02 Eylül 2014 06:00

Nakış işçileri: Suriyeli işçiler sınıf kardeşlerimizdir!

Ülkenin çeşitli sanayi bölgelerinde ‘Suriyeli işçi istemiyoruz’ denilerek gerçekleştirilen linç girişimlerine dair konuştuğumuz Bağcılar’dan nakış işçileri, doğru sloganın ‘Suriyeli işçiler sınıf kardeşlerimizdir. Kayıtdışı işçilik istemiyoruz’ olduğunu söylediler.

Nakış işçileri: Suriyeli işçiler sınıf kardeşlerimizdir!
Paylaş

Masum BAŞ
Ümit KARTAL
İstanbul

Türkiye’nin pek çok sanayi bölgesinde olduğu gibi nakış atölyelerinin bulunduğu Bağcılar ve Bahçelievler’de de ana gündemi Suriyeli mülteci işçiler oluşturuyor. Zira nakış işçiliğinin Suriye’de yaygın olması nedeniyle bu bölge İstanbul’un en fazla mülteci göçü alan bölgeleri arasında. 

Ancak bu bölgedeki işçiler, Suriyeli işçi sorununa lince varan protestoların yaşandığı yerlerdekiler gibi bakmıyor. Bunun en önemli nedeni nakış işçilerinin 1 yılı aşkındır süredir verdikleri mücadele. Cumartesi çalışmama, mesailerin düzenli ödenmesi, ücretlerin yükselmesi gibi kazanımlar elde eden işçiler, bu kazanımın işçilerin birliği ile elde edildiğinin farkında. Bu nedenle “Suriyeli işçi istemiyoruz” sloganını, işçileri bölen tehlikeli bir slogan olarak görüyorlar. Patronların kazanımlarını ortadan kaldırmak için Suriyeli işçileri kullanmaya çalıştığının farkında olan nakış işçileri doğru sloganın “Suriyeli işçiler sınıf kardeşlerimizdir. Kayıtdışı işçilik istemiyoruz” olduğunu söylüyor. 

BİRLİKTE MÜCADELE KAZANIM GETİRİYOR

Suriyeli işçilerin tüm koşullarının eşitlenmesi gerektiğini aksi halde gerginliklerin devam edebileceğini söyleyen SAAB Tekstil işçileri, Nakış İşçileri Birliği’nin SGK önünde bu taleplerle eylem de yaptığını hatırlatarak, kayıt dışı işçiliğin acilen ortadan kaldırılmasını istiyor. 

Gece vardiyasından çıkan SAAB Tekstil işçileriyle parkta bir araya geliyoruz. 25 yaşındaki Ömer geçen yıl gerçekleşen ve kazanımlarla sonuçlanan nakış grevinde de atölyesindeki arkadaşlarına öncülük edenlerden. Suriyeli işçilere yapılanları, bir zamanlar Almanya’da Türkiyelilerin yaşadıklarına benzeten Ömer “Şimdi aynısını Türkiye’de Suriyelilere yapıyorlar” dedi. Atölyelerinin bulunduğu binada bulunan 3 firmada çalışan 200 işçinin 80’inin Suriyeli olduğu bilgisini veren Ömer şöyle devam etti: “Gündelikçi gibi çalışıyor ve az ücret alıyorlar. Sigortaları yok. Türkiyeli işçilerin yarısı kadar bir ücrete çalışıyor. Patronlar böyle atölyelerde Suriyeliler yerine akrabalarının sigortalarını yatırıyorlar.”

Suriyeli işçi arkadaşlarıyla Kürtçe konuşarak anlaştığını dile getiren Ömer, “Sonuçta iltica bir haktır. Bu insanlar savaştan kaçıp gelmişler. Bizim hükümetimiz Suriye’yi karıştırmadan önce, kendi ülkelerinde burada bizim koşullarımızdan bile iyi durumdaymışlar. Günde 8 saat çalışıyorlarmış. Bir Suriyeli arkadaşım ‘Burada 1 liraya 1 ekmek alıyorsunuz, biz Suriye’de 5 ekmek alırdık’ demişti. Bizden daha iyi koşullarda olmalarına rağmen savaştan ötürü gelmek zorunda kalmışlar. Bu insanları suçlayamayız” diye konuştu. 

Her halkın içinde iyilerin ve kötülerin olabileceğini, çeşitli bahanelerle Suriyelilere linçler düzenlemenin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Ömer, “Suriyeli işçi istemiyoruz” sloganının yanlış olduğunu onlarla beraber hak mücadelesini büyütmek gerektiğini düşünüyor. 

SURİYELİ İŞÇİ: BENİ YALNIZ BIRAKMAZSANIZ

Ömer, Suriyeli işçilerle birlik olmanın kazanım getireceğini görmüş. Daha önce çalıştığı Günteks’te cumartesi günleri kendilerinin öğlene kadar çalışmalarına rağmen, Suriyeli bir işçinin zorla akşam 7’ye kadar çalıştığını anlatan Ömer, “Bu arkadaşla konuştuk. Kendine güven geldi. ‘Beni yalnız bırakmazsanız, arkamda durursanız ben de öğlen bırakmak isterim’ dedi. Ona sahip çıktık. Sonra o da bizimle birlikte öğlene kadar çalışmaya başladı” dedi. 

Kendilerinin de bundan 2-3 yıl öncesine kadar, ne sigortadan ne de mücadeleden haberdar olduklarını, sigortanın piyasada son dönemde yaygınlaştığını söyleyen Ömer, “Bu mücadeleyi şimdi Suriyelilerle büyütmeliyiz. Kendimiz için ne istiyorsak onlar için de aynısını istemeliyiz. Zaten grev zamanı bizimle eyleme gelen Suriyeli işçiler bile olmuştu. Şimdi hala Nakış İşçileri Birliği’ne aidat veren Suriyeli arkadaşlarımız var” diyor.

Bir dönem Çağlayan’da Yurt Nakış’ta çalıştığını söyleyen başka bir nakış işçisi de anısını anlatarak Ömer’i destekliyor: “Aynı işi yaptığımız Suriyeli arkadaşlar bizden az alıyorlardı. Biz 1600 lira, onlar 1300 lira alıyorlardı. Ustamız Kürtçe biliyordu, patron bilmiyordu. Bu sayede usta kendi işini de Suriyeli işçiye yaptırmaya başladı. Suriyeli arkadaş iki makineye bakar oldu. Gel zaman git zaman biz onunla konuşmaya başladık. Bizden cesaret alınca o da patronun karşısına dikildi ve ücretlerimiz eşitlendi.” 

‘KENDİNİ ONLARIN YERİNE KOY’

Nakış grevinden sonra Nakış İşçileri Birliği ile hareket etmeye başlayan 18 yaşındaki Metin, sohbete “Suriyelileri suçluyorum. Çünkü onlar ülke içine alınmadılar. Kamplarda kalacaklardı ama sonra şehirlere dağıldılar” diye başlıyor. Yine de saldırıları doğru bulmadığını söyleyen Metin’i kısa bir tartışmadan sonra arkadaşları ikna ediyor: “Kendini onların yerine koy Metin, sen ne yaparsın?” 

‘KAYITDIŞI İŞÇİ ÇALIŞTIRMA ENGELLENSİN’

Öğle molasında Örsim Nakış’tan işçilerin yanına gidiyoruz. Tayfun, 33 yaşında Dersimli bir işçi. Konuya doğrudan kendi yaşamından örnek vererek başlıyor: “Ben onları daha iyi anlıyorum. ‘94’te köylerimiz yakıldı ve boşaltıldı. Biz de istemeden İstanbul’a geldik. Şimdi onlar, psikolojik olarak da rahat değiller. Savaş bölgesinden gelmişler. Bazı sorunlar yaşanabilir. Onları da anlamak lazım.” Suriyeli işçilerin dışlanmasının patronların işine geldiğini anlatan Tayfun, nakış işçilerine şu çağrıda bulundu: “Suriyelileri kardeşimiz olarak korumalıyız. Şimdi dışlarsak, patron bu durumu koz olarak kullanır. Olan yine hem bize hem de Suriyeli işçilere olur. Ama onlarla kenetlenir de beraber haklarımızı korursak, patronlar kilitlenir kalır, bir şey yapamaz.” 

12 yıllık nakış işçisi Fatih de Tayfun ile beraber grevde aktif rol alanlardan. Patronların Suriyeliler konusunda çıkarcı davrandığını dile getiren Fatih; “Adamlar mağdur. Çalışmaya da mecburlar. Biz de aynı koşullarda olsak, mecburen çalışacağız. Bizim işyerinde şuan Suriyeli yok ama çevre atölyelerden biliyorum. Mesai ücreti yok, sigortaları yok, cumartesileri yok. Şimdi biz hakkımızı isteyince patronlar kötü koşulları örnek gösteriyor” diye konuştu.

‘SURİYELİLER DE MEMNUN DEĞİL AMA MECBURLAR’

Suriyeli bir işçinin kendisine “Biz Suriye’de bu kadar çalışsak mahvolurduk. Sizin burada şartlar ağır” dediğini anlatan Fatih, Suriyelilerin de bu koşullardan memnun olmadığını ama mecbur kaldığını söyledi. Fatih, “Suriyeliler de bizimle aynı koşullarda hatta daha iyi koşullarda çalışmak ister. Ama biz işçiler bile sahip çıkmazsak, Suriyeli işçiye kimse sahip çıkmaz. Sonra zamanla patronlar bunu bize tehdit olarak daha fazla kullanmaya başlar. Bunun kime faydası var?” diye sordu. 

23 Yaşında Ergin de aynı atölyeden. Kendisini “Ben bu işlerden pek anlamam” diye tanıtan Ergin düşüncesini şöyle özetledi: “İşçinin işçiden başka dostu yok. Birbirimize sahip çıkmalıyız.” 

‘SURİYELİLERİ YANINA AL, ‘BENİM ARKADAŞIM BUNLAR’ DE’

SAAB Tekstil işçisi Ömer, geçen yıl yaptıkları nakış grevinden önce milliyetçiliğin etkisini daha fazla hissettiklerini anlattı: “Eskiden işyerinde ayrı ayrı otururduk. Kürtler bir tarafta, Karadenizliler bir tarafta. Aramızda belki birer ikişer farklı işçi olurdu o kadar. Grevden sonra bu durum değişti.” Grev ve grevle birlikte kurdukları Nakış İşçileri Birliği olmasa Suriyeli işçilere yönelik saldırı olabileceğini söyleyen Ömer, milliyetçi bir arkadaşının Suriyeli işçilere dair yaşadığı olayı bizle paylaştı: “Bu arkadaşım Suriyeli işçilerle çalışıyor. Patron ucuza çalışıyorlar diye Suriyeli almış atölyeye. Sonra memnun kalmamış. Benim milliyetçi arkadaşıma ‘Kendi çevrenden Türk arkadaşlarını getir, bu Suriyelileri çıkarıp onları alayım’ demiş. Arkadaşım da bana ne yapması gerektiğini sordu. ‘Suriyelileri yanına al, benim arkadaşım bunlar de’ dedim. O da öyle yapmış. Şimdi eski fikirlerini aşıyor. Nakış İşçileri Birliği’nde işyeri temsilciliği de yaptı bu arkadaşım.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

‘Bilgi işlemciyken çamaşırcı oldum’

SONRAKİ HABER

"Cinsel istismar" suçundan 14 yıl hapis cezası bulunan kişi, yakalandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa