01 Eylül 2014 15:20

Salih Müslim'den BM'ye 1 Eylül mektubu

PYD Eş Başkanı Salih Müslim, '1 Eylül Dünya Barış Günü' nedeni ile Uluslararası Kamuoyu, BM Yetkilileri ve uluslararası insani yardım kuruluşlarına yazdığı mektubunda, 'Suriye'de yaşanan insanlık dramına ilişkin adım atılması' çağrısında bulundu.

Salih Müslim\'den BM\'ye 1 Eylül mektubu

Fotoğraf: Emrah Yorulmaz/AA

Paylaş

Uluslararası Kamuoyu, Birleşmiş Milletler (BM) Yetkilileri ve "uluslararası insani yardım kuruluşlarına", 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bir mektup gönderen PYD Eş Başkanı Salih Müslim, 2011 yılının Mart ayından bu yana meşru talepleri doğrultusunda mücadelelerini yükselttiklerini söyledi.

Rejimi kendi bölgelerinden çıkardıklarını vurgulayan Müslim, "Kadınlarımızla, erkeklerimizle ve gençlerimizle özgür geleceğimizi kurma kararı aldık" dedi.

Müslim, mektubunda, hem rejimin hem de radikal İslamcıların, Rojava'da inşa etmekte oldukları barışçıl geleceğe saldırı içinde bulunduklarına işaret etti. Suriye'nin bir parçası olan Rojava bölgesinin Cezire Kantonu yaşayanlarının son iki yıldan bu yana Çeçenistan'dan Mısır'dan, İngiltere ve Türkiye'den topraklarına gelen veya getirilen organize grupların aralıksız olarak saldırıları ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Müslim, bu saldırılara karşı kendilerini savunma mecburiyetinde kaldıklarını belirtti.

Mektubunda Rojava'daki gelişmelere değinen Müslim, "Bir devrim sürecinde olduğumuzu hep söyledik. Devrimimiz parçalayan değil, birleştiren bir düşünceye sahiptir. Bu yüzden Rojavamızda Asuriler, Ermeniler, Araplar, Türkmenler ve Kürtler birleşerek kendi kaderlerini Suriye birliği içerisinde demokratik özerklik' projesi ile tayin ettik. Tüm bu gelişmeyi PYD ile yanlış bir biçimde ifade edenler olsa da, 50'den fazla Asuri, Ermeni, Arap, Türkmen ve Kürt partisi, örgütü ve STÖ'sü içinde bizzat yer aldı, alıyor.Bu bileşenler, yürütmüş oldukları toplantılar, görüşmeler sonucunda toplumların da rızasını alarak, Ocak 2014'te Rojava'nın Afrin, Kobani ve Cezire kantonlarındaki yaşayan tüm toplumların özgürlüğü ve barışçıl birlikteliği esas alan toplumsal sözleşmeyi deklare ettiler. Suriye'nin diğer bölgelerinde yaşanan şiddet sonucu oluşan kaos ile karşılaştırdığımızda bu tabii ki özgürlüğe ve barışa dair umut yaratan bir gelişmeydi. Bu bölgelerimizde Suriye'nin diğer şehirlerinden göç eden yüzbinlerce insana barınma koşulları yarattık. Devrimimiz milliyetçiliği değil, halkların barışçıl bir biçimde bir arada yaşamasını esas alan ve bunu toplumsal sözleşmesiyle garantiledi" dedi.

Uluslararası kuruluşlardan bekledikleri hiçbir siyasi dayanışmayı göremediklerinin altını çizen Müslim, insani yardımların ise yetersiz olduğunu yazdı. Mektubunda Rojava'nın ağır bir göç dalgası ile karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Müslim, "Bizden olup da, çizilen sınırlardan ötürü komşu statüsünde olan Şengal'li Kürtler, Tal Afar'li Türkmenler, Karakoş'lu Asuriler 'İslam devleti' adındaki barbar örgütün saldırılarına maruz kaldılar. Onların öz savunma koşulları olmadığı için, saldırganlara karşı direniş gösterme koşulları yoktu. İki yıldır Rojavamızı koruyan YPG ve YPJ direnişçilerimizin desteğe koşmaları, Şengal'e sığınan binlerce Türkmenin, Asurinin yanı sıra ikiyüzbin Şengalli Ezidi Kürt'ü soykırım ve katliamdan,oluşturduğu güvenlik koridorlarından Rojava'ya geçirerek kurtardı. Onlarca şehadete rağmen, YPG'li direnişçilerimiz canları pahasına verdikleri bu müdahale ve mücadele sonucu Şengal dağlarına sığınan insanlar, yoğun saldırılar altında, onbinlercesi Rojava'ya getirildi. Rojavamız haritalarda görünmüyor olabilir, görüneni ise küçük görünebilir. Bu çok da önemli değil bizim için" diye yazdı.

IŞİD'in barbarca ve insanlık dışı saldırılarının olmaması durumunda kendi kendilerine yetecek ve kimseden yardım talebinde bulunmayacak kadar verimli topraklara sahip olduklarını ifade eden Müslim, fakat savaşın içinde, korkusuz, kayıpsız ve göçsüz bir gün dahi geçirmediklerini belirtti. "İnsanlık adına bir ölüm kalım mücadelesi içerisindeyiz. Hepimiz burada ölürsek, sizler orada yaşadığınıza nasıl inanacaksınız" diyen Müslim, mektubunun devamında, "Sizler sustukça, barbarlık bu bölgelerde daha da bir yaygın hale geliyor. Sizler göç eden insanlara ilişkin BM, AB ve diğer uluslararası kurumlarda 'yardım edelim mi, etmeyelim mi?' tartışmalarını 'demokratik' kararlara dönüştürme gayreti içerisindeyken, burada demokrasinin kafası kesiliyor. Sizler BM toplantılarında meşruyeti tartışmalı hale gelen Suriye ve Irak'ın sınır bütünlüğünü koruma adı altında çekingen kararlar alırken, söz konusu sınırları aşıp saldıran DAİŞ ile karşı karşıya kalıyor insanlar. Sizler sustukça, insanlık katlediliyor" dedi.

New York'ta, Cenevre'de, Brüksel'de, Londra'da, Berlin'de, Paris'te, İstanbul'da konuşulanları duymadıklarını kaydeden Müslim, "Sahi ne konuşuyorsunuz... Üzüldüğünüzü, kaygılandığınızı, bir şeyler yapmaya niyetlendiğinizi duyuyoruz. Ama bu yetmiyor. Haritalarda adımız, sınırlarla çizilmiş bir ülkemiz olmasa da, artık biz bir realiteyiz. 2014 başlarında bölgemize gelen Alman Parlamenteri Jan van Akan gördüklerinden sonra 'Ortadoğu'nun umut ışığı' dediğini duyduk. Ne güzel söylemiş, burada inşa ettiklerimizi... Bugün Rojava gerçek anlamında bir umut ışığıdır" diyerek bu umudun korunması için kimsenin korkmadan, bürokrasiye boğmadan, sorumluluk üstlenerek göç eden insanlara yardım eli uzatmasını istedi.

Sınırların anlamsız olduğunun altını çizen Müslim, Rojava Kantonundaki halklar adına kaleme aldığı mektubuna şu sözler ile son verdi: "İnsanlara karşı geliştirilen saldırılar insanlık sınırlarını aştı. Bu açıdan sizlerin de bu durumdan vazife çıkarıp, insanlık adına yardımlarınızı ulaştırmanızı bekliyoruz." (DİHA)

ÖNCEKİ HABER

Numan Kurtulmuş, Meclis\'te yemin ederken protesto edildi

SONRAKİ HABER

'Son 3 yılda 1954 gazetecinin basın kartı iptal edildi'

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa