01 Eylül 2014 06:00

Ne anlatalım, bizi yerle bir ettiler...

Êzidi’nin dağları aşarak geldiği Türkiye’de başta Şırnak ve ilçeleri olmak üzere, Mardin, Batman ve Diyarbakır’da halkın ve belediyelerin olanaklarıyla kurulan kamplarda yaşam mücadelesi sürüyor. Êzidilerin yerleştirildiği kamplardan biri de Şırnak’ın Cizre ilçesindeki atıl oto sanayi sitesi. 10 yıl önce yapılan ancak hiç kullanılmayan sanayi sitesi şimdi katliamdan kaçan Êzidilerin evi oldu

Paylaş

Beyar ÖZALP
Cizre

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Şengale saldırmasının ardından başlayan Êzidi göçü devam ediyor. Her gün binlerce Êzidi’nin dağları aşarak geldiği Türkiye’de başta Şırnak ve ilçeleri olmak üzere, Mardin, Batman ve Diyarbakır’da halkın ve belediyelerin olanaklarıyla kurulan kamplarda yaşam mücadelesi sürüyor. Êzidilerin yerleştirildiği kamplardan biri de Şırnak’ın Cizre ilçesindeki atıl oto sanayi sitesi. 10 yıl önce yapılan ancak hiç kullanılmayan sanayi sitesi şimdi katliamdan kaçan Êzidilerin evi oldu. Rojava sınırının tam karşısında bulunan sanayi sitesinde kurulan kampa Cizreliler, ‘Berivan Yaşam Alanı’ ismini vermiş. Geçtiğimiz haftaya kadar yaklaşık 500 kişinin kaldığı kampta şu anda barınan Êzidi sayısı 3 binden fazla.

KAMPIN ÇOCUKLARI

Kampa sığınanlarla sohbet etmek için gittiğimiz Berivan Yaşam Alanı’nda tüm ihtiyaçlar Cizre Belediyesi ve halk tarafından karşılanıyor. Kampa ilk girdiğimizde, çocuklar karşılıyor bizi. Yüzlerinde umutlu bir gülümseme var ama bunun yanı sıra savaşın ve uzun, zorlu yolculukların, bu yaşta ölümden kaçışın yorgunluğu da yansımış bu çocuk yüzlere. Kampta çok sayıda çocuk var. Savaştan çok etkilenen bu çocukların motivasyonlarını yükseltmek için Eğitim Destek Evi ve gönüllü öğretmenler büyük çaba harcıyor. Yemek sorunu da belediye ve halkın desteğiyle çözülüyor. Buraya sığınan Êzidilere günde 3 öğün yemek veriliyor.

GÖNÜLLÜ SAĞLIKÇILAR VE DEVLETİN İLGİSİZLİĞİ

Kamp alanında gezerken Cizre Belediyesi Bişeng Sağlık Merkezi tarafından kurulan revir çarpıyor gözümüze. İçeri girdiğimizde kısıtlı imkanlarla Êzidileri tedavi etmeye çalışan gönülleri görüyoruz. Sağlık merkezinin sorumlularından Mahmut Duru ile konuşuyoruz. Kampın diğer tüm ihtiyaçları gibi ilaç ihtiyacının da büyük bir bölümünün Cizre Belediyesi, Mardin-Şırnak Eczacılar Odası ve halk tarafından karşılandığını anlatıyor. Çok ciddi bir durum söz konusu olmadıkça hastaları burada tedavi ettiklerini ancak durumu kritik olan hastaları hastaneye kaldırdıklarını söyleyen Duru, devletten hiç destek görmediklerini, “Halk Sağlığı Toplum Merkezinden sağlık personelleri bazı aşıları yapmak için kamp alanına geldi. Bunu da mecbur oldukları için yaptılar” sözleriyle anlatıyor.

BÜTÜN AKRABALARIM ÖLDÜ

Sağlık merkezinden ayrılıp kampta yürümeye başlıyoruz. Sağda solda çocuklar oyun oynuyor. Köşelere çekilmiş, hüzünlü yüzleriyle düşüncelere dalmış kadınlar görüyoruz. Erkekler, özellikle de yaşlılar bir arada oturmuş sohbet ediyor. Genç erkekler ise kamp işlerine yardımcı olmak için koşturuyor. Kamp alanında sessizlik hakim. Hüzünlü, sessiz bir bekleyiş. Konuşmak istediğimiz birçok kişiden aynı cevabı alıyoruz; Ne anlatayım ki... Genç bir Êzidi kadına sohbet etmek istediğimizi söylediğimizde, göz yaşlarıyla, “Size ne anlatayım. Bütün akrabalarım öldürüldü. Her şeyi yerle bir ettiler. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyor. Daha fazla konuşamıyoruz.

ÖLENLERİ YOLDA BIRAKTIK

Bir duvar kenarında oturan iki yaşlı kadının yanına gidiyoruz. Suawa Derveş konuşuyor bizimle. Eşinin İŞİD’e karşı hâlâ Şengal’de savaştığını ve 1 aydır ondan haber alamadığını söylüyor. Derveş çocuklarını alıp 2 günlük zorlu bir yürüyüşün ardından Roboskî’ye ulaştıklarını ve oradan da Cizre’ye geldiklerini anlatıyor. Hasta olan kızını Federal Kürdistan Bölgesi’nin Zaxo kentinde bıraktığını söylüyor. “Roboskî’ye gelene kadar dağlarda büyük zorluk çektik. Yolda ölenler oldu. Onları orada bırakıp geldik” diyor acılı bir ifadeyle. Sonra gözyaşlarını tutamıyor. Sohbetimiz de bu gözyaşlarıyla sonlanıyor.

BEBEĞİM ÖLECEKTİ, ROBOSKÎLİLER YETİŞTİ

Xelâf’in ailesinin olduğu bölmeden diğer bölmeye geçiyoruz. Burada genç bir Êzidi kadın ile konuşuyoruz. Adı Dilvin Murad. 1 yaşındaki oğlu ile 12 saat yol yürüyerek Roboskî’ye ulaştıklarını anlatıyor. Dilvin Murad bebeğinin yolda açlık ve susuzluktan ölmek üzere olduğunu, son anda Roboskîlilerin ulaştırdıkları süt sayesinde hayata tutunduğunu söylüyor. Bebeğinin hâlâ hasta olduğunu ve sürekli ilaç verdiklerini anlatıyor.
Atölyelerden çıkınca, elinde oyuncak dolu poşetle kamp alanına giren bir Cizreli ile karşılaşıyoruz. İsmini vermek istemiyor. 8 yaşındaki kızının evdeki tüm oyuncaklarını toplayıp, Êzidi çocuklar için kamp alanına getirmiş. Êzidilerin kardeşleri olduğunu ve 3 yıldır Rojava’dan Cizre’ye gelenlere nasıl kapılarını açtılarsa Êzidilere de sahip çıkacaklarını söylüyor.

BİZE SALDIRAN ASKERLERİ IŞİD SANDIK

Kamp alanında gezinirken, bir kenarda aynı hüzünle oturan bir kadın çarpıyor gözümüze. 60 yaşında olduğunu öğrendiğimiz Elxan Xorto. O da önce Roboskî’ye oradan da Cizre’ye gelmiş. Yaşlı kadın Roboskî’den Türkiye’ye girmek isterken sınırda askerlerin saldırısına uğrayan Êzidilerin arasındaymış. Hâlâ yaşadığı korkunun etkisinde olduğu anlaşılıyor. Saatlerce yol yürüdükten sonra Roboskî sınırında karşılarında gördükleri askerler kendilerine saldırınca, onları IŞİD üyeleri sanmış. “Artık her şeyin bittiğini, öleceğimizi düşündüm” diyor. Yaşlı kadın uzun yolcuktan ayağının kötüleştiğini ve asker saldırısında sonra yürüyemeyecek duruma geldiğini anlatıyor.

ATÖLYE SIĞINAKLAR!

10 yıl önce yapılan ve o günden beri kullanılmayan, kaderine terk edilen sanayi sitesi içinde tuvalet ve banyosu da olan 150 metre karelik atölyelere 2-3 aile yerleşmiş. Aileler, Cizrelilerin getirdiği yorgan, battaniye ve yastıkları yerlere sermişler. Buralarda yaşıyorlar. ‘Eve çevrilmiş bu atölyelerden birine giriyoruz. Hüseyin Xelaf’la konuşuyoruz. Xelaf, pasaportu olmadığı için sınır kapısından giremedikleri için, Zaxo’dan kaçak yollarla Türkiye’ye gelmek zorunda kalmış. Kampta bulunan bu atölye oldukça geniş. Perdeler ile iki ya da üç bölmeye ayrılmış her aile için.

PSİKOLOG İHTİYACI VAR

Kamp sorumluları, IŞİD vahşetine tanık olan, birçok yakınını yitiren Êzidilerin büyük bir travma yaşadıklarını ve en önemli ihtiyaçlardan birinin psikolog desteği olduğunu söylüyorlar. Daha önce Şırnak’taki kamplara iki psikolog gelmiş. Ancak birkaç gün kaldıktan sonra geri dönmüşler. Kamp sorumluları gelecek psikologların Kürtçe bilmelerinin çok önemli olduğunu, işleri tercüman aracılığıyla yürütmenin zor olduğunu söylüyorlar.

ÖĞRENCİLER DE ÊZİDİLER İÇİN SEFERBER OLDU

Kamptan ayrılmak üzereyken bu kez getirdikleri erzakı taşıyan Cizre Üniversiteliler Plartformu üyeleriyle karşılaşıyoruz. Sosyal medya üzerinden örgütlenen öğrenciler, hava sıcaklığının 50 dereceye ulaştığı Cizre’de sokakları tek tek gezerek kapıları çalıp, yardım toplamış. Konuştuğumuz öğrenciler sürekli kampa geldiklerini ve tespit ettikleri eksiklikleri gidermeye çalıştıklarını söylüyorlar.

ROJAVA’NIN HATIRLATTIĞI...

Kamptan ayrıldığımızda Rojava sınırındaki teller takılıyor gözümüze. Son 3 yıldır savaşın içinde olan Rojava’da halk bir yandan kendini savunmak için IŞİD ile savaşırken, diğer yandan Şengal’deki IŞİD katliamlarından kaçarak Rojava’ya sığınan Êzidilerin yaralarını sarmaya çalışıyor. Bu süreçte Türkiye’deki kamplarda kalan Êzidilere halk ve belediyeler dışında, herhangi bir devlet ya da resmi kuruluştan yardım gelmediğini, öte yandan Êzidilere kucak açan Rojavalıların bir yandan da Türkiye’nin kendilerine kapattığı, IŞİD’e açtığı sınırları ve uyguladığı ambargoyu hatırlıyoruz.

ÖNCEKİ HABER

Grev yasak... Kâr gırla...

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İstanbul'da en büyük ihaleler canlı yayınlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa