28 Ağustos 2014 06:00

Şiirin metafizik ve sade dili Dağlarca 100 yaşında

“Benim bütün şiirlerim aslında tek bir şiirdir” sözü, 20 kadarı çocuklar için olan, toplamda 130’u aşkın şiir kitabı yazan Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya ait.

Paylaş

Mısra BELGE
İstanbul


“Benim bütün şiirlerim aslında tek bir şiirdir” sözü, 20 kadarı çocuklar için olan, toplamda 130’u aşkın şiir kitabı yazan Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya ait. Dağlarca, Beşiktaş Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve PEN Türkiye’nin de desteklediği bir etkinlikte, doğduğu yer olan Beşiktaş’ta, Abbasağa Parkı’nda 100. yaşı vesilesiyle anıldı. Gecede, Egemen Berköz, Mustafa Köz, Haydar Ergülen, Orhan Alkaya, Ertan Mısırlı ve Müşir Kaya Canpolat gibi Dağlarca’nın dostları, şairle olan anılarını paylaşıp şiirlerini okudu. Anmada, Yasemin Arpa’nın “Dağlarca Burada!” belgeselinden de kısa bir bölüm gösterildi. Dağlarca adına bir şiir yarışmasının da düzenleneceği ifade edilen törende, belgeselin 14 Ekim’de gösterileceği belirtildi. Gecede şairin çocuk kitapları ücretsiz olarak dağıtıldı.

ŞİİR, DAĞLARCA’NIN YAKASINI BIRAKMAZ

2008’de 94 yaşında kaybettiğimiz Dağlarca’nın şiir sevdası, “Şiir benim yakamı bırakmaz. Geceleri uyutmaz. Şiirsiz üşürüm. Ne giysem üzerime şiirsiz ısınamam” deyişinden de bellidir aslında. Yahut “Şiirin bittiği yer olmaz” demesinden.

Şair ve Yazar Egemen Berköz, gecede bulunan Dağlarca dostları arasında en eskilerden. Berköz ve Dağlarca’nın dostluğu 1962’de Kitap Kitabevi’nde başlamış. Berköz, Dağlarca’nın şiir çalışma defterleri olduğunu ve her bir defterin bir teması olduğunu söylüyor: Sevgi, Cezayir, Vietnam, Kurtuluş Savaşı gibi. Onun Türkçeye çok değer verdiğini söyleyen Berköz’e göre Dağlarca, zamanla ağzından çıkan her sözcüğün şiire dönüştüğü biriymiş. Dağlarca’nın “Bana iki sözcük söyleyin, hemen bir şiir yazayım” deyip şiir yazabildiğinden bahsediyor Berköz. Dağlarca’nın “yeryüzü varlıklarının hepsinde, birer dizeyle de olsa bulunabilmek, sürüp gidebilmek” isteği daha anlamlı geliyor bunları dinledikçe.

DAĞLARCA ŞİİRİNİN ERİŞİLMİŞ SADELİĞİ

Şair, Yazar, Oyuncu ve Yönetmen Orhan Alkaya, zamanında yedi şairin replikasını yazdığını, Dağlarca’ya gelince ise tıkandığını söylüyor. Alkaya, onun şiirinin yalınlığının, kendi deyişiyle “erişilmiş sadeliğinin” elini kolunu bağladığını ifade ediyor. “Bütün dünyası yazmak olan ve yazmanın dışındaki her şeyi, adeta ‘küçümseyen’ bir adamdı” diyor Alkaya. Konuşmasını sonlandırmadan evvel Dağlarca’nın Asu kitabındaki “Ölüm Üstüne Deneme”yi okuyor.
Anma Emin İgüs ve Eylem Pelit’in konserinin ardından sona erdi.


‘ŞİİR YAZARKEN YENİ ELBİSELERİMİ GİYİYORUM’

Şair ve Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Mustafa Köz sözlerine “Dağlarca da burada bir yerlerde olmalı. Biz onu göremiyoruz ama o ağaçlarda, yapraklarda, dağlarda, bir yerlerde... Dağlarca burada.” diyerek başlıyor. Ölümünden bir yıl önce, dünya şiir gününde Türkiye Yazarlar Sendikası olarak Dağlarca’yı ziyarete gittiklerini söylüyor Köz. Dağlarca’nın kendilerine, “Mustafa, çocuk şiirleri yaz. Çocuk şiirleri yazdığın zaman sözcüklerin arasında uçan kuşları görürsün.” dediğini ve anmada Dağlarca şiirleri okuyan çocukları dinlerken o kuşları gördüğünü anlatıyor bize. Mustafa Köz, Dağlarca’nın ilk şiir kitaplarından son kitaplarına kadar hep sözcüklerin arasındaki kuşları aradığını, nihayetinde kuşları da sonsuzluğu da bulduğunu söylüyor. Çağdaş şiirin Dağlarca’dan “ödünç sözcükler aldığını” ifade eden Köz, onun şiirinin ‘çağlarca’ okunması gerektiğini, çünkü şairin tüm hayatını şiire verdiğini belirtiyor ve ekliyor: “Bazı şairler vardır ki, onların dokunduğu her yer şiirdir.” Dağlarca’nın insanın şiirini yazarken tüm yeryüzünün şiirini yazdığını belirten Köz, şairin kendisine söylediği bir sözünü de hatırlatıyor: “Şiir yazarken yeni elbiselerimi giyiyorum. Sen de öyle yap.”


ŞİİRİN VE KAİNATIN BÜYÜKELÇİSİ

Şair Haydar Ergülen, Dağlarca’nın evrensel bir şair olduğunu ve ‘Türk’ şiirinde kainatı temsil eden bir büyükelçi olduğunu söylüyor bizlere. Ergülen, “Dağlarca için 94 cümle” adlı bir çalışması olduğunu ifade ediyor ve birkaçını bizlerle paylaşmaya başlıyor. “Dağlarca’nın şiiri, kainatın dilinin, şiire ve Türkçeye çevrilmiş halidir. O, bir ülkenin diline ve şiirine indirgenemeyecek kadar büyüktür. Onun şiiri ve kendisi hem çok tanımlanabilen hem de tanımlayamayacağımız büyüklükte. O şiirin büyük bir öğrencisiydi. 94 yıl boyunca yaşamış bir şair, eğer bir şiir öğretmeni olsaydı, şiiri bir yerde bırakırdı, şiiri donuklaşırdı.”

ÖNCEKİ HABER

Tülin Şahin Okay’a mektup

SONRAKİ HABER

İstanbullu işçiler: İmamoğlu’nun verdiği sözleri tutmasını bekliyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa