28 Ağustos 2014 06:00

Batı Kürtlerin davasını gasbederse felaket olur

David Cameron, Britanya’nın, Irak’taki gerici İslam Devleti (IŞİD) grubuna karşı Kürt kuvvetlerini silahlandıracağını bildirdi. Bir çok sol grup, bunun, bölgede mezhepçiliğin yayılmasının sorumlusu olan Batı’nın müdahalesinin yönlendirilmesi için iyi bir alternatif olduğunu düşünmektedir.

Paylaş

Ken OLENDE
Socialistworker.co.uk


David Cameron, Britanya’nın, Irak’taki gerici İslam Devleti (IŞİD) grubuna karşı Kürt kuvvetlerini silahlandıracağını bildirdi. Bir çok sol grup, bunun, bölgede  mezhepçiliğin yayılmasının sorumlusu olan Batı’nın müdahalesinin yönlendirilmesi için iyi bir alternatif olduğunu düşünmektedir.
Kürtler, Irak, İran, Suriye ve Türkiye arasında bölünmüş bir alanda yaşamakta olup bir Kürt devleti kurma mücadelesi vermektedirler. Sosyalistler de bu mücadeleye destek vermektedir. Ancak Kürtler, bu sarmal çatışmada süreç içinde piyon durumuna düşerse bundan yalnızca Batılı emperyalistler yararlanacaktır.
Batı, bölgede zalim diktatörlere arka çıkarak her zaman kendi çıkarını savunmuştur.
ABD, Saddam Hüseyin’in yükselmesine ve onun 1980’li yıllarda komşu İran’a karşı savaş açmasına destek verdi. Saddam Hüseyin’in Iraklı Kürtlere uyguladığı acımasız baskı sonucu Kürt gerillalar, Peşmergeler, mücadeleyi, İran tarafında yer alarak sürdürdüler.
S. Hüseyin güçleri, 1988 yılında Irak’ın kuzeyinde, Halepçe’ye kimyasal silahlar fırlatarak bunun intikamını aldı. Bu saldırıda 5 bin Kürt öldü.
Bu saldırı karşısında ABD hükümeti “insancıl” müdahale çağrısı yapmadı. Ayrıca, müttefikinin işlediği bu savaş suçunun ciddi bir şekilde incelenmesini de engelledi.
1991 yılına gelindiğinde ABD Irak rejimi ile ters düştü ve ilk Irak işgali sırasında Peşmergeleri silahlandırdı.
Bu sırada NATO müttefiki olan Türkiye, 10 yıldır Kürtlere karşı savaşmaktaydı. Bir Kürt devleti kurulamayacağına karar verildi.
ABD, Kuzey Irak’ta Kürtlerin ABD çıkarlarına yardım edecek düzeyde güçlenmesi ama Türkiye’yi tehdit edemeyecek düzeyde zayıf olmasını garantilemeye çaba gösterdi.
1990 yılında Yugoslavya’yı parçalayan savaş, Batı’nın isyancıları silahlandırması gerçekliğini gözler önüne sermiştir. Sırp güçleri Kosovalılara saldırdığında NATO  “insani” destek çağrısı yaptı.
1999 yılında İngiltere Başbakanı Tony Blair, “Yeni bir dünya liderleri neslinin, etnik gruplara yapılan acımasız baskıların hoş görülemeyeceği yeni bir enternasyonalizm”i zorlamakta olduğunu söyledi.
Sol kesim, bombardımanın meseleyi çözmeyeceğini biliyordu; ancak Kosova Özgürlük Ordusu (KLA) gerillalarının silahlandırılmasının bir alternatif olduğu düşüncesindeydi.
Bombardıman sürdü ve Kosova Özgürlük Ordusu silahlandırıldı. Öte yandan NATO müdahalesi çok-etnili bir toplumu desteklemenin tersine, 200 bin Sırplıyı ve Romanı Kosova’dan sürdü. Kosova Özgürlük Ordusu da bu hevesli etnik temizleyiciler arasında yer alıyordu.
Daha yakın zamanlarda ‘Suriye devriminden’ sonra ABD, “güvenilir isyancı ortak” bulmak gayretine girdi. CIA geçen yıl eylül ayında muhalif güçlere destek teklifinde bulundu. ABD “ılımlılar”ı istiyordu. İslamcı savaşçı ve devrimciler bunun dışında tutuldu.
IŞİD, (O zamanlar İslam Devleti olarak biliniyordu) isyancılara savaş ilan etmek için Batı müdahalesi tehdidini kullandı. Humus’taki bir muhalif savaşçı, “Ülkemizdeki devrime son vermek ve devrimcilere saldırmak için ülkemize müdahale etmek istiyorlar. Biliyoruz bu bir bahane,” dedi.
Sanki tüm Araplar İslam Devleti’ni destekliyormuş gibi Arapların Kürt bölgelerinden sürülmesi talebiyle Kuzey Irak’ın bazı bölgelerinde protestolar gerçekleştirildi.
Çaresiz ulusal hareketlerin her zaman silah kaynaklarını seçme şansları yoktur; ancak İslam Devleti’nin yarattığı dehşete rağmen Batı müdahalesi yalnızca savaşı uzatacak ve bölünmeyi yoğunlaştıracaktır.

Çeviren: Hilal ÜNLÜ




 

ÖNCEKİ HABER

Cemaatte ekonomik operasyon endişesi

SONRAKİ HABER

Uluslararası İstanbul Opera Festivali 2 Temmuz’da başlıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa