalarca yazdığımız, konuştuğumuz gibi OSGB’lerin kuruluş mantığını ve işleyişini yeniden ele alıp işçi sağlığı-iş güvenliğini piyasa ekonomisinin mantığından kurtarmak acil bir gereklilik haline gelmiştir.

ÖNCEKİ HABER

Almanya’nın Kürdistan aşkı nereden geliyor?

SONRAKİ HABER

İstanbullu işçiler: İmamoğlu’nun verdiği sözleri tutmasını bekliyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa