21 Ağustos 2014 06:00

Geleceğin depresyon hastası çocuklar

Psikolog Nezahat Bedir, çocukların uzun süre televizyon veya İnternet başında vakit geçirmelerinin gelecekte ciddi sorunlara yol açacağına dikkat çekti.

Paylaş

Psikolog Nezahat Bedir, çocukların uzun süre televizyon veya İnternet başında vakit geçirmelerinin gelecekte ciddi sorunlara yol açacağına dikkat çekti.

Çocukların televizyon karşısında adeta hipnotize edildiğini belirten Psikolog Bedir, son yıllarda tematik kanalların arttığını, çocukların günün büyük bölümünü bunları izleyerek geçirdiğini vurguladı. Televizyon ve İnternet karşısında uzun süre vakit geçiren çocukların, gelecekte potansiyel depresyon hastalarına dönüşeceğini dile getiren Bedir, anne ve babalara uyarılarda bulundu.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) 2012 kayıtlarına göre; Türkiye’de 24 yaygın, 15 bölgesel, 209 yerel olmak üzere toplam 248 özel televizyon kanalı bulunuyor. Buna TRT’nin yayın yaptığı 15 televizyon kanalının da eklenmesiyle rakam 263’e ulaşıyor. Söz konusu yayınlar dışında 93 kablo ve 193 uydu yayını da bulunan Türkiye’de son yıllarda sadece haber, çizgi film, belgesel ve alışveriş gibi alanlarda tematik yayın yapan kanalların da sayısı arttı. Özellikle çocuklar, vakitlerinin büyük bölümünü tam gün yayın yapan kanalları izleyerek geçiriyor. Psikolog Bedir konuyla ilgili şunları söyledi: “Anne ve babaları çalışan çocuklara yönelik tüm gün yayın yapan programlar var. Televizyon karşısında uzun süre geçiren çocuklar sessiz kalıyor ve bu durum onların gelişimini engelliyor. Çünkü hem sessiz kalıyorlar, hem de hipnotize oluyorlar bu da çocukları olumsuz yönde etkiliyor. Çocuklar, normal gelişimsel dönemlerine göre daha fazla uyarıcı alıyor ve dikkatleri çok daha kolay dağılabiliyor. Bir televizyon kanalındaki dikkatler en fazla 3 saniyedir, o yüzden uzun vadede dikkat dağınıklığı ve odaklanamama gibi ciddi sorunlar çıkabiliyor.”

İNTERNET BAĞIMLILIĞI LİTERATÜRE GİRDİ

Hızla gelişen teknolojiyle İnternet’in her alana yayıldığını belirten Psikolog Bedir, İnternet bağımlılığının literatüre de girdiğini, bu durumda kişinin bir süre sonra bütün hayattan izole olup, İnternet başında durulduğunu ifade etti. Demir, şöyle devam etti: “Çocuğa İnternet’i yasaklayan anne ve babalar ellerinde telefon, tablet bilgisayarlarla vakit geçirirse onun bir anlamı olmaz. Cep telefonlarının da evde kullanımını azaltmalıyız. Çocuklar öğrendikleri model üzerinden gider, siz bilgisayar ve cep telefonunu ne kadar az kullanırsanız çocuk onu görüp daha az kullanmaya yönelir. Bu İnternet ya da cep telefonunun tamamen kullanımını iptal etmek anlamına gelmemeli. Çünkü çocuk okula gittiğinde, arkadaşları onu kullanıyor olacak. Siz evde çocuğa yasak koyarsanız, bir süre sonra çocuk İnternet kafelere ya da arkadaşlarına gider, bunu kaçarak yapar, bu da çocuk ve aile arasında ciddi bir inatlaşma sürecine girer. Beyin boşluk kabul etmez, çocuğun İnternet’i kullanmamasını istiyorsanız, buna alternatif olarak farklı şeylerle bu boşluğu doldurmak gerekiyor. Çocuk İnternet’i kullanmayacaksa ve evin içinde oturacaksa bu çocuğu sıkar, bu nedenle çocuğun sosyal aktivitelerini arttırmamız gerekiyor.”

ARTIK YASAKLAR ÇÖZÜM DEĞİL

Geçmişte ailelerin uyguladığı yasaklardan verimli sonuç alınabildiğini, ancak bugün bu yasakların ters etki gösterdiğini aktaran Bedir, ailelerin alabilecekleri önlemlerle ilgili şunları söyledi: “Aileler, televizyondaki çocuk programlarını, çocuklarıyla izleyip sonlandırmalı. Çok uzun zaman dilimlerinde çocukların televizyona maruz kalmaması gerekiyor. Çocuklar CD’lerle aynı çizgi filmi defalarca izleyebiliyor. Ancak bu çizgi filmlerin içinde farklı mesajlar da olabiliyor. Günümüzdeki bazı çizgi filmlere bakıyoruz, özellikle şiddet ve cinsellik öğeleri çok fazla. Kadın ve erkek olmak gibi roller üzerine, çocuklara erken yaşta verilen uyarıcılarla dolu. Bunun dışında yemek saatlerinde, çocukların televizyon karşında yemek yemeleri, yemek alışkanlığını olumsuz etkiler, hem de çocuklar uzun süre uyarıcılara maruz kalmış olur. Daha küçük yaştaki çocuklara yemek yedirmek zor olduğu için aileler bu yolu tercih ediyor, ama bu ailede iletişimi azaltan bir davranış. Çocukları televizyondan ayırdıktan veya izlenme saatini azalttıktan sonra o boşluğu doldurmamız gerekiyor. Bu da ailelerin çocuklarıyla vakit geçirmelerini gerektirecektir. Bu aileleri biraz yoracaktır ama çocuklarla kitap okuyup, birlikte oyun oynayarak o boşluklar doldurulabilir. Böylelikle televizyon ve İnternet’e çocuğun bağımlılığını azalmış oluruz, aile içi bağları güçlendiririz. Televizyona yasak koyarsak da çocuklar ağlayıp isyan eder ve aileler bir süre sonra pes etmek durumunda kalır. Çocukla konuşup ‘Ne yapalım’ diye sorarak ortak bir çalışma yapılması sağlanabilir.”

 

 

(İzmir/DHA)

ÖNCEKİ HABER

Ankara’da meşaleli Lice protestosu

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İstanbul'da en büyük ihaleler canlı yayınlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa