04 Eylül 2014 14:50

Sansüre karşı uluslararası dayanışma: İktidar tek ses istiyor

İnternet Yönetişim Forumu’nun (İGF) gerçekleştirildiği Türkiye’de beş örgüt İnternet sansürüne ve foruma dair görüşlerini açıkladı. İnternet yasası ile iktidarın İnternet haberciliğine ve sosyal medyaya yönelik sansürüne dikkat çeken örgütler, iktidarın toplumu tek ses olarak görmek istediğini ifade etti.

Paylaş

İnternet Yönetişim Forumu’nun (İGF) gerçekleştirildiği Türkiye’de beş örgüt İnternet sansürüne ve foruma dair görüşlerini açıkladı. İnternet yasası ile iktidarın İnternet haberciliğine ve sosyal medyaya yönelik sansürüne dikkat çeken örgütler, iktidarın toplumu tek ses olarak görmek istediğini ifade etti.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Alternatif Bilişim Derneği, Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Türkiye’de İnternet özgürlüğüne ilişkin Cezayir Toplantı Salonunda basın toplantısı yaptı.  

RSF’nin çağrısıyla bir araya gelen örgütlerin toplantısına TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Alternatif Bilişim Derneği’nden İlden Dirini, UAÖ Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner, HRW İnternet uzmanı Cynthia M. Wong ve Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb, RSF Doğu Avrupa Masası sorumlusu Johann Bihr ve Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu katıldı.
Açıklamaya TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli de katıldı.

İlk sözü alan Erol Önderoğlu şunları söyledi: “Türkiye son 6 ayda kamu özgürlükleri bakımından idareye çok daha fazla yetki vermiş durumda. TİB ve MİT’in yetkilerinin genişletilmesi zaten bunun bir parçası. İnternet özgürlüğünde de hukuk devletinden uzaklaşılan bir süreç yaşıyoruz. Yasaların ikincil öneme itildiği özgürlüklerin siyasi çatışmalara göre ancak yaşayabildiği 15 yıldır AB müzakereleri çerçevesinde hala demokratik standartları oturtamadık.”

DÜŞÜNCE KISKAÇ ALTINDA

Türkiye'de, İnternet özgürlüğünden uzaklaşılan bir sürecin yaşandığını anlatan Sibel Güneş, ifade ve İnternet özgürlüğünün siyasi çatışmalara kurban edildiğini kaydetti. Meclis’te kabul edilen İnternet yasasındaki eksikliklere dikkat çeken Güneş yasaya göre sadece beyanname verilerek gazetecilik statüsüne geçilebileceği yönündeki ifadenin eşitsizliğe neden olduğuna vurgu yaptı. Yasanın çıkartıldığı dönemde yaptıkları çalışmaları da hatırlatan Güneş, yasaya ilişkin itiraz dilekçeleri sunmalarına karşın bunların dikkate alınmadığını belirtti. Güneş, söz konusu yasal düzenlemeyle, ifade ve düşünce özgürlüğünün kıskaç altına alındığına vurgu yaptı.Güneş, MİT TIR’ları, Reyhanlı, haberleri başta olmak üzere birçok habere getirilen yayın yasağına da dikkat çekti.  

Cynthia M. Wong, sosyal medyanın Türkiye'de önemli bir yerde olmasına karşın bu alana yönelik yapılan sınırlama ile Türkiye'nin düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda uluslararası standartlara göre geriye doğru gittiğini belirtti. MİT ile ilgili yapılan düzenlemelere de değinen Wong, şunları söyledi: “MİT şu anda istediği kişinin kimlik bilgileri ile ilgili farklı kurumlardan istediği gibi bilgi alabiliyor. İnternet ağlarını çok sıkı denetleyebilir bu düzenlemeyle. Ayrıca hesap verme sorumluluğu da ortadan kalktı.MİT ile ilgili haber yapan gazeteciler de zor durumda kalıyor.”

MEDYA ŞİRKETLERİNE DİKKAT

İletişim ve medya şirketlerinin hükümetin istediği şekilde hükümete bilgi aktardığına dikkat çeken Emma Sinclair Webb, bunun ise İnternet ve ifade özgürlüğü açısından sıkıntılı olduğunu kaydetti. Fethullah Gülen Cemaati ile AKP iktidarı arasında yaşanan çatışma sonucunda İnternete ve sosyal medyaya ciddi bir müdahalenin olduğunu belirten Webb, “Sosyal medyaya kısıtlayıcı bir tavır gelişti. İnternet ve düşünce özgürlüğü bu siyasi çatışmanın parçası oldu. İnsanlar attıkları twitlerden bile kovuşturmaya maruz kalıyor” dedi.
Webb, Twitter üzerinden yapılan paylaşımların suç unsuru olarak gösterildiğini ve bununla insanların mahkum edildiğini de ifade etti.

Türkiye'nin İnternet ve iletişim sorunlarına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Andrew Gardner şunları söyledi: “Türkiye’nin ironik durumda olmasının fark edilerek ortaya çıkarılması ve buna müdahale edilmesi gerekir. Bir ülkenin Başbakanı çıkıp da nasıl, 'Sosyal medya baş belasıdır' diyebilir? Bu hoşgörüsüzlük, hükümetin barışçıl protestolara gösterdiği tavrın aynısıdır”  Gardner, Türkiye'deki medya şirketlerinin de hükümetle çıkar ilişkisi yürüttüğünü kaydetti.

SUÇ İŞLEMEYE DEVAM!

Alternatif haber sitelerinin engellenmesi ve sosyal medyanın kısıtlanmasına yönelik kararların alınmasında siyasi çatışmaların etkili olduğuna dikkat çeken , Johann Bihr bunu verdiği örneklerle anlattı. Bihr, “Örneğin MİT'in Suriye'ye gönderdiği kamyonlar konusunda birtakım yasaklamaların gelmesi gibi meseleler, endişe verici durumlardır” dedi.
İlden Dirini de, medyanın hükümetin tekeline girmesiyle birlikte sosyal medyanın etkinlik kazandığını ve bu duruma da müdahale edildiğini söyledi. Siyasal iktidarın tek ses ve tek tip yurttaş istediğine dikkat çeken Dirini, İnternet’e ve sosyal medyaya getirilmek istenen yasağın da bunun bir parçası olduğunu kaydetti. Dirini ayrıca yaptıkları alternatif İnternet forumu hakkında da bilgi verdi.

Düşünce Suçuna Karşı Girişim sözcüsü Şanar Yurdatapan da, Düşünce Suçu Müzesinin İnternet ortamında olduğu bilgisi vererek, siyasal iktidarın yasaklarına karşı en iyi yanıtın hükümetin yasakladığı suçun işlenmesiyle verileceğini kaydetti. (İstanbulEVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Ostim ve İvedik davası 3 yıldır yerinde sayıyor

SONRAKİ HABER

Alman Vali Walter Lübcke'yi Neonaziler mi öldürdü?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa