31 Ağustos 2014 09:44

Tank diyarında iş cinayeti

Baksanız koca koca tankları, sayısız savaş uçağı, bütçeyi zorlayan silah harcamaları var. Sorsanız “Sizi düşmandan korumak için” diyeceklerdir elbet. “Siz” dedikleri biz miyiz gerçekten? Tamam silahları güçlü, ama nereye kadar? Bir tank bir mahalleyi yıkıp geçebilir, ya enfeksiyon nedenlerini?

Paylaş

Zeki GÜL

Baksanız koca koca tankları, sayısız savaş uçağı, bütçeyi zorlayan silah harcamaları var. Sorsanız “Sizi düşmandan korumak için” diyeceklerdir elbet. “Siz” dedikleri biz miyiz gerçekten? Tamam silahları güçlü, ama nereye kadar? Bir tank bir mahalleyi yıkıp geçebilir, ya enfeksiyon nedenlerini?

Gücünü tanktan alanların nefesi çabuk kesilir koruyucu sağlık hizmetlerinde, işçi sağlığı ve meslek hastalıkları bahsinde. İster bütçesi dünyanın zirvesinde olsun, isterse en yoksul ülkeler arasında anılsın, bu gerçeklik hiç değişmiyor.

Bir tank kanalizasyon şebekesini yok ettiğinde dev paletleri ile gücü insana yeter ancak. Bir mikrop için ise hiçbir şeydir tonlarca ağırlık altında kalmak. Güç kilo ile ölçülseydi eğer, tankların paletleri ve buldozerler altı mikroptan arınmış sayılırdı.

İşte gücü tanka yeten tek canlı olan mikroplardan birisi, Viral Hepatit A, bir can daha aldı aramızdan. Bir haber düştü basına: “İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde geçen sene zorla kanalizasyon temizlettirilen 28 yaşındaki taşeron Sağlık İşçisi Zafer Açıkgözoğlu karaciğer yetmezliğinden yaşamını yitirdi.” Etken Hepatit A Virüsü ve yanında başka bir mikrop, ama katili kim?

Peki neden ölmüştü taşeron işçisi, üstelik bir üniversite hastanesinin çalışanı iken? Öyküsünü kendi taşımış daha bir ay önceki bir basın haberine Zafer Açıkgözoğlu: “Yağış nedeniyle kanalizasyon taşınca, laboratuarı su basmış. Amirim, lağımın içine girip, kanalı açmamı istedi. Ben de girip, tıkalı kapağı kaldırmaya çalıştım. Bir anda fışkıran basınçlı suyla yere yuvarlandım. İki hafta kadar sonra durumum daha da kötüleşti. Ayaklarımdan gelen bir sızıyla bulantı ve kusma başladı, bilincimi kaybetmişim. Gözümü açtığımda yoğun bakımdayım.”

YOKSULLAR BAZEN CENNETE GİDER, ZENGİNLERE YERYÜZÜ CENNET

O artık genç bir ölü. Ama ölüler de eşit değil bu diyarlarda, öyle ya! Siz hastanede görevi başında “Zorla temizletilen kanalizasyondan kaptığı mikrop ile ölen” taşeron sağlık işçisi Zafer Açıkgözoğlu için “şehit” dendiğini işittiniz mi peki? İyi ki de öyle denmiyor. Nicedir “katili” örtülmek istenen taşeron işçi cinayetlerinde devlet envanterinden cennete gönderilmek sıradanlaştı. En son devlet / cennet ilişkisine Soma maden cinayetinde rastlamıştık, değil mi?

Katil kim sorusunun yanıtı gücünü tanktan almak isteyen iktidar anlayışıdır diyebiliriz. Askeri vesayet olmasaydı, ekonomide meşhur “24 Ocak Kararları” alınabilir miydi hiç? Askeri diktatörlük kök salmasaydı 12 Eylül 1980 sonrası işçi / emek düşmanı o yasalar çıkartılabilir miydi? Ve ardılı iktidarlar taşeronluk sistemine, kapitalizmin vahşi yüzüne yaslanabilir miydi? Elbette hayır!

Gerek sağlık iş kolunda gerek diğer alanlarda taşeron sistemi öldürmeye devam ediyor. Güvencesizlik tehdidi altındaki yoksullar beş paraya “yasal köle” haline getiriliyorlar. Halk bir an için itiraz ettiğinde ise her daim olduğu üzere  “cennet” imdatlarına yetişiyor muktedirerin: Yoksullar bazen cennete gider, zenginlere yeryüzü cennet; ne ala!
Bu cinayetin kronolojisinde karaciğer nakli, nakledilen organın vücut tarafından reddi, ardından yeni karaciğer nakli için bekleme, bitmeyen yoğun bakım günleri var. Şimdi dönüp soralım: ‘Karaciğer nakli dahil, bu kadar paranız vardı da neden yaşarken onun için harcamadınız?  Sağlık gibi ölümcül tıbbi atıkların olduğu bir iş kolunda neden taşeron işçilerini yeterince eğitmediniz, neden işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yeterli önlemleri almadınız? Bakın ne diyor yitip giden işçi kardeşimiz: “İşe başladığım günlerde tıbbi atıkları taşırken, elime iğne batmıştı, biraz kanadı. Hepatit A mikrobu da oradan bulaşabilirmiş.” Demek ki ilk değildi kanalizasyonu temizleme meselesi. Öncesinde de kullanılmış enjektör iğnesi batmış eline genç emekçinin. Tüm iş kazalarında olduğu üzere muhtemelen iki yaşanmışlık da kayıt dışı tutulmuştur, değil mi?

Taşeron sağlık çalışanları ciddi risk altında. Hatta diyebiliriz ki mesleki riskleri kadrolu sağlık çalışanlarından daha da yüksek. Tıbbi sekreterden mutfak çalışanına, temizlik görevlisinden teknisyene her kim ki taşeron eli ile hastanede işe alınmış olsun, onlarda meslek hastalığı ve iş kazası oranı daha fazla oluyor. Bunun temel nedenlerinden birisi sağlık eğitimi almamış olmaları ise, bir diğeri riskli görevlendirmelerde işten atılma tehdidi altında “itaatkar” kalmaya mecbur kılınmaları olsa gerek.

Yolunuz hastaneye düştüğünde, ola ki  pırıl pırıl bir koridor görürseniz “temiz” olduğuna  dair acele kanaat geliştirmeyin derim. Belki de dünyanın en ölümcül mikrobu o pırıltının altında gizleniyordur. Yeterli bir eğitimden geçirilmeden taşeronlaştırılmış sağlık emekçileri bu riskle her daim iç içe yaşıyorlar. Birçoğu hasta olduktan sonra sorunu kavrayabiliyor. Kimi zaman da pervasızca ‘olmayacak’ bir görev tanımlanıyor kendilerine. Aynen son hastane içi iş cinayetinde olduğu gibi.

Evet, bir iş cinayeti daha manşet oldu gazetelerde. Tanıyanları “iyi insandı” diyecekler. Hatta patron ve yöneticiler de muhtemeldir “iyi insan” kesilecekler yakınlarına. Tüm insanlarının musalla taşında “iyi insan” kılındığı bu ülkede insanın iyiliğiniz batsın diyesi geliyor. Ya da en iyisi soruyu  ve içinde barındırdığı cevabı hekim, şair Bertolt Brecht’e bırakmak.

İYİ ADAMA BİR İKİ SORU
Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin.
.
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
.
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.

ÖNCEKİ HABER

Duaq Alnajjar

SONRAKİ HABER

Soyuz MS 11 uzay kapsülü Dünya'ya döndü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa