04 Eylül 2014 15:28

Sanatın direnişi, direnişin sanatı

Dokuzuncu Karaburun Bilim Kongresi’nin ikinci gününde oturum başkanlığını Dilek Tunalı’nın yaptığı “Sanatın direnişi, direnişin sanatı” başlığıyla düzenlenen oturumda Özge Altay’ın “Toplumsal olaylarla şekillenen yeni sanat biçimleri”, Ramazan Aksoy’un “Tragedya, trajik olan ve Marx’ın hayaleti”, Sacit Hadi Akdede’nin “Sanatın politik ekonomisi”, Vecihe Özge Zeren’in “Teatral bir devrim provası olarak gerilla tiyatrosu”, Kubilay Mutlu’nun “Gezi süreci kültürel mücadele pratikleri ve sosyo kültürel bir inşa olarak sokak: ‘Almaya geldik dostlar’ ve ‘Umudun adı Berkin Elvan’ şarkıları örnek olayı” sunumları gerçekleşti.

Paylaş

Cihan TOSUN
İzmir

Dokuzuncu Karaburun Bilim Kongresi’nin ikinci gününde oturum başkanlığını Dilek Tunalı’nın yaptığı “Sanatın direnişi, direnişin sanatı” başlığıyla düzenlenen oturumda Özge Altay’ın “Toplumsal olaylarla şekillenen yeni sanat biçimleri”,  Ramazan Aksoy’un “Tragedya, trajik olan ve Marx’ın hayaleti”, Sacit Hadi Akdede’nin “Sanatın politik ekonomisi”, Vecihe Özge Zeren’in “Teatral bir devrim provası olarak gerilla tiyatrosu”, Kubilay Mutlu’nun “Gezi süreci kültürel mücadele pratikleri ve sosyo kültürel bir inşa olarak sokak: ‘Almaya geldik dostlar’ ve ‘Umudun adı Berkin Elvan’ şarkıları örnek olayı” sunumları gerçekleşti. Oturumda sanatın dönüştürülücülüğüne vurgu yapılırken kısa vadede karşılığını bulamasa da uzun vadede etkileyici ve dönüştürücü onduğunu ifade edildi.

Özge Altay, sanatın toplumsal eylemlerde ortaya yeniden yaratıcı, estetik bir şekilde doğduğunu sanatın yeniden sokaklarla buluştuğunu ifade etti. Sanatın yaşamla daha iç içe olduğunu ve yaşam kadar gerçek olduğunun kanıtlandığına vurgu yapan Altay, “Sanat ve sanatçı sıkıştığı ortamdan çıkarak toplumla daha etkili bir noktaya gelmiştir” dedi. Altay sanat tarihinin incelendiğinde sanat, sermaye ve aracı kurumlar arasındaki ilişkilerin ortada olduğunu söyleyerek, “Satın alınarak müzelere girmesi ile sokaktan kopan sanat, yeniden sokaklarda sermayeden bağımsız, herkes için birleştirici, müdahil, meşrulaştıran, diyalog kuran bir yapı üzerinden yeniden tariflenmelidir. Bugüne kadar sadece müze ve galeriler üzerinden yazılan sanat tarihi artık sokaklardaki estetik eylemleri kaydetmekte ve bunları toplumsal gerçeklerle ilişkilendirerek yeni veriler elde etmektedir” dedi.

Sacit Hadi Akdede yaptığı sunumda “Demokraside sanatçı, sanat eseri, toplum ve iktidar arasındaki ilişki nasıl olmalıdır? Sanatçının birey olarak ifade özgürlüğünün, yaratma eyleminin kitleyle buluşma olanağının önü nasıl açılmalıdır?” sorularına yanıt bulmak üzerine gerçekleşti. Akdede sanatçının ifade özgürlüğünü somutlaştırdığı alanlardan biri olan sanat eserini toplumla ya da kitleyle buluşturmasının önünde ekonomik, hukuki ve politik engellerin olduğuna vurgu yaptı.

Sanatı emek değer teorisi üzerinden değil Marx’ın sınıf çelişkisi üzerinden değerlendirilmesinin daha doğru olabileceğini ifade eden Akdede, “Sanatı klasik bir üretim üzerinden tarif edemeyiz. O zaman sanat yok olur. Kültür sanatta verimlilik artışı olmaz. Sanatta ilişkiler dikey değildir yataydır” dedi. Sanatların politik bir sıralamasının yapılabileceğinden söz eden Akdede “Söze ve yazıya değinen sanatlar daha politiktir, söze ve yazıya değinmeyen sanatlar daha apolitiktir. Opera ve bale gibi mesaj verilemeyen sanatlara destek veriliyor. Opera ve baleye rahat gidilemediği için sistem bu sayede seni bir kalıba sokmuş oluyor. Türkiye’de dindar burjuvazi kendileri için politik sanatı desteklerden laik burjuvazi ise apolitik sanatı destekliyor” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Karaburun’da gündem ‘sınıf mücadelesi’

SONRAKİ HABER

AA'dan 31 Mart seçimleri açıklaması: AA veri aktaran bir medya kuruluşudur

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa