03 Eylül 2014 17:23

Karaburun Bilim Kongresi başladı

Bu sene 9.su düzenlenen Karaburun Bilim Kongresi açılış oturumuyla başladı. Oturum başkanlığını Korkut Boratav yaptı. İlk etkinlik, Sungur Savran, Selçuk Kozağaçlı ve Şebnem Oğuz’un sunumlarını yaptığı “Katı olan her şey buharlaşıyor: Toplum ve İktidar” başlığıyla Karaburun Halk Eğitim Merkezi’nde yoğun katılımla düzenlendi.

Paylaş

Eda AKTAŞ
Özge AYAZ
İzmir

Bu sene 9.su düzenlenen Karaburun Bilim Kongresi açılış oturumuyla başladı. Oturum başkanlığını Korkut Boratav yaptı. İlk etkinlik, Sungur Savran, Selçuk Kozağaçlı ve Şebnem Oğuz’un sunumlarını yaptığı “Katı olan her şey buharlaşıyor: Toplum ve İktidar” başlığıyla Karaburun Halk Eğitim Merkezi’nde yoğun katılımla düzenlendi.

Oturum Başkanlığını ve çerçeve sunumu yapan Korkut Boratav iktidarın mafyalaştığını ve bu nedenle iktidarda kalmak zorunda olduğunu söyledi. “AKP iktidarda kalmak için her türlü yöntemi denemektedir ve deneyecektir” diyen Boratav bu süreci faşizme sürüklenme dönemi olarak adlandırdı. Boratav çeşitli yollarla bu sürecin tamamlanacağını belirtti.

Bu süreçte olacaklara örnek olarak parlamenter sistemin felce uğratılmasını gösteren Boratav “Faşizm parlamenter sistem fiili olarak biterse olabilir” dedi.

Buna muhalefet edecekleri, ilerici ve aydınlanmacı muhalefet kanadı, sol kanattan muhalefet, sosyalist kanattan muhalefet olarak üç halkaya ayıran Boratav şöyle devam etti: “İdeal olan üçünün birlikte yürümesidir. Bu halkalar kendi cephelerinden faşizme karşı mücadele ediyorlar. Bu halkaların en dış halkası ise Faşist ve kökten dinci olmayan herkesi, faşizme sürükleniş yolunda davet eden ve çağıran bir noktada olmalıdır. Bu ittifakın iki önemli unsuru var biri Kemalizm’in demokrat öğeleri, ikincisi de Kürt hareketinin laik unsurları” dedi.

“AKP ve Rejim tartışmaları: Olağanüstü bir devlet biçimine doğru mu?” adlı sunumunda Şebnem Oğuz AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana giderek artan ve son dönemde iyice belirginleşen otoriterleşme eğilimlerini ele aldı. 

“Türkiye’de devlet biçimi olarak otoriter devlet biçiminin hakim olduğunu düşünüyorum” diyen Oğuz AKP’nin iktidara geldiği 2000'li yıllara kadar olan süreçte 1980 sonrası değişen neoliberal politikaların rejim üzerindeki etkisini değerlendirdi. 90’lı yılların sonunda Kemal Derviş’in bu politikaları uygulamak için çağırıldığını ancak onun İstanbul burjuvazisi ve büyük sermayenin sözcüsü olduğu için başarısız olduğunu belirten Oğuz, AKP’nin buradaki hegemonya sorununu çözerek Anadolu sermayesini de örgütlediğini ifade etti.

Gezi eylemleri ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına da değinen Oğuz “Bunların ardından yargı ve MİT üzerinden 15 Şubat’ta çıkan yargı paketiyle hakim ve savcılar denetlenmeye başlandı. Burada ‘Nasıl bir rejim sorusu?’ devreye giriyor. Yeni rejim olağan otoriter devletin özelliklerini hala taşımaktadır. Ama olağanüstü öğeleri de içinde barındırmaktadır. Nedir bu olağanüstü öğeler. Örneğin Gezi eylemlerinde polis” dedi.

Çözümün toplumsal mücadele ile olacağına değinen Oğuz  “Gezi’den sonra devam eden mücadelelerde işçi hareketinde canlanma görüyoruz ama sokak ve sandık arasında ilişki kopmuş durumda. Şu anda Türkiye’de yeni bir sol hareket yaratılması gerekiyor ve bu süreçte kimlik karşıtlığı üzerinden gitmemek gerek” dedi.

“Tayyip Erdoğan: İkinci Enver Paşa Vakası mı?” adlı sunumuyla Sungur Savran konuşmasında AKP içerisindeki çelişkilere değindi. Bu çelişkilerin ve bütünün kendi içindeki karşıtlıklarının dikkatli şekilde incelenmesinin zorunlu olduğunu belirten Savran “Bir cumhurbaşkanı seçimi geçirdik.  Gezi ile başlayan 17 Aralık ile devam eden sürecin sonunda Tayyip Erdoğan Çankaya’ya çıktı. Bu somut durumda ilk sormamız gereken soru ne olacak peki. Tayyip Erdoğan başkanlık sistemiyle çıkmak istiyordu Çankaya’ya ama Gezi ile başlayan halk hareketi bunu engelledi. Fakat bu süreci kendisi yetki gaspıyla yapacak” dedi.

Erdoğan’ı destekleyen onu ayakta tutan olguların etrafından boşaldığını belirten Savran “Başarısının zirvesine gelmiş ve oradan inişe geçmiş bir iktidar var karşımızda. Fakat buna rağmen güçlü bir iktidarmış gibi hırslı bir programla karşımıza çıkıyor” dedi. Savran “HDP’nin yarattığı rüzgar maalesef sınıf sorununa sırt dönmüş bir yaklaşımla olmuştur. Ancak benim yan yana olamayacağını düşündüğüm insanlar HDP çatısı altında birleşti” dedi.

Selçuk Kozağaçlı’nın “Adliyedeki hayalet” adlı sunumunun arından ilk günkü oturumlar sona erdi.

ÖNCEKİ HABER

Atilla Kart, Suriye\'de ölen 90 Türkiyeli genci açıkladı

SONRAKİ HABER

Çanakkale Kent Konseyinden Kaz Dağları için sosyal medyada kampanya çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa