2 Temmuz - ağır tahrik var ama…

2 Temmuz - ağır tahrik var ama…

35 aydının Sivas’ta diri diri yakılmasının üzerinden 18 yıl geçti… Diri diri yakılması… Yazması bile dehşet verici bir şey.Her yıl ülkenin bir çok yerinden on binlerce insan ‘Unutmamak ve unutturmamak için’ Sivas’a, Madımak Oteline geliyor. Bu yıl yine oradaydık. Gün, sabaha karşı 04’ten

Ümit Kartal

Her yıl ülkenin bir çok yerinden on binlerce insan ‘Unutmamak ve unutturmamak için’ Sivas’a, Madımak Oteline geliyor. Bu yıl yine oradaydık.
 Gün, sabaha karşı 04’ten itibaren şehrin tüm girişlerinde yapılan GBT kontrolleriyle başlıyor. Uzun yollardan, ‘Bir daha böylesi katliamlar yaşanmasın’ diye Sivas’a gelen insanlar, disiplinli bir şekilde kimlik kontrolü yapan devleti görerek güne uyanıyorlar. 2 Temmuz ‘93’te eli belinde, yakanları sadece seyreden devleti…
Kimlik kontrolü 3-4 noktada bir yapılıyor. İstanbul’dan gelen otobüslerde ‘Madımak Utanç Müzesi’ yazılı tabela olduğu için, otobüslerin şehre alınmadığı haberi geliyor.
2 Temmuz sabahı devletin organize tahrikiyle başlıyor yani.
Yürüyüş kolları için KESK’e bağlı sendikaların ya da cemevinin önünde buluşuluyor. Devlet orada da tüm kadrolarıyla görev başında. “Araları açalım, düzenli yürüyün dedi komiser, geçişe izin vermeyelim, koş koş koş” diye eşlik ediyor polisler. Çok dikkatli ‘seyrediyorlar’… ‘93’ten bugüne çok disipline olmuş kolluk güçleri!
Ancak gelenlerin bir taşkınlık yapmaya niyetleri de halleri de yok. Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, az çok insani değerlere sahip herkesin içinin sızlayacağı bir acıyı 18 yıl öncesi gibi taze yaşadıkları için, bir daha yaşamak istemedikleri için oradalar…
Şehit aileleri, Alevi derneklerinin yöneticileri, ‘milletvekilleri’ (Süheyl Batum, Sabahat Akkiraz, Kamer Genç oradaydı -ki onlar da seyrettiler devletin millete tahriklerini, tıpkı ‘93’deki gibi-) devrimci sosyalist örgütler, sendikalar, Kürtler, Türkler, Karadenizliler, Sunniler, yöre dernekleri… Anadolu’nun vicdanı Sivas’ta buluştu yine.. “Sivas kardeşlik şehri olacak, Yaşasın halkların kardeşliği, Bıji bratiya gelan,  Eşitlik kardeşlik inançlara özgürlük, Madımak Oteli müze yapılsın, Diyanet işleri kapatılsın, Susma haykır halklar kardeştir” sloganları eşliğinde yürüdük.
Katliam olduğunda yeni doğmuş olanlar bugün Sivas’ta 18 yaşında gençler… Muhtemelen anlamaya çalışıyorlar ‘93’te ne olduğunu, neden olduğunu… Muhtemelen önyargıları da var her yıl on binlerce insanın Sivas’a gelmesinden ötürü… Ama o kadar insani ki bu konu, az çok değer sahibi kime anlatsak, hak vermemesi mümkün değil. Devlet eliyle diri diri yakılmış suçsuz günahsız insanlar, aydınlar, sanatçılar…
Pencerelerinden yürüyüş koluna bakan Sivaslılar var… Genç, yaşlı, kadın erkek, başı açık, başı kapalı… Yok bir tepkileri, sloganları dinliyor, yazıları okuyorlar… Tepki göstermiyorlar tabi ki, ama gelip dahil de olamıyorlar! Bir çok sebebi olabilir bunun ama Alevi ya da Sünni, sıradan bir emekçinin ‘İyi olmuş, yaksınlar öldürsünler’ deme ihtimali çok düşük olsa gerek…
Sünni ya da Alevi, insanlar sokaktalar, pencerelerindeler, dükkanlarındalar… On binlerce kişiyle anma yapıyoruz biz de… Bundan tek rahatsız olan devlet kuşkusuz. Tarif etmeye kelime bulamıyorum, şöyle bir slogan geliyor neye boyun eğmediğini net olarak anlayamadığımız arkadaşlarımızdan: “Madımak’ı yakanlar, pencereden bakanlar!” Talihsiz… Saçma… Yanlış… İnsan olan kimseye yakıştıramadığımız bir suçu tüm şehre mal etme çabası nedensizce… Düşman çoğaltma girişimi sanki… Ön yargılara tahrik, ‘Siz gelmeyin, siz bizi anlamayın, siz ikna olmayın, siz katildiniz, doğuştan katilsiniz, katil kalacaksınız’ gibi bir suçlama sanki… 72 millete bir bakan öğretiye ters, ‘benim Kabem insandır’ diyen hoşgörüye, tahammüle, sevgiye, sabra aykırı, ‘Sivas kardeşlik şehri olmalı’ amacımıza düşmanca bir tahrik de bu kez içerden geliyor… Neyse ki çok fazla rağbet görmüyor Anadolu’nun vicdanında…
Arama noktalarında yeniden karşılaştığımız devletin soğuk yüzüne ‘Katil devlet hesap verecek’ sloganını haykırmadan edemiyoruz tabi ki… ‘Katillerden hesabı emekçiler soracak’ diyoruz, biliyoruz. Valinin ‘Madımak’ın önüne sokmayacağız’ emrine uygun, barikatlar kurulmuş ara sokaklarda, ‘Ferman valininse, sokaklar bizimdir’ dedikçe, kardeşliğe, eşitliğe, inançlara özgürlüğe inancımızı ve katile öfkemizi haykırdıkça açılıyor, bir yenisi çıkıyor, o da açılmak zorunda kalıyor.
Madımak’ın önüne geldiğimizde ise, devletin unutturma çırpınışının en çıplak haliyle karşılaşıyoruz. Madımak Oteline dair hiçbir iz kalmamış orada… Duvarı, tabelası, ismi değiştirilmiş. Listenin en önünde 2 katilin isminin yazıldığı bir ‘bilim kültür merkezi(!) yapılmış. Her gün önünden geçen Sivaslılar görmesin, bakmasın, düşünmesin diye.. Yeni doğan gençler bilmesin diye herhalde… ‘Madımak Oteli utanç müzesi olmalı ki bir daha böyle katliamlar yaşanmasın, hep beraber utanalım bundan’ diyenlere inat, devlet silmiş kendince tarihi. Dikmiş önüne kap kalın bir barikat daha… Diri diri yakılan çocuklarının anısına gelen aileleri sokmuyor devlet otelin önüne… ‘Çok sağlam ve kararlı’ dikilmişler… ‘93 geliyor insanın aklına. Aynı yer, aynı devlet… Eli belinde seyredişi geliyor.
Üzerinde ‘Madımak Utanç Müzesi’  yazılı tabelayı binaya götürmek istiyoruz, ‘katiyen’ böyle bir şeye izin vermiyor devlet, gaz bombaları patlıyor. Yaşlı kadınlar yerlerde sürükleniyor, eziliyorlar daracık sokakta… ‘Halka değil, katillere barikat’ diyoruz, binalarda ellerinde kameralarla halkı çeken sivil polisler ‘Rahat durun, yaktık bir daha yakarız’ diye bağırıyor. Ağır tahrik var yani… Devlet ‘pencereden bakan Sivas halkının değil, kendisinin yaktığını, hâlâ da aynı zihniyette olduğunu hem kurduğu barikatla hem de tahrikleriyle gün boyu sık sık itiraf ediyor.
Onca tahrike rağmen, ne Sivaslılar ne de şehir dışından gelen bizler, provokasyona kapılmıyoruz. Barış ve kardeşlik isteyenler çoğuz ama hâlâ çok örgütlü olmadığımız için olmalı ki, Madımak’ın önünü açtıramadan bitiriyoruz anmamızı…
Madımak insanlığın vicdanında zaten bir utanç müzesidir kuşkusuz. Ancak pencereden bakanlara devletin bu yüzünü gösterdiğimizde, barış için, eşitlik için el ele verdiğimizde, Madımak gerçekten müze olacak, inançlar özgür yaşanacak, eşitlik, kardeşlik sağlanacak ve katiller kaçmaya delik arayacaklar…

www.evrensel.net