03 Eylül 2014 06:00

Taşeronlaştırma ve taşeron çalışma düzeni

Taşeronlaştırma, bir fabrika ya da kurum içindeki iş ya da hizmetin tamamının ya da bir kısmının asıl işi yapanın, ikinci işverene (taşerona) yaptırılması olarak, özellikle son yıllarda kamuda ve özel sektörde hızla yaygınlaşmıştır. Fransızcada “pis iş” anlamına gelen taşeron kavramının oldukça yaygın olan bir anlamı da “Hayvan gibi çalışmak” demektir.

Paylaş

Dr. Erkan AYDOĞANOĞLU
Eğitim Sen Eğitim Uzmanı

Taşeronlaştırma, bir fabrika ya da kurum içindeki iş ya da hizmetin tamamının ya da bir kısmının asıl işi yapanın, ikinci işverene (taşerona) yaptırılması olarak, özellikle son yıllarda kamuda ve özel sektörde hızla yaygınlaşmıştır. Fransızcada “pis iş” anlamına gelen taşeron kavramının oldukça yaygın olan bir anlamı da  “Hayvan gibi çalışmak” demektir.    

Bugüne kadar sadece yardımcı işlerde taşeron çalıştırılabiliyorken, yapılması planlanan yeni düzenleme ile asıl işlerde de taşeron çalıştırılmasının önünün açılması planlanmaktadır. Asıl iş ile yardımcı iş ayırımı ortadan kaldırılarak, asıl işin miktarı belirsiz bir bölümünün de taşeronlar tarafından yapılması mümkün hale gelecektir. Bu sayede bir işyerindeki (örneğin bir hastanedeki) işlerin çok büyük bölümünde taşeron ya da özel istihdam bürosuna kayıtlı hemşire, hekim, teknisyen vb. kişilerin çalıştırılması mümkün olacaktır.

6 MİLYON KİŞİ GÜVENCESİZ

AKP iktidarı döneminde kamuda çalışan kadrolu işçi sayısı hızla azalırken, taşeron olarak çalıştırılan işçilerin sayısında resmen bir “patlama” yaşanmıştır. 2002 yılından bu yana bütün iş kollarında yaşanan yoğun taşeronlaştırma uygulamaları sonucu 6 milyona yakın insan iş güvencesi ve diğer sosyal güvencelerden yoksun olarak, düşük ücretle ve her an işten atılma korkusu ile çalıştırılmaktadır.

Taşeronlaştırma uygulamaları, aynı zamanda örgütsüzlük, çalışma sürelerinin uzatılması, var olan hakların gaspı anlamına gelmektedir. Taşeronlaştırma işçilerin iş güvencelerini ortadan kaldırırken, bu durum işçilerin en zor koşullarda, bir anlamda “kelle koltukta” çalıştırılmasını beraberinde getirmektedir. Soma’da katliama dönüşen ve son yıllarda artarak yaşanan “iş cinayetleri”ne bakınca taşeronluğun ne anlama geldiğini anlamak kolaylaşmaktadır.   

Ana firmaya bağlı olarak çalışan, merkez ya da çekirdek iş gücü olarak bilinen kadrolu işçiler iş güvencesi, sigorta, mesai ücreti gibi haklara sahipken, çevre iş gücü olarak tanımlanan taşeron, geçici vb. statüdeki işçiler sigortasız, iş güvencesiz, düşük ücretle çalıştırılmaktadır. Bu şekilde kadrolu işçilerin hak ve çıkarları, taşeron ya da geçici işçilerin sömürülmesine dolaysız bir şekilde bağlayarak, kadrolu ve taşeron işçiler sık sık karşı karşıya getirilmektedir.  

İŞÇİNİN BİRLİĞİ HEDEFTE

Fabrikalarda kadrolu işçilerin yerine, emek maliyetini ciddi oranda düşürdükleri için taşeron, geçici istihdam daha fazla tercih edilmektedir. Uygulama, bir taraftan üretim maliyetlerini azaltırken, diğer taraftan kadrolu işçilerin ekonomik ve sosyal haklarına ve sendikal örgütlülüklerine karşı güçlü bir tehdit işlevi görmektedir.  

Kadrolu işçilerin çalışma koşullarını ve haklarını tehdit eden en büyük saldırılar taşeronlaştırma uygulamaları ile paralel başlamıştır. Bu durum, aynı zamanda, kadrolu işçilerin taşeron işçilere kötü davranmalarını, onları küçük görmelerini beraberinde getirmiştir. Yani tıpkı 200 yıl önce birbirlerini rakip olan gören işçilerin aralarında rekabet ettiklerinde sürekli kaybettikleri gibi, bugün de birbirlerini rakip olarak gördükçe bölünmeleri, dolayısıyla kaybetmeleri kaçınılmazdır.   

Aynı işi yapıyor olmalarına rağmen taşeron işçilerin büyük bölümü asgari ücretle her türlü haktan yoksun olarak, tıpkı kelime anlamındaki gibi “insanlık dışı koşullarda” çalıştırılmaktadır. Dışlanmaları, aşağılanmaları, ikinci sınıf insan muamelesi görmeleri ayrı bir sorundur. Her durumda patronun ekmeğine yağ süren bu tür tutumların sürmesi, kadrolu ya da taşeron tüm işçilerin sorunlarının esas kaynağı olan patrona karşı birlikte hareket etmelerini engellemektedir.

TAŞERON ÇALIŞMA NE GETİRİYOR?
Taşeronda çalışmanın olumsuz yönleri şu şekildedir;
* Taşeron işçilerin önemli bir bölümünün iş güvencesinin olmaması sendikal mücadele açısından önemli bir engeldir.
* Taşeronların sendikaya üyeliği önünde herhangi bir yasal engel olmamasına rağmen, ana firmanın sözleşmeyi istediği an bitirme serbestisi olması sendikal örgütlenmeyi güçleştirmektedir.
* Taşeronlaştırma çalışma sürelerinin patronlar tarafından istendiği gibi şekillendiği bir uygulamadır ve bu, sömürünün boyutlarını artırır. Taşeronda sabah işe geliş saati kesin kurallarla ilan edilmişken, işin bitiş süresi patronun keyfine bağlıdır.
* Çalışma sürelerinin uzatılması, istihdamın da daraltılmasını ve aynı işi daha az işçinin yapmasını ve böylece işverenin kârının maksimuma ulaşmasını sağlar.
* Taşeronlaştırmanın getirdiği esnek üretim ilişkileri sendikal yapıların çözülmesini getirirken, sendikasızlık yanında esnek üretimi yeniden üretmektedir.
* Türkiye’de tekstil ve inşaat sektöründe başlayan ve 1990’lardan sonra yaygın bir uygulama haline getirilen taşeronlaştırma bugün emek mücadelesinin önündeki en büyük engellerden birisidir.  

KÖLELİĞE RAZI ETMEK İSTİYORLAR

Son yıllarda özellikle sendikal örgütlülüğün yoğun olduğu fabrikalarda hızla yaygınlaşan taşeron çalıştırma uygulaması nedeniyle çalışan sayısını azaltıp bütün kazanılmış haklarda geriye gidişler yaşanmaktadır. Daha önce kadrolu olarak çalışılan yerler ve hizmetler zamanla taşerona devredilirken, işçiler her geçen gün daha da ağırlaşan koşullarda çalışmaya mahkum edilmektedir. Uygulamalara karşı çıktıklarında kapıda bekleyen milyonlarca işsiz tehdit olarak kullanılmakta, bu şekilde işçiler ya köleliğe razı edilmekte ya da işten çıkarılmaktadır.  
Taşeron çalıştırma, başta iş güvencesi olmak üzere kıdem tazminatı, yıllık izinler, fazla mesailer gibi kazanılmış tüm hakları ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Taşeron sisteminin patronlar için yarattığı avantajlar ortadayken, devletin bizzat kendisinin de bir işveren olarak taşeron işçi çalıştırmayı yaygınlaştırmak için peş peşe adımlar attığı bir ortamda iş gücü maliyetlerini arttıracak düzenlemeler yapılması mümkün değildir.

AKP Hükümetinin, bırakalım işçilerin lehine düzenlemeler yapmasını, bütün istihdam yapısını taşeron sistemine uygun hale getirmek için bugüne kadar çok sayıda adım attığı biliniyor. Bu nedenle işçi sınıfının en ağır koşullarda çalışan kesimini oluşturan taşeron işçilerin bugün içinde bulundukları koşullarda çalıştırılmalarının öncelikli sorumlusu olan bir hükümetin çıkıp da “Taşeron işçilerin sorunlarını çözeceğiz” açıklamaları yapmasının ciddiye alınır bir tarafı yok.

Hükümetin yeni istihdam paketi ile ne yapmak istediği çok açık. Bu nedenle hükümetin kamuoyu desteğini almak için taşeron işçilerin sorunlarını istismar ederek oynamak istedikleri oyunu doğru okumak gerekiyor.

Ne zaman işçi sınıfının haklarına yönelik yeni bir saldırı gündeme gelse, hükümet “taşerona müjde!” söyleminde olduğu gibi hep aynı senaryo eşliğinde, aynı oyunu oynamaktadır. Sendikalar ve diğer emek örgütleri, bir şey yapılmadığında nasıl sonuçlanacağı bugünden belli olan bu oyunun bir kez daha sahnelenmesine izin vermemek gibi önemli bir sorumlulukla karşı karşıyadır.

ÖNCEKİ HABER

Çeşme RES’lerle kuşatılacak

SONRAKİ HABER

ABD'ye giden göçmenlere Meksika engeli

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa