11 Eylül 2014 07:57

Emekçileri okumak

Sennur Sezer, Mustafa Kemal Coşkun'un hazırladığı Emekçileri Okumak isimli kitaba dair yazdı....

Paylaş

Sennur SEZER

Edebiyatımızın çalışan sınıflarla bağlantısının azlığı gündeme gelir ara sıra. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi sosyoloji bölümü öğretim üyelerinden Mustafa Kemal Coşkun, 2012-2013 döneminde açtığı Marksizm ve Kültürel Çalışmalar başlıklı doktora dersini alan “arkadaşlarının” emeklerini  bir araya topladı: Emekçileri Okumak.

Alt başlığı “Edebiyatımızda sınıf, kültür, ve işçilerin gündelik hayatı” olan  çalışmanın sunuşu Aydın Çubukçu’nun.

Orhan Kemal, Aziz Nesin, Ahmet Naim, Reşat Enis, Mehmet Seyda, Rıfat Ilgaz, Nejat Elibol ve Adnan Özyalçıner’in  öykülerinin işçi sınıfı, sınıf kültürü, emekçi dünyası bakımından irdelendiği bu çalışma edebiyatımızdaki önemli bir inceleme eksiğini tamamlayacak bence.

2014 mayısında Soma madenlerindeki cinayette hayatını kaybeden maden işçilerinin anısına adanan Emekçileri Okumak’ı  hazırlayan Mustafa Kemal Coşkun, şu önemli noktanın altını çiziyor:

(..) Bana öyle geliyor ki işçi romanının azlığını tek başına ülkede işçi sınıfının gelişmemişliğine bağlamak sorunludur. Elbette ki bu önemli bir etkendir ve göz ardı edilmemelidir. Buna belki şöyle bir noktayı da eklemek gerekir: Türkiye’de roman türü gelişene, üstüne üstlük bu romanları yazanların toplumcu gerçekçi bir yaklaşımı benimsemelerine kadar işçi romanı ortaya çıkmamıştır (Aynı soruları Türkiye sineması ya da diğer sanatsal ürünler için de sormak anlamlıdır. Sahi kaç tane işçi filmi sayılabilir ki? Tıpkı Orhan Kemal, Reşat Enis Aygen ve diğerleri gibi. Bugün , en azından gelişmiş, kısmen örgütlü ve az ya da çok mücadele eden bir işçi sınıfı var ve kapitalizm yığınları giderek daha fazla işçileştirmeye devam ediyor. Buna karşılık kaç tane işçi romanı yazılıyor, işçi filmi çekiliyor ki ülkemizde? Bu durumda belki de asıl sorun, aydınların, yani edebiyatçıların, bilim insanlarının, film yönetmenlerinin, senaristlerin, ressamların, bestecilerin ve aklınıza daha kim geliyorsa onların, toplumsal ve tarihsel bir bakış açısından yoksun olmaları olmasın?”

Aydın Çubukçu’nun sunuşu bu soruya  birden fazla yanıt veriyor. Bu yanıtları özetlemek kuşkusuz onun anlatmak istediği eleştirel durumu zedeleyecektir. Ancak şu saptamasının altını çizmek gereklidir: “Modern tarih boyunca, işçi sınıfı kültürünün yenilgisinin siyasal ve ve askeri yenilgiden daha ağır sonuçlara yol açtığı gözlenmektedir.  Kurtulan, sürgün yolunu tutan, bir biçimde saklanmayı başaran komünarların acıklı durumuna dair pek çok saptama vardır. Barikattan tezgahına yenik dönen işçilerin hali de perişandır. Lümpenleşme kaçınılmaz sonuçlardan biri olmaktadır.”

Çubukçu’nun  Emekçileri Okumak kitabının önemi üstüne söyledikleri bu konuda çalışacakları yüreklendirecek ayrıntılar içeriyor:

“Bu derlemede yer alan çalışmalar bir yandan işçi sınıfı kültürüne yönelik diğer araştırma ve tartışmalara değerli bir katkı sunacaktır, diğer yandan sınıf mücadelesi politikalarının geliştirilmesi, zenginleştirilmesi için önemli bir kaynak sağlayacaktır. Çünkü araştırmalar yalnızca bir olgu hakkındaki bilgimizi geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda ele aldığı varlığın yeniden kurulması ve geliştirilmesi için de yol açıyor. İşçi sınıfına da yakışan da budur!”

*Emekçileri Okumak, -edebiyatımızda sınıf, kültür ve işçilerin gündelik hayatı- Emek Araştırmaları, Hazırlayan: Mustafa Kemal Coşkun, 200 s., www.evrenselbasim.com.

ÖNCEKİ HABER

Yılın Başarılı Gazetecileri ödüllerinin sahipleri belirlendi

SONRAKİ HABER

Erkan Baş'tan sandığa çağrı: AKP'nin karanlığına 'dur' demek için oy vereceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa