07 Eylül 2014 11:59

Rüyanın sonu (ya da bir rüya trajedisi)

Amerikan Rüyası… Özgürlükler Ülkesi Amerika… Yıllar boyunca sadece ABD’lileri değil dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca insanı aslında hiç olmayan bir hayale inandırabilmek…

Paylaş

Ömer Furkan ÖZDEMİR

Amerikan Rüyası… Özgürlükler Ülkesi Amerika… Yıllar boyunca sadece ABD’lileri değil dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca insanı aslında hiç olmayan bir hayale inandırabilmek… Bütün bir 20. yy boyunca (Ülkemizde ve diğer ülkelerde de benzerlerine rastlayabileceğimiz ancak hiçbir zaman ABD’deki kadar olamamış olan) yalanlar üzerine kurulu bir sistemin kölesi haline getirilmeye çalışılan milyonlarca insan…
Olay ABD’de geçiyor… Yalancı olan hepimizin bildiği üzere kapitalizm ve onun ağabeyi emperyalist kapitalizm… kandırılan masum genç ABD halkı… Tetikçiler hükümet ve onun her türlü aracı... Hikayenin başlangıcı da trajedi: Zengin olma hayaliyle Amerika kıtasına göç eden Avrupalılar… İç savaş sonrası “özgürlükler ülkesi”ni kurma… ve olaylar gelişir… ancak trajedi başka bir boyuta sıçrar…
Öyle ki 30 ekim 1938’de Orson Welles, CBS radyo kanalında, H.G.Wells’in bilim kurgu klasiği Dünyalar Savaşı romanının radyo tiyatrosu versiyonu için mikrofon karşısına geçtiğinde, o sırada radyo programını dinleyen milyonlarca ABD yurttaşı, ülkelerinin gerçekten uzaylılar tarafından istila edildiğini zannederek ordu, polis, itfaiye ve sağlık kuruluşlarının telefon hatlarını kilitlemişlerdi… Kitle iletişim araçlarının gücünün farkına varan ABD burjuvazisi ve ülkeyi yönetenler, 1930’lu yıllarda Almanya’nın, daha sonra (2. Dünya Savaşında) Sovyetler Birliği’ni işgal etme amaçlarına zemin oluşturmak amacıyla başlattığı kara propaganda tekniklerini ve argümanlarını, zamanın “medya devi” William Herst’in San Francisco Daily Examiner ve New York Mourning Journal gazeteleri aracılığıyla devralmış ve 2. Dünya Savaşı sonrasında da “Özgürlükler Ülkesi” ABD ve Amerikan Rüyası’nı tehdit eden “zalim ve amansız komünizm tehdidi” paranoyası üzerinden bütün bir ABD toplumunu korku-paranoya üzerinden kontrol etme politikasıyla sürdürdüler. Dolayısıyla “Amerikan Rüyası”, yani her ABD yurttaşının (ve dahi ABD’ye adım atan herkesin) her an zengin olabileceği (ve sıklıkla orta sınıf yaşamı olarak karşımıza çıkan refah düzeyine ulaşabileceği) propagandası aslında, Amerika kıtasının keşfi sonrası bu kıtaya yönelik Avrupa’lı göçünden devralınarak soğuk savaş boyunca, dünyanın diğer tarafında ilk anda doğrudan yönetime katılım, ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık, insanca çalışma koşulları, kültür devrimi vb. somutlanan sosyalizme karşı merkez kapitalist bir ülkenin en önemli “dayanağı” olmuştur.

UZAYLI KOMÜNİSTLER

McCarthy döneminde işin boyutu medyanın yanı sıra her alanı kullanmaya varmıştır. Örneğin “Amerikan rüyası”nı tehdit eden “komünist istilacılara” uzaylı komünistler de eklenmiştir! “kızıl gezegen mars” vb. bilim kurgu filmlerinin başlattığı yeni furya “mars’lı komünist uzaylıların ABD’yi işgal planları” konulu onlarca filmi beraberinde getirmiştir. Elbette sadece sosyalizme karşı değil, dünyanın neresinde olursa olsun ABD’nin çıkarlarıyla çelişen-çatışan her ne var ise “Amerikan Rüyası”nın tehdidi ilan edilmiştir… Hani şu hiç gerçekleşmeyen rüyanın… ABD Vietnam halkını katletmeye giriştiğinde ve ama Vietnam halk ordusunun direnişiyle arkasına bile bakamadan bu ülkeyi terk etmek zorunda kaldığında “rambo” filmleriyle tarih çarpıtıcılığı bir kez daha sahneye çıkmıştır: Amerikan Rüyası’nı savunmak üzere bu ülkeye giden ABD askerlerine akıl almaz işkenceler yapan zalim Vietnam’lılar! Gazetelerden, TV’lerden, sinemadan sürekli olarak Amerikan Rüyası’nı tehdit edenlere karşı direnen ABD hükümetlerinin çabalarını izleyen milyonlarca ABD yurttaşı bir yandan da o “ulaşılabilir olan” Amerikan Rüyası’nın peşinde koşmuştur… Hadi klişe bir ifadeyle söyleyelim: Çok küçük ve şanslı bir azınlık dışında da ulaşan olmamıştır ne yazık ki…
1990’ların ortalarıyla birlikte “Yeni Dünya Düzeni”nin zaferini ilan ettiği yıllarda çatırdamaya başlayan bu inanç, 11 eylül saldırıları ile bir başka biçime bürünmüştür: Amerikan Rüyası’nı tehdit eden” İslamcı teröristler”!
Ancak bugün artık “rüya” trajediye dönüşmeye başlamıştır: ABD halkının yüzde 60’ı Amerikan Rüyası’nın gerçekleşebilir olduğuna inanmamaktadır… ve hikaye nasıl devam edecek hep birlikte göreceğiz…


 

ÖNCEKİ HABER

‘Amerikan Rüyası’ kabus oldu!

SONRAKİ HABER

Sanayi üretimi ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6 azaldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa