04 Eylül 2014 07:52

Yakup Saygılı dahil 5 polis 'darbeye teşebbüs'ten tutuklandı

22 Temmuz Operasyonu'nun 3. dalgası kapsamında gözaltına alındıktan sonra adliyeye çıkarılan 16 polisten 8'i mahkemeye sevk edildi. 17 ve 25 Aralık operasyonlarının şefleri Yakup Saygılı ve Kazım Aksoy'un da aralarında bulunduğu 5 polis tutuklandı

Paylaş

Bakan çocukları ile Bilal Erdoğan'ın da şüphelileri arasında yer aldığı yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakup Saygılı ile birlikte; emniyet mensupları Kazım Aksoy, Arif İbiş, Mustafa Demirhan ve Hüseyin Korkmaz tutuklandı.

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarını yürüten emniyet mensuplarından son olarak hakim karşısına çıkarılan 12 kişiden aralarında Yakup Saygılı’nın da bulunduğu 5 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savunma avukatı Murat Erdoğan, “Belli bir listemiz var. Arkadaşlar siz ne yaparsanız yapın, bunlar tutuklanacaklar. Hukuki bir gerekçeye de gerek yok. Biz bu arkadaşların tutuklanmasını takdir buyurduk. Hukuk vasıtasıyla da bu arkadaşları tutuklayıp cezaevine göndereceğiz iradesinin tezahürünü bugün apaçık bir şekilde gördük” dedi.

Çağlayan Adliyesi’nde hakim karşısına çıkarak ifade verdikten sonra tutuklanan Yakup Saygılı, Kazım Aksoy, Arif İbiş, Mustafa Demirhan, Hüseyin Korkmaz cezaevine sevk edildi. 6 kişi adli kontrolle, bir kişi de herhangi bir tedbir alınmaksızın serbest kaldı. Serbest kalan polisler ve ailelerini yanına alarak basın açıklaması yapan savunma avukatı Murat Erdoğan, “Tutuklama gerekçesi yok. Kaçma şüphesi ve delil karartma şüphesi var. Kim kaçacak, tweet atan, her operasyonda gözaltına alınanların yanında olan eski şube müdürü Yakub Saygılı. Kazım Aksoy, Selam-Tevhid dosyasında 2 kez gözaltına alınıp serbest bırakılan, bu operasyonda da gözaltına alınan sabit ikametgah sahibi şube müdür yardımcısı. Mustafa Demirhan, her operasyonda buralarda olan bu arkadaşlar kaçma şüphesi sebebiyle tutuklanma kararı verildi. Arif İbiş de defalarca operasyonlar yapıldığında buralarda oldu. Bu arkadaşlar 2 Mayıs tarihli kararla ihraç edilmiş arkadaşlardır. Şubeden 18 Aralık 2013 tarihinde alınmışlardır. Eğer kaçma şüpheleri olsaydı hazirandan bu yana zaten sivilerdi. Burada durmalarını gerektiren hiçbir gerekçe yoktu. Delil karartma olsaydı zaten bu arkadaşlar Aralık 2013’ten beri şubede görevli değiller. Emniyet personeli bile değiller artık. Hangi delili nasıl karartacaklar. Hüseyin Korkmaz, malumunuz 5-6 kişinin üstüne çullanıp ağzını burnunu kapattığı, nefes almasına bile fırsat verilmeyen, kral çıplak dediği için tutuklandı. Başka hiçbir sebep yok arkadaşlar. Bu arkadaş kaçamaz zaten devlet memuru. Delil karartma şüphesi yok zaten Hakkari’de görevli. İstanbul’daki bir soruşturmaya müdahale etme imkanı yok. Sırf kral çıplak dediği için şimdiki Mali Suçlarla Şube Müdür Hakan Sıralı tarafından darp edilip daha sonrasında da tutuklama kararı verilmiştir” diye konuştu.

Belli bir listenin varlığından söz eden Erdoğan, şöyle devam etti: “Buradan şunu anlamaktayız. Belli bir listemiz var. Arkadaşlar siz ne yaparsanız yapın, bunlar tutuklanacaklar. Hukuki bir gerekçeye de gerek yok. Biz bu arkadaşların tutuklanmasını takdir buyurduk. Hukuk vasıtasıyla da bu arkadaşları tutuklayıp cezaevine göndereceğiz iradesinin tezahürünü bugün apaçık bir şekilde, daha önceki operasyonlarda olduğu gibi gördük. Beklemediğimiz bir durum değildi. Zaten arkadaşlar da bu konuda müsterih olsunlar. Çok rahatlar. Gönülleri çok rahat. Yaptıkları hiçbir hukuksuz usulsüz iş olmadığı için şuan mağdur ve mazlum olduğunu düşünmekteler. Mağdur ve mazlumun arkasında babaları yoksa da çok çok büyük bir şey var. En azından milletimiz var. O anlamda herkes müsterih olsun. Biz de bu işin avukatları olarak takipçisi olacağız.”

‘ZEHİRLEME ŞÜPHESİYLE İÇERİYE YEMEK GÖTÜREMİYORUZ’

Nezarethanede bekleyen müvekkillerinin zor şartlar altında tutulduğunu ifade eden Avukat Erdoğan, “Şuan içerde geceleri üşüyen battaniye bile verilmeyen arkadaşlarımız var. Sabah kahvaltısını biz zorladığımız zaman yiyebilen, yemek verme konusunda sürekli problem yaşayan, bizim getirdiğimiz yemeklerin zehirlenme şüphesiyle içeriye alınmaması istenen ve bir şekilde psikolojik olarak baskı altına alınan ve sonuç itibariyle listede ismi varsa tutuklanacak, yoksa da serbest bırakılacak olan emniyet mensupları söz konusu. Kamuoyunun olası tüm algı operasyonlarına karşı dikkatli ve durumun farkında olmalarını rica ediyoruz.” şeklinde konuştu.

'OPERASYONUN EKSİK KISMI PARA KAMYONLARINININ YAKALANAMAMASI'

Soruşturmayı yürüten Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcısı İsmail Uçar ile birlikte 4 savcının ifadesini aldığı 16 polisten 8'i savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. Kalan polisler Yasin Topçu, İbrahim Şener, Mehmet Habip Kunt, Mehmet Fatih Yiğit, Ufuk Sağdıç, Hüseyin Tokgöz, Murat Kaya ve Sabri Kızılkaya, "Türkiye Cumhuriyet hükümetini cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "Casusluk" suçlaması ile tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi.

'SUÇUM SAVCININ VERDİĞİ ZARFI İLGİLİ MÜDÜRE GÖTÜRMEKMİŞ'

Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.

Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.

'İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYOR'

Yapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.

Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi. (İSTANBUL)

ÖNCEKİ HABER

‘Kömür gelsin işçi ölsün’ düzeni

SONRAKİ HABER

Çocuk İşçiliği Çalıştayı: Dünyada 218 milyon çocuk işçi var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa