29 Ağustos 2014 06:00

'Ben yaptım oldu' sistemi

Seçim sonuçlarının Erdoğan’ın hükümet ve AKP’yi yeniden dizayn etme planları çerçevesinde günlerce bekletilmesine Avukat Prof. Dr. Yücel Sayman ve İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal tepki gösterdi. Sayman, “Kanun da, hukuk da, yargı da, benim” dediğini söylerken, Kocasakal ‘Ben yaptım oldu sistemi’ diyerek eleştirdi.

Paylaş

Tuba GÜNGÖR
İstanbul

10 Ağustos’ta yapılan ve Resmi Gazete’de yayımlanması günlerdir ötelenen cumhurbaşkanı seçimlerinin kesin sonuçları, Recep Tayyip Erdoğan’ın mazbatasını alacağı gün yani dün yayımlandı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 15 Ağustos Cuma günü kesin sonuçları açıklamıştı. Kesin sonuçların açıklanması Erdoğan’ın başbakanlık ve parti genel başkanlığı yetkisinin düşmesi anlamına geliyordu. Ancak Erdoğan, bu süre içerisinde tüm bu yetkilerini elinde tutarak; AKP içindeki geçiş sürecini bizzat yönetti. AKP Olağanüstü Genel Kurulunu, AKP Genel Başkanı olarak açtı, hatta Davutoğlu’nun genel başkan olduğu seçimlerde oy kullandı.

Seçim sonuçlarının Erdoğan’ın hükümet ve AKP’yi yeniden dizayn etme planları çerçevesinde günlerce bekletilmesine Avukat Prof. Dr. Yücel Sayman ve İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal tepki gösterdi. Sayman, “Kanun da, hukuk da, yargı da, benim” dediğini söylerken, Kocasakal ‘Ben yaptım oldu sistemi’ diyerek eleştirdi.

SAYMAN: KANUN DA, HUKUK DA, YARGI DA, BENİM DİYOR

Sayman; Erdoğan’ın varolan hukuk kurallarına uymayarak, “hukuk benim” dediğini söylüyor. Erdoğan istediği için YSK’nin sonuçları yayımlamadığını belirten Sayman, şunları kaydetti: “Erdoğan yıllardır milli irade diyor. Normalde bu sözcüğün bir anlamı yoktur. Ancak Erdoğan milli irade kavramını, ‘Milli iradenin üzerinde hukuk da, kanun da, yargı da yoktur’ diyerek söylüyor. Milli iradeyi de kendisinin temsil ettiğini söyleyerek ‘Kanun da, hukuk da, yargı da benim’ diyor. Aslında bu faşizmin ideolojisidir. Erdoğan’a göre istediği dışında yargı olmaz, bitti sonuç budur.”

Erdoğan’ın Resmi Gazetede sonuçları işine gelmediği için yayımlatmadığını söyleyen Sayman, “Yayınlansa da aslında çok bir şey olmayacaktı. Ne olacaktı, bir savcı dava açabilecek miydi? Bunlar Erdoğan’ın yıllardır söylediği ‘milli irade’nin sonuçları” dedi.

KOCASAKAL: DİKTATÖR ÖZLEMİ

İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal yaşananları “Erdoğan’ın hukuk tanımazlığına ve diktatör özlemine bağlıyoruz” diyerek başlıyor konuşmasına. Seçilen bir cumhurbaşkanının Anayasa’ya göre tarafsız olması gerektiğini belirten Kocasakal, “Partili bir cumhurbaşkanı olamaz” dedi.
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Ben tarafsız kaldım” sözlerini de hatırlatan Kocasakal şunları söyledi: “Gül, 7 yıl AKP’nin cumhurbaşkanı oldu. Kendini de milleti de kandırmasınlar. Kendisine getirilen her şeyi imzaladı. Erdoğan’dan ise Gül’ün yaptıklarının beş katını beklemek lazım. Erdoğan zaten seçilmeden öncede Anayasa’yı ihlal edeceğini söylemişti. Seçilmeden önce partililere ‘gözüm üzerinizde’ olacak diyerek Anayasa’yı ve hukuku çiğnemişti zaten. ‘Erdoğan ben yaptım oldu’ sistemini kullanıyor.”

YSK VE ERDOĞAN SUÇ İŞLEMİŞTİR

Hukukun, yargının ve parlamentonun iktidarın hedefi haline geldiğini söyleyen Kocasakal, bunlara karşı işleyecek bütün mekanizmaların Erdoğan tarafından devre dışı bırakıldığını söyledi. YSK’nin Erdoğan’ın mazbatasını alacağı güne kadar sonuçların Resmi Gazete’de yayınlamamasına da tepki gösteren Kocasakal, “YSK Anayasal ve tarihsel olarak suç işlemiştir” dedi. YSK’nin ve Erdoğan’ın suç işlemesine rağmen kimsenin bunu dava edemediğini söyleyen Kocasakal şu ifadeleri kullandı: “Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz’, bunlar da gelip geçecek elbet. İleride bağımsız bir yargı tarafından bugün bu yaşananlar çok ağır cezalandırılacak. Bunu da namuslu hukukçular, aydınlar ve yurttaşlar yapacak

'HUKUKİ SÜREÇ DİKKATE ALINMADI'

Anayasa Hukukçusu İbrahim Kabaoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği; cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin hukuki süreci şöyle özetledi:

“Cumhurbaşkanı seçilmiş olmanın milletvekilliği ve başbakanlık sıfatına bir etkisi var mıdır?

Anayasa’ya göre “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.” (AY md.101/son; 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu, md.4/5). Buna göre bir adayın milletvekilliği ve buna bağlı olan başbakanlığı ile parti üyeliği, “cumhurbaşkanı seçildiği an” düşer.

“Cumhurbaşkanı seçildiği an” ne zamana denk gelmektedir?

Anayasa’ya göre cumhurbaşkanlığı seçiminde “geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilmiş olur.” (md.102/2). Yani “cumhurbaşkanı seçildiği an” ifadesi adayın cumhurbaşkanlığı seçimindeki “Geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anı” ifade etmektedir. Bu anı saptayan makam Yüksek Seçim Kuruludur (YSK).
Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’nun “Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Sonuçlandırılması” başlıklı 20’nci maddesine göre “Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile cumhurbaşkanlığı makamına bildirilir, kamuoyuna ilan edilir ve Resmi Gazete’de yayımlanır”. Bu hüküm çerçevesinde seçimlerin yapılmasından sonraki süreç, dört aşamada ilerlemektedir.

Birinci aşama: YSK Başkanının 10 Ağustos Pazar akşamı cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarıyla ilgili açıklaması, seçilen kişinin kamuoyu bilgisine sunulmasıdır.
İkinci aşama: 11 Ağustos pazartesi günü, seçim sonuçlarının YSK web sitesinde duyurulması, bilginin kamuoyuna yazılı olarak sunulmasıdır.

Üçüncü aşama: Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasıdır.

Dördüncü aşama: 12’nci cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve ant içme töreni yapılmasıdır.

Seçim sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanması şeklindeki üçüncü aşamada aday, resmen cumhurbaşkanı seçilmiş olur ve artık partisiyle ilişiğinin kesilmesi ve parlamento üyeliğinin sona ermesi hukuki bir zorunluluk olur. Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra 12’nci cumhurbaşkanlığına seçilen kişinin başbakanlık, milletvekilliği ve parti üyeliği yapması artık anayasal ve yasal olmayacaktır.

Dördüncü aşama ise, yeni cumhurbaşkanının göreve başlama anını ifade etmektedir. Anayasa’ya göre ant içme, göreve başlarken yapılan bir eylemdir (AY, md. 103/1). Anayasa’nın “Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan cumhurbaşkanının görevi devam eder” (md. 102/4) hükmü gereğince 11’nci cumhurbaşkanı, 12’nci cumhurbaşkanı yemin ettiği ana kadar görevde kalmaya devam eder.

Yani 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası “seçimin kesinleşmesi” ile “göreve başlama” konularını ayrı ayrı düzenlemekte ve bunları iki ayrı zaman dilimine yaymaktadır. 
“Makamın başka bir sebeple boşalması halinde”  bu sürenin üç gün olarak  belirlenmiş olması da, bu ayrımın Yasa’daki kesinliğini göstermektedir. Yani Anayasa’nın amir hükmü,  adayın statüsündeki hukuki değişimini, “seçilme” işlemine bağlamıştır. Ant içme töreni, göreve başlama koşuludur. Anayasa, böylece, seçilme ile göreve başlama arasında bir “geçiş dönemi” öngörmüş durumdadır.

ÖNCEKİ HABER

\'Bir nesil genci kaybediyoruz\'

SONRAKİ HABER

KONDA İstanbul anket sonucunu açıkladı: İmamoğlu 9 puan fark attı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa