06 Eylül 2014 06:00

Otosansürün gölgesinde diyalog arayışı

Gazeteci Sargsyan 'Ermenistan’da açıktan sansür yok ama medya sahipliği konusunda şeffaf olmayan ilişkiler problem yaratıyor' diyor ve açıklıyor: 'Ermenistan’da medya siyasi ve ekonomik oligarkların baskısı altında.'

Paylaş

Hazırlayan: Yard. Doç. Dr. Suncem Koçer

Dosya: Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde haber medyası ve gazetecilerin rolü

Haberciliğin özünde hakikati işleme, gerçeği inşa etme kapasitesi varsa habercilerin omzunda toplumsal olanla kurduğumuz ilişki açısından pek çoğumuzunkinden çok daha ağır bir yük olmalı. Bu yük bazı tarihsel dönemeçlerin ya da ikircikli konuların olduğu kadar gündeliğin haberleştirilmesinde de önemli bir sorumluluğa dönüşüyor. Kimin gerçekliği, neresinden bakarak, hangi araçlarla ve nasıl kamusallaştırılmalı gibi pek çok sorunun cevabı habercilerin iktidar odaklarıyla kurduğu ilişkilere ışık tutuyor. Başka bir deyişle, haber yapma pratik ve mekanizmalarını, onları çerçeveleyen güç ilişkilerinden bağımsız düşünmek mümkün değil. Dolayısıyla, hakikatin işçileri olarak haberciler için habercilik ağır bir yük, kıymetli bir sorumluluk olduğu kadar bir mücadele alanına da dönüşebiliyor.

Hrant Dink Vakfı Türkiye - Ermenistan seyahat fonu yararlanıcısı olarak Erivan’da geçirdiğim bir hafta boyunca yaptığım görüşmelerde birincil amacım Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin gidişatını gazetecilerin gözünden anlamaya çalışmaktı. Kısa zamanda yaptığım sınırlı sayıdaki görüşmede medya çalışanlarından iki komşu ülke arasındaki inişli çıkışlı ilişkilerin medya yansımalarını dinlerken, hem kültürel ve siyasi gerçekliğin işçileri olarak kendi tahayyüllerini hem de Ermenistan ve Türkiye’deki haber kültürüne dair algılarını öğrenme şansım oldu. Daha detaylı bilgiler içinse daha çok gözlem ve yeni bir ziyaret gerekiyor.

‘AÇIKTAN BİR SANSÜR YOK AMA...’

Görüştüğüm gazeteciler Ermenistan’da açıktan uygulanan bir sansür mekanizması olmadığı yönünde hemfikir. Biraz daha detaylı anlattıklarındaysa, Ermenistan medyası çalışanlarının, sansürü mekanizmaları üzerinden daha farklı tanımladıklarını görmek mümkün. Örneğin, Gazeteci Nune Sargsyan “Ermenistan’da açıktan sansür yok ama medya sahipliği konusunda şeffaf olmayan ilişkiler problem yaratıyor” diyor ve açıklıyor: “Ermenistan’da medya siyasi ve ekonomik oligarkların baskısı altında. Hükümete yakın ya da iktidarla doğrudan iç içe geçmiş odaklar televizyon kanallarının, gazetelerin sahibi.” Gazeteci Gegham Vardanyan ise, Sargsyan’ın sözlerine “Sansür yok değil de, sansürün kanıtı yok” ifadesini ekliyor ve esas sorunu otosansür olarak belirtiyor. Vardanyan’a göre medya sahipliği meselesi ve bunun dolaylı sonucu olarak otosansür Ermenistan haber medyasının doğasını belirliyor. Medyada tabu olarak görülen ve dokunulmaz olan konular var; bunların başında ordu ve Karabağ meselesi geliyor. Üzerlerinde hükümetten ya da patronlardan gelen kanıtlanabilir bir baskı olmamasına rağmen, gazeteciler iş bu tabu konulara gelince klişelerin ve kabul gören ifade biçimlerinin dışına çıkmıyorlar.

MİLLİYETÇİLİK LİMANI

Milliyetçilik, Ermenistan haber kültüründe en çok kabul gören ve güdümlü haber pratiğini haklı çıkarmada belki de en çok sığınılan liman. Gegham Vardanyan ordu ve Karabağ gibi tabu konuların haberleştirilmesindeki sistem sarsılmasın diye ekonomi ve gündelik yaşam gibi konuların da normatif milliyetçilik süzgecinden geçirilerek haber yapıldığına dikkat çekiyor. Yine Vardanyan, Ermenistan medyasının en önemli problemi olarak nitelediği şeffaf olmayan medya sahipliğinin altını şöyle çiziyor: “İzleyiciler hangi kanalın kimin olduğunu bilmiyor. Dolayısıyla objektif sanarak edindikleri haberlerin neyin ürünü olduğunu bilmiyorlar.” Medya Girişim Merkezi olarak medya sahipliğini ifşa etmek yönünde yaptıkları çalışmaların önündeki en büyük engelin yasal olduğunu söyleyen Vardanyan ekliyor: “Limited şirketler dışındaki kuruluşların yani holdinglerin medyadaki sahipliklerini öğrenip kamuyla paylaşmamıza Ermenistan yasası izin vermiyor. Bununla ilgili yürüttüğümüz çalışmalar var.”

Hükümete ve farklı siyasi ve ekonomik odaklara yakın televizyon kanallarıyla ilgili tartışmalarda, ilginç bir örnek olarak Yerkir Medya TV gündeme geliyor.Yerkir Medya, Taşnaksütyun partisine olan yakınlığıyla biliniyor. Kanalın yöneticilerinden ve daha önce partide de görev yapmış olan Eski Parlamenter Gegham Manukyan, nasıl ki Türkiye’de başbakandan talimat gelmedikçe bazı gerçekler karşısında medya ölü taklidi yapıyorsa Ermenistan’da da durum böyle diyor. Analitik ve eleştirel haberlerin yapılmamasını Türkiye ve Ermenistan ilişkileri gibi pek çok kritik konunun çözümlenmesinin önündeki engel olarak not eden Manukyan, futbol diplomasisi günlerinde bir tek Yerkir Medya’nın eleştirel yayın yaptığını hatırlatıyor. Toplumsal meselelere daha derinlikli bir bakışla eğildiğini başka gazetecilerden de duyduğum Yerkir Medya hükümetten baskı görüyor mu diye sorduğumda Manukyan, “Baskı daha çok ekonomik boyutta oluyor. Sonuçta Ermenistan’da çok küçük bir reklam pastasından bahsediyoruz. Reklam verenler bizimle iş yapmaktan çekiniyorlar” diye cevap veriyor.

Kutuplu ve kanıtlanması güç bir tahakkümün mengenesindeki haber kültürüne Civilnet gibi bağımsız bir İnternet televizyonu ferah bir soluk oluyor demek mümkün. 2011 yılında Civilitas Vakfının bünyesinde kurulan ve Ermenice ve İngilizce yayın yapan kanal bugün Türkiye’den Ermenistan haberlerine ulaşmak için de kullanılan mecralardan. Civilnet’in İngilizce Haber Editörü Maria Titizian, “Bu coğrafyada, özellikle de Sovyetlerin yıkılmasından sonra, bağımsız gazetecilik, bağımsız yargı, insan hakları ve sivil toplum verdiğimiz ilk kurbanlar oldu…” diyor ve “…Civilnet benim için sesi olmayanların sesi olmaya soyunmuş, genç gazetecilerin medya deneyimi kazandığı bir platform olduğu kadar, bir bağımsız gazetecilik vaadi” diye ekliyor. Kanalın Video Direktörü Seda Grigoryan Civilnet’in bu vaadini yerine getirmesinde İnternet’in rolünün altını çiziyor: “2012 yılında Mashtots Parkı direnişinde ilk kez çevrimiçi canlı yayın (online live streaming) yaptık. Bu Ermenistan için bir ilkti... Ermenistan’daki haber kültürünü dönüştürdüğümüzü gururla söyleyebiliriz.” Erivan kent merkezinde küçük bir park olan Mashtots’a valiliğin alış veriş merkezi yapma kararı protestolarla karşılanınca haber kanalları da durumu hali hazırdaki refleksleri doğrultusunda karşılayıp etkili yayın yapmamayı tercih etmişler. Bu durum hem Civilnet gibi mecraları harekete geçirmiş hem de mobil cihazlarından ve sosyal medyadan bildiren yurttaş gazetecilere sorumluluk yüklemiş. Seçime bir kaç gün kala Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın parka gelip AVM projesinin iptal edildiğini açıklamasını bir kazanım olarak değerlendiren Gegham Vardanyan benzer direnişlerin (Örneğin: Toplu taşıma zammı protestoları) Ermenistanlı yurttaş gazetecilerin deneyim kazanmasına neden olduğunu vurguluyor. Ermenistan’da İnternet kullanıcılarının sosyal medya tercihi ise facebook ve youtube.

GİZLİ MENGENELER

Vardanyan twitter kullanımı Türkiye’deki gibi yoğun değil diyor ve ekliyor: “Ermeniler çevrim içi canlı yayın olayını çok seviyor. Her yerden canlı yayın yapan yurttaş gazeteciler var.” İnternet penetrasyonu ise son birkaç yılın içinde yüzde ellinin üzerine çıkmış. Bunun bir nedeni, post-Sovyet ülkelerinde rağbet gören Odnoklassniki(“sınıf arkadaşları”) isimli sosyal medya sitesine olan ilgi. Vardanyan’a göre, Odnoklassniki kullanmak için İnternet erişimi sağlayan Ermenistanlılar eninde sonunda haber kaynaklarını da çeşitlendirmiş oluyorlar.
Habercilerin üzerindeki sansür, ekonomik baskı ya da otosansür gibi gizil mengeneler elbette Ermenistan’a özgü değil. Türkiye haber medyasının içinde bulunduğu durumu arka plana alarak Ermenistanlı gazetecilerin deneyimleri dinlemek ümitsizlik yaratabilirdi belki. Ama Türkiye medyasında hakikat işçiliği yaparken ter döken, haberciliği bir mücadele alanı olarak kurgulayan gazetecilerin sınırın öbür yanında yalnız olmadığını bilmek rahatlatıcı.

ERMENİSTAN’DA GAZETECİLİK DAHA ÇOK KADIN MESLEĞİ...

Yerkir Medya’da toplumsal konulara eğilen programlar yapan Gayane Abrahamyan’a Ermenistan medyasında kadın gazetecilerin yerini, rolünü soruyorum. Aklımda Türkiye’de yakın zamanda ayyuka çıkan kadın gazetecilere yönelik düşmanlık ve etrafında oluşan tartışmalar var. Abrahamyan, Ermenistan’da gazeteciliğin daha çok kadınların yaptığı bir iş olduğunu, kadın gazetecilerin genel kabul gördüğünü söylüyor ve nedenini şöyle açıklıyor: “Gazeteciler o kadar düşük ücretlere çalışıyorlar ki, erkekler bu işi yapmaz…”

CANLI YAYINDA ‘SOYKIRIMI TANI!’

Gazeteci Gegham Manukyan bir dönem Ermenistan parlamentosunda görev yapmış. Manukyan Taşnaksütyun partisinden milletvekili olduğu 2006 yılında Newsxchange 2006 Konferansı için Türkiye’ye gelmiş. Etkinliğe dönemin Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan da bir konuşma yapmak üzere katılmış. Konuşmasının sonunda soru sormak için söz alan Manukyan üzerinde “Ermeni soykırımını tanı” yazan pankartı açmış. Erdoğan’ın “sen diasporanın etkisi altındasın, soykırım yok” sözleri arasında salondan çıkartılan Manukyan’a o an ne hissettin diye soruyorum. “Hiçbir şey” diyor. O an dört televizyon kanalının konferans salonundan canlı yayında olduğunu ekliyor yine de. 

(BİTTİ)

ÖNCEKİ HABER

Fazıl Say Karaözü’de

SONRAKİ HABER

UNISON Konferansı'nda Türkiye'deki baskılar konuşuldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa