Taraf, Yunanistan’da da gerçekleri saptırıyor

Taraf, Yunanistan’da da gerçekleri saptırıyor

Geçtiğimiz günlerde TARAF gazetesinde Pelin Cengiz imzasıyla bir yazı çıktı.  Yazıda, sözde, Yunanistan’ın içinde bulunduğu durum tahlil ediliyor ve buradan hareketle, gerçeklerle hiç ama hiç ilişkisi olmayan sonuçlar çıkarılıyor. Kapitalist sistem ve sömürünün  kaba bir tarzda, yal

Seyit Aldoğan

Şunları söylüyor Pelin Cengiz: “Ôoplum (Yunanlar)” rahat imkanların yarattığı alışkanlıklarını değiştirmemek için ayak diretiyor. Çalışma süreleri kısa, ücretleri yüksek. 11 milyonluk Yunanistan’da çalışan nüfus 4.5 milyon. Bunun yüzde 35’i kamuda çalışıyor. Bu da 1.6 milyon kişi demek. Kişi başına düşen gelirin 23 bin avro olduğu bir ülkede 200 bin avro üzerinden gelir beyan eden sadece 3 bin mükellef var. Bu hesapla ülkede kaçırılan verginin oranını hayal etmek çok da zor olmasa gerek...

Genç yaşta emekli olup da ayda 3 bin avro almaya alışmış olan Yunan emeklisi bugün, daha önce nereden geldiğini sorgulayamadığı bu para elinden alınacağı için panik halinde. Bunun gibi pek çok örnek mevcut. Yıllarca AB’nin imkanlarıyla yaşamaya alışmış bu halka rağmen bu önlemler nasıl uygulamaya geçecek... Papandreu’nun siyasi manevrasının ne kadar işe yarayacağını zaman gösterecek...”

Her şeyden önce Cengiz yazısında asalak ve çürümüş bir toplumu tasvir ediyor. Oysa asalak ve çürümüş olan üretici güçler değil kapitalist üretim ilişkilerinin ta kendisidir. Ve Yunanistan’ın gelmiş olduğu durumdan sorumlu olanlar işçi ve emekçiler değil, Yunan sermaye sınıfı, uluslararası tekeller, sermaye kuruluşları, AB, ve IMF’dir. Cengiz dünyaya tersinden bakmamızı öneriyor. Ya da en azından öyle görmemizi istiyor. Söylenenler kuşkusuz masumane şeyler değil ve Cengiz’in sistem sözcülüğünü üstlenmek heves ve amacından kaynaklanmaktadır.

Öncelikle Cengiz’in yazısında yer verdiği bilgilerin hiç bir nesnel temeli yoktur  ve resmi istatistik kurumları bile bu ölçüde yanıltıcı ve çarpıtılmış bilgiler verememektedir. Aslında Cengiz, Yunanistan’ın durumunu milliyetçi ve şovenist söylemlerle de zenginleştirerek fırsata çevirmeye çalışan hakim sınıfların, uzun yıllar boyunca Türkiyeli işçi ve emekçilerin kanını emmiş ve uluslararası sermaye kuruluşlarına haddi hesabı belirsiz olan devasa miktarlarda parayı sadece faiz olarak ödemiş ve her türlü sömürü, paket ve ekonomik politikaları tek yol olarak dayatmış politikalarını aklamaya çalışmaktadır.

Cengiz,  kapitalizmin bir suçu yok, Yunan ekonomisinin bu duruma gelmesinden, işçi ve emekçiler sorumlu demektedir!.. Aslında yeni bir şey söylemiyor Cengiz çünkü tüm sermaye iktisatçıları, rekabetçi pazar ekonomisi argümanlarını, özelleştirme politikalarını, kazanılmış hakların gaspını benzeri yalan ve demagojilerle gündeme getirmişlerdir ama Cengiz bunu çok kaba bir biçimde yapmış. Yani ne kılıfına uydurmuş ne de yazarken temkinli olmak gerektiğini aklından geçirmiş. Kaldı ki Cengiz’in tarifine denk düşen bir ülke bilen varsa söylesin.

Peki Cengiz’in değindiği konulardaki gerçekler nedir? AB içinde en uzun süre Yunan işçi ve emekçiler çalışmaktadır. İspanya ve Portekiz’de haftalık çalışma saatlerinin toplamı 39 saattir. Hollanda’da 31 saat, Almanya’da 36 saat, çalışılmaktadır. Yunanistan’da ise 42 saat! Bu bilgiler Wall Street Journal’da 15 Şubat 2011’de AB’nin istatistik kurumlarına dayanılarak verilmiştir.

Emeklilik yaşı bir kaç yıl öncesine kadar kadınlarda 55 erkeklerde 57 iken bugün erkeklerde ve kadınlarda 65 yaşına yükseltilmiştir.

Asgari ücretle çalışan emekçilerin sayısı 500 binin üzerindedir. Asgari ücret bundan bir yıl öncesine kadar 630 avro idi. Bugün ilk defa işe başlayanlara 500 avronun altında asgari ücret verilmektedir.

2011 yılında çalışanların toplam sayısı 4 milyon 194 bin 329 olarak hesaplanmıştır Yunanistan istatistik kurumunca. Kamuda çalışanların sayısı 625 bin 238’dir. Yani toplam çalışanların yüzde 14.1’i kamuda çalışmaktadır. Kişi başına düşen gelir 20 bin 547 dolardır. Bu oran ülkenin batı bölgelerinde 13 bin 90 dolardır.

2 milyonun üzerinde bir kitlenin yoksulluk sınırının altında yaşadığı resmi rakamlarca dile getirilmektedir. Emekli aylıklarına gelince; emeklilerin ezici bir çoğunluğu 500 ile 1200 avro arasında emekli maaşı almaktadır. Tarım alanında emekli olanlar ise 400 avro civarında aylık almaktadır. Cengiz’in bahsettiği cennet günlerinde işsiz sayısı yüzde 10’dur. Bugün yüzde 20’lere dayandığı söylenmektedir.

Yunanistan’ın AB ve IMF politikalarıyla sömürge durumuna getirildiği akademisyenlerce ve hatta hükümete bağlı basın tarafından bile dile getirilmektedir. En kârlı kamu kuruluşları satılmıştır ya da ihaleye çıkarılmış durumdadır. AB ve IMF’nin dayattığı politikalar kurtarma operasyonları olarak gösterilmek istenmektedir. Bu politikalar kelimenin tam anlamıyla açlık ve yoksulluğun kabul edilmesini dayatmaktadır.

Tasarruf politikalarından yılda 57 milyar avro tasarruf hedeflenirken bunun 31 milyarının faiz olarak AB merkez bankasına ve IMF’ye verileceği yapılan anlaşmalarla güvence altına alınmıştır.

Yunanistan devleti her şeyi satışa çıkarmıştır ve ülke, yapılan anlaşmalarla ipotek altındadır. Bakanlıklarda  IMF ve AB’nin denetim büroları kurulmuştur. Satışa çıkarılan ülkenin alıcıları da ortadadır; IMF ve diğer uluslararası sermaye kuruluşları.

Yunan işçi ve emekçiler yıllardan beri sermayeye ve onun işçi, emekçi karşıtı politikalarına karşı mücadele etmektedir. İşçi ve emekçiler bugün AB ve IMF’den  çıkılmasını, tüm büyük kuruluşların ve bankaların kamulaştırılmasını, borçların ödenmemesini talep olarak alanlarda haykırmakta ve mücadele etmektedir.

AB ve IMF’yi can simidi olarak gösterenlerden işçi ve emekçiden yana bir tutum beklenemez kuşkusuz. Bir Yunan atasözünde belirtildiği gibi; kargadan ancak kra- kra sesi çıkar.

www.evrensel.net