24 Ağustos 2014 06:00

Beyaz ABD'nin ırkçı at gözlüğü

Ferguson şehrinden gelen iç karartıcı haberler, ekonomik eşitsizlikler karşısında on yılların umursamazlığına ve polisin, siyahileri yurttaştan ziyade vahşi suçlular olarak gördüğü andaki ölümcül saliselere farlı bir trajik pencere açıyor.

Paylaş

Derrick Z.Jackson
Boston Globe


Ferguson şehrinden gelen iç karartıcı haberler, ekonomik eşitsizlikler karşısında on yılların umursamazlığına ve polisin, siyahileri yurttaştan ziyade vahşi suçlular olarak gördüğü andaki ölümcül saliselere farlı bir trajik pencere açıyor. Ferguson; sorun, Amerikan ulusunun tamamı tarafından sahipleninceye kadar daha kaç silahsız siyahi insanın ölmek zorunda olduğu sorusunu tekrar gündeme getiriyor.
9 Ağustos’ta 18 yaşındaki Michael Brown’un öldürülmesi kadar haksız ve onun kadar çok haberlere hakim olan şey, beyaz ABD’nin bu konuyu neredeyse hiç önemsememesi oldu. Bu ilgisizliğin kanıtı pazartesi günü, Pew Araştırma Merkezinin Ferguson’da yaşananlar ve bunun ne anlama geldiği üzerine gerçekleştirdiği ulusal çaptaki anketin sonuçlarını yayınlamasıyla birlikte geldi.
Brown’un öldürülmesinin ırkçılık konusunda önemli bir tartışmayı gündeme getirip getirmediği sorusuna siyah Amerikalıların yüzde 80’i evet derken, bu cevaba beyaz Amerikalıların sadece yüzde 37’si katılıyor. Siyahların üçte ikisi cinayet sonrasında gerçekleştirilen protestolara polisin verdiği tepkinin çok ileri gittiğini düşünürken, beyazların sadece üçte biri de bu şekilde düşünüyor. Siyahların yarısı “Konuyu yakından takip ettim” derken, beyazların sadece dörtte biri böyle diyor.
Bu sonuçlar, 17 yaşındaki silahsız Trayvon Martin’in şubat 2012 tarihinde Florida’daki kapalı bir sitede komşusu George Zimmerman tarafından yasadışı bir şekilde öldürülmesi hakkında Pew’in gerçekleştirdiği anketin sonuçlarıyla benzerlik gösteriyor. Söz konusu ankete göre, siyah Amerikalıların yüzde 78’i Martin’in öldürülmesinin ırkçılık sorununu tartışmaya açtığını söylemiş, fakat beyaz Amerikalıların sadece yüzde 28’i buna katılmıştı.
Dolayısıyla Amerikalıların vicdanı, aslında istifini bozmadan durmaya devam ediyor. İsimleri ne olursa olsun; Michael Brown, Trayvon Martin veya Eric Garner (Kaçak sigara sattığı iddia edilen silahsız Garner, geçtiğimiz ay New York’ta polis tarafından boğularak öldürülmüştü). Silahsız Amadou Diallo’nun 1999 yılında New York polisinin 19 adet kurşunuyla ölmesinin ya da silahsız Sean Bell’in 2006 yılında Queens’te yağmur gibi yağan 50 adet polis kurşunuyla hayatını kaybetmesinin bir önemi yok.
Silahsız Timothy Thomas’ın 2001 yılında Cincinnati polisi tarafından açılan ateşle ölmesine veya silahsız Oscar Grant’ın 2009 yılında Oakland’da BART polisi tarafından öldürülmesine rağmen, Amerika bu vahşeti durdurma konusunda hareketsiz kalmaya devam ediyor. Boston şehri bugüne kadar polis vahşeti nedeniyle ulusun dikkatini üzerine çekmediyse de, Accelyne Williams’ın 20 yıl önce 13 SWAT üyesi tarafından kelimenin tam anlamıyla ölümcül bir kalp krizi geçirmesine sebep olacak şekilde korkutulması unutulamaz. Uyuşturucu araması yaparken Dorchester’da yanlış apartman dairesine giren SWAT üyeleri, 75 yaşındaki emekli siyah vaizin ellerini kelepçelemiş, vaiz 45 dakika sonra hayatını kaybetmişti.
… Kötüleşen gelir ve refah farkına, siyah erkeklerin işsizlik oranının beyaz erkeklerinkinin iki katı olmasına, süre giden iş yaşamındaki ayrımcılığa, şiddet içermeyen uyuşturucu suçlarına verilen farklı hapis cezalarına, Obama döneminde cumhuriyetçilerin hakim olduğu yasama organları tarafından oy hakkını kısıtlamaya yönelik çabalara rağmen beyaz Amerikalılar adaletsizlik konusunda şaşırtıcı bir şekilde Pollyanacı bakış açısına sahipler. Martin Luther King’in “Bir Rüyam Var” konuşmasının 50. yıldönümünde Pew’in yaptığı bir araştırmaya göre, beyaz Amerikalıların sadece yüzde 13- yüzde 16’sı işyerlerinde, okullarda, sağlık merkezlerinde, restoranlarda veya seçimlerde ırksal adaletsizliğe tanık olmuşlar.
Beyaz nüfusun geneli herhangi bir eşitsizlik görmez iken, polisin namlusunun ucundaki öz be öz insan olanları nasıl olup da görmediğini, özellikle de polis merkezlerinin orantısız bir şekilde beyazlardan oluştuğu durumlarda, anlamak kolaylaşıyor. USA Today gazetesinin hukuka uygun cinayetler olarak hükme bağlanan ölümlü vakalar konusunda FBI’nın mevcut verilerine dayanarak hazırladığı habere göre, 2012’ye kadar olan yedi yıllık dönem boyunca haftada bir ikiye yaklaşık 2 siyah insan, beyaz polisler tarafından öldürüldü. Polislerin öldürdüğü siyahların neredeyse beşte biri 21 yaşın altındayken, bu oran aynı yaş grubundaki beyazlar için sadece on birde bir idi.
Geçtiğimiz yıllarda yapılan video oyunları deneyleri, polisin-hatta üniversite öğrencilerinin bile- siyahi insanlara, onların daha tehlikeli oldukları şeklindeki stereotip algı nedeniyle, daha hızlı ateş ettiklerini gösterdi. Bu stereotip algının üstesinden eğitimle gelinebilir. Fakat bu alandaki önde gelen psikologlardan biri olan Kolorado Üniversitesi öğretim üyesi Joshua Correll, kendisiyle telefon üzerinden gerçekleştirilen röportajda, Ferguson trajedisinin çok az polisin bu tip bir eğitimi aldığını gösteren bir uyarı olduğunu ifade etti.
Çok azının bu eğitimi almasının sebebi, Amerika’nın kendisini şimdiye kadar ırkçı tavırları konusunda yeniden eğitimden geçirmemiş olması. Ferguson’un ulusal düzeyde bir kınamaya sebep olduğuna dair herhangi bir işaret henüz yok. Var olan sadece saptırma.

Çeviren: Ferhat Sarı
 

ÖNCEKİ HABER

İsrail, 11 katlı apartmanı vurdu

SONRAKİ HABER

Diyarbakır'da zırhlı polis aracına saldırı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa