30 Ağustos 2014 22:34

30 Ağustos'tan 1 Eylül'e ne kaldı?

Birkaç gün önce Meclis’te gerçekleşen ve tartışmalara neden olan Cumhurbaşkanlığı yemin töreni, yerini Köşk’teki törenlere bırakmıştı. Erdoğan Anıtkabir’deki deftere “Küllerinden yeni bir ülke doğuyor” diye yazmaya başladığında ulusalcı kesimler havluyu çoktan atmışlardı bile.

Paylaş

Ercüment AKDENİZ

Birkaç gün önce Meclis’te gerçekleşen ve tartışmalara neden olan Cumhurbaşkanlığı yemin töreni, yerini Köşk’teki törenlere bırakmıştı. Erdoğan Anıtkabir’deki deftere “Küllerinden yeni bir ülke doğuyor” diye yazmaya başladığında ulusalcı kesimler havluyu çoktan atmışlardı bile. Kimileri “Allah’tan bu tören 30 Ağustos Zafer Bayramına denk gelmedi” diye teselli bulurken, kimileri de “30 Ağustos’ta yenildik” diye veferyan edecekti.

Cuma günü yeni hükümet kabinesi açıklandı, Cumartesi ise sırada 30 Ağustos törenleri vardı.

Zafer Bayramı törenlerine, adet olduğu üzere, başkentte katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, askeri de ilk defa bir ‘Başkomutan’ sıfatıyla selamladı. Erdoğan Anıtkabir’deki deftere bu kez vesayet rejiminin kırıldığını yazacaktı. Ne var ki, gün boyunca süren askeri geçit törenleri, ironik bir biçimde “Yeni Türkiye”nin hem askeri hem de savaş gücünü öne çıkarmaktaydı.

Davutoğlu’da simgeleşen “derin strateji” ile bölgede “değerli yalnızlık” unvanına nail olmuş Yeni Türkiye’nin, gelinen yerde; hem içeriye hem de dışarıya askeri savaş gücünü (hem de bütün haşmetiyle) gösterme ihtiyacı duyması nedensiz olmasa gerek. Çünkü o veciz tanımda da geçtiği üzere; “savaş, politikanın farklı araçlarla sürdürülme biçimidir.” Savaş, bir ülke için; politika yapma biçiminin çoğunlukla son seçeneğidir ve bir tıkanma haline işaret eder.

Gerektiğinde bir savaş kabinesine dönüşebileceklerini gösterenlerin sergiledikleri tüm askeri ritüeller, Yeni Türkiye’yi olsa olsa bir savaş bataklığına sürükler, başka bir yere değil. Oysa ki, Türkiye’nin ve Türkiye halklarının gerçek çıkarı; 1 Dünya Barış Günü’nde ifadesini bulan barış politikalarındadır. Ne var ki, 30 Ağustos’tan 1 Eylül’e; devlet erkanından çıka çıka; sadece ‘miting yasaklama’ kararı ya da girişimleri çıkmıştır. İstanbul’daki 1 Eylül kutlamalarına ilişkin takınılan bu yasakçı tutum; “Yeni Türkiye”ye ilişkin zaten var olan kaygıları daha da güçlendiren bir gelişme olmuştur.

Öte yandan El-Cezire’nin, Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanıyla yaptığı ilk röportajda Erdoğan şöyle konuştu: “Bizim şu andaki sistemimiz bir başkanlık sistemi değil. Ama yarı başkanlık sistemine benzer bir yapı...” Öyle anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanlığı Resmi Gazetede ilan edilmiş olan Tayyip Erdoğan için; bu fiili yarı başkanlık sistemini halinin, tam bir başkanlık sistemi olarak  resmileştirilmesi büyük önem taşıyor. Bunun gerçekleşmesi ise 2015 genel seçimlerinde alınacak milletvekilliği sandalye sayısına bağlı. Cumhurbaşkanlığından sonra başkanlık sistemi de Resmi Gazetedeki yerini bulacak mı? Tıpkı 1 Eylül’de olduğu gibi bunu savaş isteyen güçlerle halkların barış talebi arasındaki mücadele belirleyecek.

ÖNCEKİ HABER

Necdet Özel: Analar ağlamasın isteriz

SONRAKİ HABER

Eczacılar ciddi bir istihdam sorunuyla karşı karşıya kalabilir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa