23 Ağustos 2014 06:00

Kötülüğün mezhebi, dili, ülkesi olmaz

Suriyelilere dönük ırkçı saldırılar son dönemlerde giderek arttı. Geçen hafta Antep’te bir Suriyelinin ev sahibini öldürmesi, Suriyelileri hedef haline getirdi. Geçtiğimiz günlerde ise İskenderun’da bir tecavüz girişimi iddiası nedeniyle Suriyelilere ırkçı saldırılar gerçekleşti.

Paylaş

Gürbüz ŞAHİN
Hatay


Suriyelilere dönük ırkçı saldırılar son dönemlerde giderek arttı. Geçen hafta Antep’te bir Suriyelinin ev sahibini öldürmesi, Suriyelileri hedef haline getirdi. Geçtiğimiz günlerde ise İskenderun’da bir tecavüz girişimi iddiası nedeniyle Suriyelilere ırkçı saldırılar gerçekleşti. Yaşanan bu olayları Hataylı vatandaşlar gazetemize değerlendirdi. Vatandaşlar, bir insanın yaptığı bir yanlışın topluma mal edilemeyeceğini söylüyor.
Antakya İskenderun yolu üzerinde bulunan sanayi sitesine gidiyoruz. Çok sayıda Suriyeli işçinin de çalıştığı bu bölgede lastik kaplama dükkanındaki Hüseyin Usta ile konuşuyoruz. Saldırıların altında geçim sıkıntısının olduğunu anlatıyor: “Yükselen kiralar, pahalılaşan hayat, düşen ücretler. Ev sahipleri ahırları bile 400-500 liraya kiraya verir oldular. Suriyeliler de yaşamak için, bir işçinin günlük 40 liraya yapacağı işi 20 liraya yapıyor. Onun için onlar tercih ediliyor. Şimdi savaştan kaçan zor durumdaki insanları mağdur ederek, onlara saldırarak sorunlarımızı çözemeyiz” diyor.
Mahmut 18, Mert 17 yaşında. İkisi de üç buçuk yıldır lastik kaplama işinde çalışıyor. “Suriyelilerin ucuza ve uzun saatler çalışması tabi ki bizi zor duruma sokuyor. Ama onların yaşadıklarını gözlerimizle her gün görüyoruz. Şahit oluyoruz. Gerçekten insanın kolay kolay katlanamayacağı koşullarda çalışıyorlar. Zaten felek sille vurmuş adamlara, bir tekme de bizim vurmamız doğru değil” diyorlar.

BİR YANLIŞ TÜM TOPLUMA MAL EDİLİYOR

Başka bir iş yerine yöneliyoruz. Yoğun tiner kokusu var. Mehmet Olğar, mobilya boyama işinde çalışıyor. Olğar’ın dükkanında Suriyeli bir işçi çalışıyor. Mehmet Usta kendi yaşadığı bir olaydan örnek veriyor: “Ben Kıbrıs’ta çalışırken Hataylı birinin yaptığı adli bir olay, oradaki gazetelerde haber olurdu. Gazeteler haberi, ‘Hataylı bir işçi hırsızlık yaptı’ şeklinde veriyordu. Haberin veriliş tarzı, insanların bize bakışlarını olumsuz etkiliyordu. Bir kişinin yaptığı kötü bir davranış, tüm Hataylılara mal edilirdi. Suriyelilerin de durumu aynı. Kötü insanın mezhebi, dili, milleti olmaz.”

HAYAT HEP AZAP, KAHIR

Abu Ahmet, üç ay önce Halep’ten Türkiye’ye gelmiş. Evli ve dört çocuğu olan Abu Ahmet, 15 akrabasıyla aynı evi paylaşıyor. 450 liraya tutuğu evin altı aylık kirası da peşin alınmış. “270 lira haftalıkla on beş boğaza bakmak ne kadar zor bir bilseniz” diyen Abu Ahmet, derin bir kaygı içinde. Son dönemlerde yaşanan saldırılara ilişkin ise “Tüm Suriyelilerin neden cezalandırıldığını anlamıyorum” diyor.
Suriyeli İbrahim de üç buçuk yıl önce gelmiş Antakya’ya. Üç çocuğu ve eşi, İbrahim’in getireceği bir lokma ekmeğe bakıyor. “Eskiyi çok özlüyorum. Tekrar huzur içinde gidebilecek miyim Halep’e, bilmiyorum” diye aktarıyor duygularını.
Renk renk, boy boy, kırık dökük plastik parçalarının bulunduğu iş yerinin kapısından içeri girdiğimizde renklerine göre plastikleri ayıklayan iki genç işçi gözümüze çarpıyor. İş yerinin sahibi Mehmet, henüz on sekizinde. Altı yıldır bu işi yapıyor. Çalışma arkadaşı Suriye’nin İdlip bölgesinden kardeşiyle gelen Hüseyin. 17 yaşında olan Hüseyin, 200 lira kirayla, bir göz odada 6 kişi kaldıklarını söylüyor. “İnekleri bağlasanız kalmaz ama biz kalıyoruz. İdlip’te kalan anneme ve kardeşlerime para göndermek zorundayım. Hayatımız hep azap, kahır” diyor.

ÖNCEKİ HABER

‘Fakirlik birbirimize düşürüyor’

SONRAKİ HABER

Mersin'de bisiklet fabrikasında yangın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa