21 Ağustos 2014 06:00

Ankara'ya sığınan Êzidiler: Günahımız nedir ki...

Irak Şam İslam Devletinin (IŞİD) Şengal’i işgal etmesiyle Êzidiler, IŞİD’in katliamlarına maruz kalıyor. Bu katliamlardan kaçan Êzidiler, bugün Türkiye’nin birçok şehrinde yaşam mücadelesi veriyor. Ankara’nın Altındağ ilçesinde bir apartmanın zemin katında 4-5 ailenin bir arada yaşadığı bir eve konuk oluyoruz. Üç odalı bu evde 16 kişi bir arada yaşamaya ve kendilerini korumaya çalışıyor.

Paylaş

Elif Ekin SALTIK
Ankara

Irak Şam İslam Devletinin (IŞİD) Şengal’i işgal etmesiyle Êzidiler, IŞİD’in katliamlarına maruz kalıyor. Bu katliamlardan kaçan Êzidiler, bugün Türkiye’nin birçok şehrinde yaşam mücadelesi veriyor. Ankara’nın Altındağ ilçesinde bir apartmanın zemin katında 4-5 ailenin bir arada yaşadığı bir eve konuk oluyoruz. Üç odalı bu evde 16 kişi bir arada yaşamaya ve kendilerini korumaya çalışıyor. Hiç tanımadıkları insanlara dahi kapıları her zaman açık. Şengal’de öğretmenlik yapanları da var içlerinde, eşi bir ay önce IŞİD’le çatışırken ölen hamile bir kadın da... IŞİD vahşetinden kaçan aileler, orada yaşadıklarını korkuyla anlatıyorlar ve bir daha o vahşeti yaşamak istemediklerini dile getiriyorlar.

‘HEP ZULÜM, HEP KATLİAM’

Serbest meslek sahibi Xodea Miskin, IŞİD’in orada çocuk, kadın, erkek demeden herkesi öldürdüğünü, insanların mallarına el koyulduğunu ve bunu din adına yaptıklarını dile getiriyor. Özellikle Êzidilerin yaşadığı köylerin basıldığını, kızların kaçırıldığını ifade eden Miskin “Gerek Şengal’de gerek savaş alanında PKK bize büyük destek verdi, onlar sayesinde IŞİD’in elinden kurtulduk. PKK’ye çok teşekkür ederiz” diyor. PKK’nin Rojava’da büyük bir başarı gösterdiğini söyleyen Miskin, Şengal’de de bu başarıyı gerçekleştirmesini istediklerini belirtiyor.
Şengal’de beden eğitimi öğretmenliği yapan Xalid Kasım ise Irak’ta zorluklar da yaşasalar da düzenli bir maaşları olduğundan dolayı geçindiklerini, fakat Türkiye’de komşuların yardımıyla yaşayabildiklerini ifade ediyor. Şengal’de kadınların, genç kızların IŞİD tarafından kaçırılmasına tepkili. Kasım “Biz Êzidiler olduk olalı hep zulümlerle, katliamlarla karşılaştık. Bizim suçumuz, günahımız nedir ki hep bunlarla karşılaşıyoruz? Biz de insan gibi yaşamak istiyoruz” diye konuşuyor.

‘DÜNYA TECAVÜZLERE GÖZ YUMUYOR’

Êzidi kadınların IŞİD tarafından kaçırılması, tecavüze uğraması, Arap zenginlerine satılması Êzidi halkının en büyük acılarından biri. Kızlarının, gelinlerinin IŞİD tarafından böyle bir vahşete maruz kalmasından yakınan Şirin Hesen de en az 500-600 kadının IŞİD tarafından kaçırılıp satıldığını, kendilerinin de can güvenlikleri için değil namusları için kaçtığını söylüyor. “Çocuklarımızı gece dışarı çıkarıp öldürüyorlardı, kızlarımızı kaçırıyorlardı. Bizim orada yaşamımız iyiydi bu saldırılardan önce. Çocuklarımız askere gidiyordu, kimse onları öldürmüyordu. Beni en çok üzen şey de kızlarımızın kaçırılıp tecavüze uğraması ve dünyanın buna göz yummasıdır” diyerek duygularını ifade ediyor. Orada hâlâ akrabalarının olduğunu belirten Şirin Ana, akrabalarının can güvenliğinden endişe ediyor.  

‘ÊZİDİ OLDUĞUM İÇİN DIŞLANIYORDUM’

Bayiz Hesen’de Şengal’de İngilizce öğretmenliği yapan iki çocuk babası bir Êzidi. Dillerinden, inançlarından  dolayı yaşamlarının çok zor olduğunu söyleyen Hesen, bu katliamların Êzidilere karşı 73- 74’üncü katliam olduğunu belirtiyor. Irak’ta yaşam şartlarının bittiğini, orada artık yaşayamayacaklarını dile getiriyor ve devam ediyor: “Orada çocuklarımıza kendi kültürümüzde eğitim veremiyoruz, kültürümüzü çocuklarımıza yaşatamıyoruz. Ben okulda yemek yaptığımda sırf Êzidi olduğum için yemeği yemiyorlar. Onlar da Allah’a dua ediyorlar, ben de dua ediyorum. Ancak onlar kendi dilinde dua ediyor, ben kendi dilimde dua ediyorum, kendi inançlarıma göre ibadet ediyorum. Bu yüzden çok zorluklar yaşadım

'‘EŞİM  KENDİ TOPRAKLARI İÇİN SAVAŞTI’

Hamile bir kadın geliyor sonradan, adı Çınar Hesen. Eşinin 35 gün önce kendi toprakları, kendi namusu için IŞİD’e karşı savaşırken yaşamını yitirdiğini söylüyorlar. Karnındaki bebeği dışında 9 tane daha çocuğu var. Bir çocuğunun yatalak hasta olduğunu belirten Çınar, çok perişan bir halde olduklarını dile getiriyor. “Biz keyfimizden gelmedik, korkumuzdan geldik buraya ve savaşın bitmesini istiyoruz, ihanet olmasın istiyoruz; insanların ölmemesini herkesin topraklarında yaşamasını istiyoruz, korkumuzdan evimize dönemiyoruz ama evimize dönmek istiyoruz, çağrımız budur” diyor. 

‘KÖYLER İNSAN CESEDİ KOKUYOR’

NEDA Xala, öğretmen bir anne. Çocukların yaşanan savaştan psikolojilerinin çok ciddi etkilendiğini ve eğitimlerinin yarım kaldığını ifade ediyor. “Her yer harap, herkes savaştan kaçıyor” diyen Xala, kendilerinin kaçıp canlarını zor kurtardığını iki kaynının Şengal Dağı’nda bir mağarada saklandığını ve köylere ceset kokularından dolayı girilemediğini dile getiriyor.

ÖNCEKİ HABER

Bedaş’tan atılan işçiler ve oynanan oyunlar

SONRAKİ HABER

Büyük şirketlerin kredi borçları yeniden yapılandırılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa