08 Eylül 2014 17:41

'İş güvenliği konusunun hayati önemde olduğunu' anlamışlar!

Bülent Arınç, İstanbul Mecidiyeköy'deki Torun Center inşaatında hayatını kaybeden 10 işçi ile ilgili yaptığı açıklamada; 'ILO sözleşmelerinin 167 ve 176 sayılı maddelerine ilişkin kısımlarının yeni yasa dönemi başında kanunlaşması istenmiştir' dedi.

Paylaş

Bülent Arınç, İstanbul Mecidiyeköy'deki Torun Center inşaatında hayatını kaybeden 10 işçi ile ilgili yaptığı açıklamada; "ILO sözleşmelerinin 167 ve 176 sayılı maddelerine ilişkin kısımlarının yeni yasa dönemi başında kanunlaşması istenmiştir" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında Başbakanlık Merkez Bina'da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, açıklamalarda bulundu.

Arınç; "İş Güvenliği Eylem Planı yapılması ve kamuoyuna açıklanması kararı alınmıştır. İş güvenliği konusunun artık Türkiye için hayati önemde bir konu olduğu anlaşılmıştır. Bu sadece 10 işçimizin bir asansörün düşmesi sonucunda vefatı ile ilgili de değildir. O kadar yasal düzenleme yapıyoruz. O kadar işçi sayımız artıyor. O kadar yeni güvenlik tedbirleri alıyoruz. Ama buna rağmen eğer bu iş kazaları olup hayatımız kaybedilebiliyorsa nerede bir eksiklik var veya uygulamada nerede bir aksama var, şüphesiz bunları görebileceğiz" dedi.

Arınç,"Takriben 3 saat boyunca İstanbul'da Mecidiyeköy'de eski Ali Sami Yen Stadı arazisinde yapılan bina inşaatında vuku bulan bu elim facia üzerine ilgili bakan arkadaşlarımız hem olayın nasıl meydana geldiği hem öncesi hem sonrası ile. Muhtemel sebepleri konusunda fikirlerini ifade ettiler. Bildiğiniz gibi 6 Eylül 2014 günü buralarda bir inşaat var. O inşaatta da maalesef 10 işçimiz ve yaklaşık bin 250 kilogram ağırlığında kartonpiyer, insan ve yük asansöründe 31. kattan düşmek sureti ile asansörün düşmesi sonucu hayatlarını kaybettiler. Hepimiz için şüphesiz büyük bir acı oldu. Genç arkadaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Kardeşler var ve memleketlerine üç beş kuruş kazanarak bunları göndermek ve aile bütçelerine katkıda bulunmak isteyen işçi kardeşlerimiz var. Bu acı hepimizin acısıdır" diye konuştu.

'KANUNLARIN ÖNGÖRDÜĞÜ CEZALARA MUHATAP OLACAKLAR'

Arınç; "Şüphesiz bir iş kazası olduğu anlaşılıyor. Olay saatlerinde hemen olay yerine intikal eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız saat 3 sırasında olay yerine intikal etmişti. Başbakanımız bilgilendirilmişti. İlgili kurumlar da olay yerine görevlendirilmişlerdi. Sayın Faruk Çelik'in konu hakkında verdiği bilgileri etraflıca dinlemiş olduk. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir adli soruşturma başlatıldı. Bu adli soruşturma devam ediyor. Olayın meydana gelmesi ile ilgili olarak idari bakımdan bir sorumluluk var mıdır? Hemen hemen her olaydan özellikle ölümlü olaylardan sonra adli soruşturma yalnız kalmıyor, idari soruşturma da devam ediyor. Bu konuda da ilgili bakanlıkların bir çalışması var. Bu çalışma sonucunda da kusurlular veya eksiklikler, dikkatsizlikler sebebi ile meydana gelmişse bu olay en çok suç nerededir, kimdedir, bunların ortaya çıkarılması için gerekirse bilirkişi incelemeleri de yapılmak sureti ile herhalde haklarında davalar açılacaktır. Kanunların öngördüğü cezalara muhatap olacaklardır" ifadelerini kullandı.

'BAŞBAKANLIK TEFTİŞ KURULU GÖREVLENDİRİLECEK'

Toplantıda işçi katliamıyla ilgili olarak vardıkları sonuçları açıklayan Bülent Arınç, şunları söyledi: "Adli soruşturmaya bir müdahalemiz söz konusu değil. Olay anından itibaren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olay üzerinde soruşturma başlatmıştır. İdari soruşturma hem valiliğimiz hem ilgili kurumlar tarafından belediyeleri de kapsayacak şekilde o da başlatılmış ve devam etmektedir. Bugün Sayın Başbakanımız görüşmelerin sonunda bir karar verdi. Kendi yetki ve sorumluluğunda bulunan Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu görevlendirecektir. Başbakanlık Teftiş Kurulu da sadece bu spesifik olaya münhasır değil bundan 3 yıl önce çok büyük bir özenle çıkardığımız iş sağlığı ve güvenliği kanunun bu geçtiğimiz 3-4 yıl içerisindeki uygulamaları, bir eksiklik var mıdır, yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç var mıdır, bu olaylarla ilgili olarak süreçler nasıl cereyan etmektedir, yetki ve sorumluluklar kimlerdedir, böyle bir olay vuku bulduğunda kimler hangi noktalarda sorumluluk alabileceklerdir. Bunları Başbakanlık Teftiş Kurulu'na çok özenli bir şekilde hazırlanması için Sayın Başbakanımız talimatlarını vermiştir. Bu bir iş kazası olduğuna göre ölen hayatlarını kaybeden yurttaşlarımız için her birine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın sosyal güvenlik anlamında ölüm geliri, ölüm aylığı ve diğer ödemelerin süratle yapılmasına karar verildi"

'ILO SÖZLEŞMESİ MECLİS'E GELECEK'

İLO Sözleşmesinin 2 maddesini Meclis'te yasalaşması için görüştüklerini söyleyen Arınç, "İLO Sözleşmeleri ile ilgili 167 ve 176. maddeler konusu vardı. İş sağlığı ve güvenliği kanunu çıktığı zaman bu sözleşmelerin de hükümlerini de kapsayacak düzenlemeler yapılmıştı. Bu bakımdan tek başına İLO Sözleşmelerinin bu maddelerine ilişkin bir gecikme söz konusu değildi. Bunlardan 167 sayılı inşaat işlerinde güvenlik ve sağlık sözleşmesi birisi 176 sayılı maden işyerlerindeki güvenliğin sağlanması ile ilgili sözleşme bir diğeriydi. Avrupa birliği normları gereği İLO Sözleşmelerinin bu maddelere ilişkin kısımlarının da onaylanması maksadı ile TBMM'ye bir an önce gönderilmesi ve yeni yasa döneminde kanunlaştırılması istenmiştir" dedi.

'SON ZAMANLARDA O KADAR GARİP OLAYLAR YAŞAMAYA BAŞLADIK Kİ'

Yakın zamanda meydana gelen iş cinayetlerine değinen Bülent Arınç, iş kazalarını önlemek için üzerinde daha çok duracaklarını söyleyerek "İş Güvenliği Eylem Planı yapılması ve kamuoyuna açıklanması kararı alınmıştır. İş güvenliği konusu artık Türkiye için hayati önemde bir konu olduğu anlaşılmıştır. Bu sadece 10 işçimizin bir asansörün düşmesi sonucunda vefatı ile ilgili de değildir. Son zamanlarda o kadar garip olaylar yaşamaya başladık ki bildiğiniz gibi bir damperli kamyon şehir içerisinde damperi kalkık bir vaziyette kilometrelerce yol alabiliyor ve sonunda da bir üst geçide çarpmak sureti ile geçit çökertiliyor ve altında kalan minibüsün şoförü hayatı kaybediyor. Bir barajın yakınında insanlar piknik yaparken sular birden geliyor. Uyarılar yapılmış da olabilir. Ama insanlarımız burada hayatlarını kaybedebiliyorlar. Mesela sadece 10 işçimizin hayatını kaybetmesi ile ilgili de değil 300 vatandaşımızın yurttaşımızın Soma madenlerinde hayatını kaybetmesi ile ilgili de bunu bağlantılı düşünebiliriz. O kadar yasal düzenleme yapıyoruz. O kadar işçi sayımız artıyor. O kadar yeni güvenlik tedbirleri alıyoruz. Ama buna rağmen eğer bu iş kazaları olup hayatımız kaybedilebiliyorsa nerede bir eksiklik var veya uygulamada nerede bir aksama var, şüphesiz bunları görebileceğiz" şeklinde sözlerini sürdürdü.

'EN ÇOK ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI İNŞAAT SEKTÖRÜNDE OLUYOR'

En çok ölümlü iş kazasının inşaat sektöründe meydana geldiğini belirten Arınç, "Sayın Bakanın verdiği bilgiler içerisinde görebiliyoruz ki son 5 yılın ortalaması ile inşaat sektöründeki kayıplarımızın sayısı 351 civarındadır. Bazı yıllarda bu 400'ün 500'ün üzerine çıkmıştır. Bazı yıllarda 200 civarında kalmıştır. Ama ortalaması 351 olarak görülmektedir. Binlerce insanın çalıştığı sektörlerin içerisinde bu kadar sayının bile yüksek görülmesini biz fevkalade önemsiyoruz. 1 kişinin hayatı bile bizim için çok önemli. Bu hayatını kaybetmeler noktasında iş sağlığı ve iş güvenliği bakımından bir eksiğimizin olup olmadığını uzun boylu tartıştık. En çok ölümlü iş kazası inşaat sektöründe oluyor. Nakliyat ikinci sırada geliyor. Orada sayı 115. Sonra maden sektörü geliyor. Tahminlerimizin dışında burada şüphesiz Soma yok. benim elimdeki istatistikler 2012 sonu itibariyle 2008'den başlayarak geliyor. Soma başlı başlına bütün yılların ortalamasından şüphesiz fazla oldu" ifadelerini kullandı.

'BİZİM TESPİTLERİMİZE GÖRE KAZANIN NEDEN OLABİLECEĞİNİ AZ ÇOK ANLIYORUZ'

Mecidiyeköy'de yaşanan iş cinayetiyle ilgili tespitlerini anlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dikkatimizi çeken şudur. Büyük bir inşaat yapılıyor. Burada asıl bir işveren var. Onunla birlikte çalışan sayısı 185'tir. Faal olarak hizmet alımı sureti ile alt yüklenici durumunda 45 firma var. 45 firmada çalışan işçi sayısı da bin 316. Topladığınız zaman hepsinin bin 300'ün çok daha üzerinde bir işçi sayısına ulaştığını görebiliyoruz. Çünkü herkes alt işveren, taşeron veya yüklenici ile ihale edilmiş çalışan insanlar. Bizim tespitlerimize göre kazanın neden olabileceğini az çok anlıyoruz"

'NE İŞ VERSEN YAPARIM AĞABEY, DÖNEMİ GEÇTİ'

Mesleki yeterlilik konusunun da gündemlerinde olduğunu ifade eden Bülent Arınç, "Mesleki yeterlilik kurumunun da rolü üzerinde ayrıca durulmuştur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız bugüne kadar 560 meslek hakkında kriterler belirlemiştir. Ne iş versen yaparım ağabey, dönemi geçti. Vasıflı elemanların işlerde çalıştırılması döneminin de geldiğini düşünüyoruz. Mesleki yeterlilik sertifikası almayanların o mesleklerde çalışmaması gerektiğine inanıyoruz" dedi. (DHA)

ÖNCEKİ HABER

2014 yılında en az 272 inşaat işçisi can verdi

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İstanbul'da en büyük ihaleler canlı yayınlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa