03 Eylül 2014 16:09

10 kişinin öldürüldüğü katliamda 'kasıt' yokmuş!

1996'da 10 PKK'li tutuklunun katledildiği Diyarbakır E Tipi Cezaevi katliamı davasına bakan mahkeme, sanıkların kastının öldürmek değil, olay çıkardıkları ileri sürülen tutuklu ve hükümlüleri etkisiz hale getirmek olduğunu iddia etti.

Paylaş

Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde, 24 Eylül 1996 tarihinde yaşanan ve 10 PKK'li tutuklunun katledildiği, 24 kişinin de yaralandığı katliama dair açılan davaya bakan Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Haziran 2014'te aralarında polis, asker, infaz koruma memuru ve cezaevi doktorlarının da bulunduğu 89 sanık hakkında verdiği kararların gerekçelerini açıkladı.

Davanın 28'nci duruşmasında, dava dosyasını karara bağlayan mahkeme, 62 kamu görevlisi hakkında "Öldürme kastı olmaksızın müessir fiil sonucu ve de zaruretin tayin ettiği hududa tecavüz etmek suretiyle öldürmek suçundan 18 yıl cezalandırılmasına" karar verdi. Verdiği kararda sanıkların cezalarında infaz yasasına göre 2/3 oranında indirim yapılarak önce 6 yıla, ardından da "iyi halleri" göz önüne alarak 5 yıla düşürülerek indirime gidilmişti.

Mahkeme heyeti, 20 kamu görevlisine ilişkin ise "Yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenmediği" kanaatine vararak beraat kararı verirken, sanıklardan 7'si hakkında ise "Görevi ihmal" davasında öldürme suçundan ceza aldıklarından dolayı karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmişti.

Yerel mahkemenin dava dosyası Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi'ne gönderilirken, mahkeme yargılama sonucunda gerekçeleri kararını açıkladı.

MÜDAHALE TALİMATI ADALET BAKANLIĞINDAN

Kararda cezaevinde görüş günü bazı tutuklu ve hükümlülerin getirilen meyveleri koğuşlarına götürmek için diğer koğuşlardan plastik leğen istediği, infaz koruma memurunun da buna izin vermemesi üzerine arbede çıktığı iddia edildi. Olayın bir süre sonra yumruklaşmaya vardığı belirtilen kararda, gerginliğin artması üzerine tutukluların slogan attıkları, diğer koğuşlardan da destek amacıyla sloganlar atıldığı ifade edildi. Görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine durumun Adalet Bakanlığı'na bildirildiği kaydedilen kararda, müdahale talimatı üzerine emniyet ve jandarma görevlilerinin silahları alınarak cop ve kalkanlarıyla cezaevine girdikleri ileri sürüldü

Kararda ikna çabasının sonuç vermemesi üzerine isyan boyutuna doğru büyüyecek olan olayı bastırmak için müdahale edildiği ve tutukluların etkisiz hale getirildiği kaydedildi.

Kararında müdahale sırasında bazı askerlerin hafif şekilde yaralandıklarını belirten mahkeme, polislerin yaralandığına dair herhangi bir rapor bulunmadığını kaydetti. Yine müdahalede 9 kişinin vücutlarının hayati önem arz eden bölümlerine aldıkları darbeler sonucu öldüğünü vurgulayan mahkeme, yaralı Kadri Demir'in ise cezaevi doktorunun ihmali sonucu verilen sevk kararı ile Gaziantep Cezaevi'ne nakli sırasında ölmüş olduğunun anlaşıldığına yer verdi.

KATLİAMIN KANITI OTOPSİ TUTANAKLARI


Gerekçeli kararda olayda hayatını kaybeden 10 kişinin 25 Eylül 1996 tarihinde yapılan otopsilerine de yer verildi.

Karara yansıyan otopsi tutanaklarına göre, öldürülenlerin tamamının kafataslarında sert cisimle vurma sonucu kırık tespit edildi. Raporda öldürülenlerin 6'sının kulak, kafa ve vücudunun değişik yerlerinde düzenli kesik izleri ve kesici alet yaralanmalarının saptandığı ifade edildi. Otopsi raporuna göre, olayda ölen 10 kişiden 9'unun beyin harabiyetine bağlı, 1 kişinin ise tüm kaburga kemiklerinin kırılarak akciğerine batması sonucu hayatını kaybettiği belirtildi.

10 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ AMA SANIKLARIN ÖLDÜRME KASTI YOK!


Diyarbakır E Tipi Cezaevi'ndeki fiili durum nedeniyle, güç kullanmanın kolluk güçlerine yasaca verilmiş bir görev olduğu kaydedilen kararda, müdahalenin tutuklu ve hükümlüleri tek tek etkisiz hale getirmek amacıyla güç kullanımına yönelik olması gerekirken, bu sınırın aşılarak bir kısmının ölümüne yol açacak şekilde aşırı güç kullanımının gerçekleştiği belirtildi.

Sanıkların "kastının öldürmek olmadığı" ifade edilen kararda, amacın olayları çıkaran tutuklu ve hükümlüleri etkisiz hale getirmek olduğu kaydedildi. 62 sanık hakkında "Kastın aşılması suretiyle birden fazla kişinin ölümüne sebep olmak" suçundan mahkumiyet kararı verildiği vurgulanan kararda, "Sanıkların bu eylemlerini gerek belirttiğimiz yasal mevzuattan kaynaklanan görevleri nedeniyle, gerekse de adli ve idari amirlerinin emirlerini yerine getirme gayesiyle yerine getirme düşüncesinde oldukları, sanıkların eylemlerinde olayın oluşuna göre aşırı güç kullanımı nedeniyle zaruretten kaynaklanan güç kullanma sınırının aşıldığı anlaşıldığından cezalarından ölenlerin sayısı ve eylemlerin vehameti nazara alınarak indirim yapmak gerekmiştir" denildi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Diyarbakır Cezaevi'nde 1996 yılından çıkan olaylarda 9 tutuklu hayatını kaybetmiş, 24 tutuklu ise yaralanmıştı. Aralarında asker, polis, infaz koruma memuru, cezaevi doktoru ve cezaevi müdürünün de bulunduğu toplam 72 sanık hakkında 1996 yılında açılan dava 27 Şubat 2006'da sonuçlanmış ve 62 sanığa 5'er yıl hapis cezası verilmişti. Mahkeme 3 sanığın beraatına karar verirken, 7 sanık açısından da dosyanın zaman aşımına uğradığını belirtmişti. Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi, olaylarla ilgili 62 kamu görevlisine verilen 5'er yıllık hapis cezasını eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle bozarak, dosyayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye göndermişti. 2012 yılının Aralık ayında esas hakkındaki görüşünü açıklayan mahkeme savcısı, 62 sanığın "Öldürme kastı olmaksızın" ölüme sebebiyet vermekten ayrı cezalandırılmalarını, ancak zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle de kamu davasının zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasını istemişti.

Olaylarda ağır yaralanan ve daha sonra hayatını kaybeden Kadir Demir'in tedavi altına alınmadan Gaziantep Cezaevi'ne sevk edilmesi nedeniyle haklarında dava açılan 17 kamu görevlisinin dosyasının da bu davayla birleştirilmesi sonucu sanık sayısı 89'a yükselmişti.

Öte yandan daha önce dava makul sürede sonuçlanmadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurulmuş ve AİHM ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yaşam hakkını garanti altına alan 2'nci ve işkence ile kötü muameleyi yasaklayan 3'üncü maddesini ihlal edildiğine karar vererek, Türkiye'yi 798 bin Euro tazminata mahkum etmişti.

Ayrıca 10 tutsağın katledilmesine işkence sonucu öldürüldükleri, otopsi raporlarıyla da kanıtlanmış ve tutuklulardan Kadri Demir'in öldükten sonra bile dövüldüğü yapılan otopsisinde ortaya çıkmıştı. (Diyarbakır/DİHA)

ÖNCEKİ HABER

Belediye, Haydarpaşa\'da ek yapılaşmaya ruhsat vermedi

SONRAKİ HABER

Burdur'da çocuğa cinsel istismar iddiası üzerine 4 kişi tutuklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa