04 Eylül 2014 06:00

Bitmeyen CHP’yi tanımlama çabası

Sempatizanı olan olmayan herkesin farklı bir CHP tanımı var. Gerçekte CHP neyi savunur? Türkiye’nin temel meselelerinde ne düşünür? Tek bir yanıt var mı? Ali Haydar Fırat, ‘CHP ve AKP Ekseninde Türkiye’nin Siyaseti’ kitabında bu soruya CHP içinden bir yanıt arıyor.

Paylaş

Cem GURBETOĞLU
Ankara


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), sadece Türkiye’nin en eski partisi değil. Aynı zamanda üzerine birbiriyle tezat en çok anlam yüklenen partisi. Mustafa Kemal ve cumhuriyetin kurucu kadrolarının partisi mi? Batıdaki örneklerine benzer bir sosyal demokrat parti mi? Yoksa ordu vesayetinin partisi mi? Demokrasi ve değişimin mi savunucusu, statükonun mu? Kürt raporu hazırlayan parti mi, ‘ulusalcılık’ adı altında Kürt halkının kolektif haklarına düşman parti mi? Savunduğu gerçek anlamda laiklik mi, yoksa inançlar üzerinde bir devlet tahakkümü mü? ‘Toprak işleyenin, su kullananın’ diyen halkçı bir parti mi, halka tepeden bakanların partisi mi? Alevilerin can simidi mi, Dersim katliamının baş aktörü mü? “Biraz itelense sola kayacak bir çatı” mı, yoksa “kaçak güreşenlerin limanı” mı?

Sorular daha da uzatılabilir. Sempatizanı olan olmayan herkesin farklı bir CHP tanımı var. Gerçekte CHP nasıl bir partidir? Neyi savunur? Türkiye’nin temel meselelerinde ne düşünür? Tek bir yanıt var mı? CHP’nin 5-6 Eylül’de gerçekleşecek kongresinde de bu sorulara yanıt verilecek bir tartışma yaşanmayacak. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın karşısına İslam İşbirliği Teşkilatı Eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ile çıkan CHP, kuşkusuz 10 Ağustos’un asıl kaybedeni. Ancak kongrede bunun hesabının görüleceği bile şüpheli. Dışarıdan görülen tablo: Bir yanda CHP üzerindeki bu ‘mistik perdeyi’ kullanarak kendisinden umut besleyen farklı kesimleri idare etmeye çalışan Kılıçdaroğlu ve ekibi. Diğer yanda Baykal döneminde en açık ifadesini bulan ve cumhuriyetin öteleyerek kangrene dönüştürdüğü tüm meselelerde 90 yıl öncesinin kadrolarının yaklaşımından geri adım atmayan “ulusalcılar”. İki ekibin de kendini “daha solda” ilan etmesi de cabası. Varsın işin içinden CHP’den hâlâ umudu olanlar çıksın.

‘SAĞA AÇILIM KAZANDIRMAZ’

Dr. Ali Haydar Fırat, işte CHP’nin bu açmazlarını gören ve üzerinde kafa yoran, partinin içinden bir isim. Tekin Yayınevinden çıkan “CHP ve AKP ekseninde Türkiye’nin Siyaseti” kitabında, CHP hakkında yukarıda özetlediğimiz tüm bu soruları irdeleyip bir yanıt aramaya çalışıyor. Çabasının, özellikle AKP’li yıllarda “siyasi pratiğin kompartımanlarına hapsedilmiş” bir tartışmanın dışına çıkmak olduğunu belirtiliyor. Ancak talihsizlik bu ya; Fırat’ın kitabının yayınlanmasından kısa bir süre sonra Kılıçdaroğlu, MHP lideri Bahçeli ile birlikte İhsanoğlu’yu aday gösterdi. Halbuki Fırat kitabında, sağ siyasetçiler ve söylemlerinin CHP’ye kazandırmasının sadece konjonktürel olduğunu, partiyi asıl güçlendirecek olanın “özgürlükçü, eşitlikçi ve katılımcı sol söylem” olduğunu ifade ediyor.

CHP KÜRT SORUNUNDA İLERİDEN TUTUM ALIR MI?

CHP’nin bir devlet partisi olduğu eleştirilerini “antipropaganda” olarak tanımlayan Ali Haydar Fırat, çok partili döneme geçilmesinden bu yana iktidar olamamış bir hareketin bu tanımı hak etmediği görüşünde. Ancak Fırat, “devlet partisi” eleştirilerine de kaynaklık eden Kürt sorunu ve laiklik konusunda CHP’nin yaşadığı açmazların da farkında ve partinin bu sorunların çözümünde daha ileriden bir tutum alması görüşünü kitabında sıkça yineliyor.

Fırat, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin Baykal dönemindeki kabuğunu kırmasının; Aleviler, Kürtler ve yoksullar içinde tartışılır olmasının en önemli dayanağı olduğunu belirtiliyor. Daha da ileri giderek, sadece CHP’nin değil, kendi deyimiyle “sistemin” de Kılıçdaroğlu’ya ihtiyaç duyduğu görüşünü dile getiriyor.

CHP VE ‘SOL’ PARTİLER

Aynı zamanda Fırat, “Sol partiler için de bir olanak” diye bahsediyor Kılıçdaroğlu CHP’sinden ve “sol partilerin” bu fırsatı değerlendirmemesinden dem vuruyor. Ancak 2014’de yaşanan iki seçimde de, CHP’ye destek vermeye dünden razı kimi “Sol” partilerin birinde MHP’li, diğerinde İslamcı adaylar karşısında siyasetin adeta dışına itildiklerini de biz not düşmüş olalım. Ayrıca kitabın “Türkiye sağı ve AKP” adlı bölümünde AKP’li yıllara ilişkin Fırat’ın tespitlerini de okumak mümkün.

ÖNCEKİ HABER

Erdoğan kaçak binaya yerleşecek

SONRAKİ HABER

Eskişehirli kadınlar: Yaşamak ve yaşatmak için sessiz kalmayacağız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa