27 Ağustos 2014 17:49

Forever Erdoğan!*

Tayyip Erdoğan için gerçekten yeni bir Türkiye başlıyor. AKP’nin olağanüstü genel kurulundaki konuşmasının ajitasyonla yüklü kısımlarının AKP kitlesine yönelik bir mesaj olduğu düşünülebilir.

Paylaş

Nuray SANCAR

Tayyip Erdoğan için gerçekten yeni bir Türkiye başlıyor. AKP’nin olağanüstü genel kurulundaki konuşmasının ajitasyonla yüklü kısımlarının AKP kitlesine yönelik bir mesaj olduğu düşünülebilir. Seçmene söylediği yeni bir şey yok; şimdi söylediklerinin bin çeşit versiyonunu önceki kongrelerde ve meydan konuşmalarında dinlemiştik; şanlı bir maziye köprüler ve inşaatlar yaparak bağlanan parlak bir “ati”ye dair vaatten ibaret bir içerik bu. Asıl önemlisi olağanüstü kongrede Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak bundan sonraki konumu hakkında ne düşündüğünü açıkça beyan etmesiydi. Bu kongrede bir veda konuşması yapmadı beklendiği gibi, tersine yine beklendiği gibi “forever Erdoğan” dedi. Yeni olan daha önce ondan çok duyduğumuz kavramları bugün talip olduğu yeni pozisyonunun altını doldurmak için dillendirmesi oldu. Onun fikrindeki ve nihayet zikrindeki teamül dışı bir cumhurbaşkanlığı makamı ister istemez bir hukuksal boşluk yaratıyor ve Erdoğan’ın bütün çabası bu boşluğu “dava” ile doldurmaya yöneldi doğal olarak.

“Hz. Nebi’den Alpaslan’a, Fatih’ten Selahaddin Eyyubi’ye Adnan Menderes’ten Özal’a ve evet Erbakan’a kadar kesintisiz devamlılık içinde sürdürülen bir davanın devamı olarak ilan ettiği partisinin çizgisi ve iç işleyişinden başka bir güvencesi yok bu boşluğu doldurmaya. Kendisinden sonra yerine geçecek Davutoğlu ile ilişkisinin mevcut teamüldeki köşeli sınırları hukukun öngörmediği ilişkiler ve alışkanlıklar yaratılmadan esnetilemez. Bunun en önce kendisi farkında. Erdoğan’ın istişare istişare diye tutturmasını kongre sabahı uyanıp demokratlaşmasına bağlamak yanlış olur bu bakımdan. Parti ve ülke yönetimini partiye ortaklaştırma iddiası düpedüz kendisiyle yapılacak istişareyi garantiye almaktan ve bunun böyle kabul edilmesi için cümle alemin bilgisine sunmaktan ibaret. Kısacası, AKP’nin bundan sonraki faaliyetlerini karar organlarında bizzat bulunarak denetleyecek Erdoğan. Bunu daha önce de söylemişti zaten. Abdullah Gül ile olduğu gibi, yeni başbakan ile yeni CB arasında olası ihtilafın şimdiden “tek adam”lık taslamak ve “kibir” ile alakası bu kongrede Davutoğlu’ya verilen mesaj sayesinde kurulmuş oldu Erdoğan tarafından. Bu ilişkinin Erdoğan’ın istediği gibi yürümesinin vasisi ise malum; AKP ve dava. Bunun ne kadar sağlam bir vasi olacağını göreceğiz yakın bir zamanda.

Ancak Erdoğan’ın bu hukuksal boşluğu bir boşluk olarak bırakmaya niyeti yok. Onun elde kılıç, kafa göz yararak, onu bunu tehdit ederek yaptığı konuşmalarından aşina olduğumuz üslubu hiç revize edilmemiş haliyle karşımızda. HDP’ye laf sokuşturuyor, MHP’ye sataşıyor, CHP’yi iğneliyor. Parti üyeliği düşmesine rağmen bir “biz” ailesine dahil ettiği cismiyle ne idüğü belli olmayan bir davayı güdüyor böylelikle. Üstüne 2015 ve 2019 seçimleriyle ilgili ön talimatlar veriyor. Anlaşılıyor ki diğerlerinin dava adamı, Alpaslan’ın neferi olmaya zorlandığı yerde asıl kendisi hâlâ tek adam. Kim demiş başkanlık sistemine geçilmedi diye. Hukuken geçilmemiş olabilir ama Tayyip Erdoğan’ın hukukunda değil.

Erdoğan için yeni bir dönem başlıyor belki ama “yeni Türkiye için” yeni bir şey yok. Erdoğan, kendisini sürekli halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı olarak nitelemesine rağmen halk dediği şeyle ilişkisini, seçmenleriyle şimdiye kadar sürdürdüğü biçimde sürdüreceğine teminat verdi. Bu ilişkide yine kamplaştırma yine kutuplaştırma var. Salonu dolduran veya ekran başında olan kitlesine geçmiş acıları hatırlatıp, onların neler çektiğini vurgulayarak duygularını ayağa kaldırmak da dahil bir savaş cephesi örgütlemek için dilinden geleni söyledi. CB köşküne çıkarken Erdoğan’ın rehin aldığı bu bitmek bilmeyen mağduriyet sığınağı o kadar içselleştirildi ki, veda konuşmasının izlediğini, Erdoğan’a gizli bir eleştiri içerecek biçimde “Ben aslında ne kadar demokrattım” diye  belirleyen ‘Mağdur Abdullah Gül’ün karikatürü yeni CB’ye bir ders vermiş gibi görünmüyor. Kadim düşmanların karşısındaki mağduriyetin, Hayrunnisa Gül’ü partiye karşı intifadaya çıkmak istetecek kadar birbirini mağdur etmeye dönüştüğü bir dava bu. Siyasi hattın kendi içinden çıkardığı, tasfiye edilecek kadrosu kalmayan “paralel devlet” değirmeniyle savaşa devam edileceğinin ilanı bile böyle tek çizgide yürüyen bir davanın kalmadığını gösteriyor ama Erdoğan anlamıyor bunu da. Ya da anlıyor ve korkuyor.  

Yoksullar, ezilenler, emekçiler, hapistekiler, dışlananlar, Gezi’de öldürülenler vb. ise bu mağdur edebiyatında isimlerinin geçmesi söz konusu olmayanlar. Kendisini eleştirenlere, yel değirmenlerine, paralel devlete herkese derinleştirilmiş bir savaş açarak yürüyor Erdoğan.

Dursa düşeceğini herkesten iyi biliyor. Bu yüzden bir veda konuşmasından ziyade eski tasla yeni hamam inşa etmeye bile bir harp cephesi kurar gibi yelteniyor. Ama koşarken de, eğer hep havaya bakıyorsa, davanın ayağı taşa takılabilir, değil mi?

*Daima Erdoğan

ÖNCEKİ HABER

Çiftçiler 2 TIR\'ı ateşe verdi

SONRAKİ HABER

Filistin’den ABD çalıştayına karşı boykot çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa