19 Ağustos 2014 06:00

Bombalar altında kalırız yine de kampa gitmeyiz

Gaziantep’te son bir haftadır Suriyeli kiracının ev sahibini öldürmesinin bahane edilmesiyle birçok mahallede Suriyelileri linç etmeye varan olaylar yaşandı. Bu olayların faturası da Suriyelilere kesildi. Valilik, Büyükşehir ve AFAD’la koordineli olarak başlatılan çalışmaların sonucu Antep’e “ayak uyduramadığını” düşündükleri Suriyeliler kampa gönderilmeye başlandı. Bir diğer önlemleri ise güvenlik gerekçesiyle kentteki Arapça tabelalı iş yerlerinin tabelaların Türkçeleştirmesi. Harabe gibi yerlerde yaşayan Suriyeliler ise buna tepkili. Kampları “yarı açık cezaevi” diye nitelendiren Suriyeliler, “Suriye’de bombaların altında kalırız. Yine kampa gitmeyiz” diyor.

Paylaş

İnanç YILDIZ
Gaziantep


Gaziantep’te son bir haftadır Suriyeli kiracının ev sahibini öldürmesinin bahane edilmesiyle birçok mahallede Suriyelileri linç etmeye varan olaylar yaşandı. Bu olayların faturası da Suriyelilere kesildi. Valilik, Büyükşehir ve AFAD’la koordineli olarak başlatılan çalışmaların sonucu Antep’e “ayak uyduramadığını” düşündükleri Suriyeliler kampa gönderilmeye başlandı. Bir diğer önlemleri ise güvenlik gerekçesiyle kentteki Arapça tabelalı iş yerlerinin tabelaların Türkçeleştirmesi. Harabe gibi yerlerde yaşayan Suriyeliler ise buna tepkili. Kampları “yarı açık cezaevi” diye nitelendiren Suriyeliler, “Suriye’de bombaların altında kalırız. Yine kampa gitmeyiz” diyor.

Saldırıların yaşandığı Ünaldı ve Cengiztopel’de daha çok Suriyeli işçilerin çalıştığı atölyelerde çalışmalar durdu. Kentteki gerilim, yaşanan korku ve aynı zamanda kamplara gitmek istenmemesi nedeniyle Suriyeliler kendi imkanlarıyla başka şehirlere akın ettiği bilgileri geliyor. Trafikte Suriyeli plakalı araçlar azalmış. Bazı araç sahipleri plakalarını söktükleri gibi kendilerini güvenceye almak için araç içerisine görülecek şekilde Türk bayrağı koyuyor. Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin’in “Arapça tabelalar Türkçeleştirilecek” açıklamasının İnternete düştüğü dakikalarda ve öncesinde kimi Suriyeli esnaf tabelasındaki Arapça yazıları kazıyarak ya da üstünü örterek yok etmeye çalışıyordu. Yakın zamanda açılan bir işletme kepenklerini indirerek, “Bakım çalışmaları” yazması ise dikkat çekiyor. Yine kimi iş yeri sahipleri saldırı olmasın diye işyerine Türk bayrağı asmış. Bütün bu olan bitenler sonucu Suriyelilerin ne düşündüğünü, ne hissettiğini öğrenmek için kentte Suriyelilerle görüşüyoruz.

SURİYELİ ÇOCUKLARA İŞKENCE İDDİASI

Camı çatlamış ve tabelasındaki Arapça yazının üzerini kapatmış bir lokantaya giriyoruz. Arapça bilmediğimiz için zorlanıyoruz. Daha sonra çat pat Türkçe bilenlerin tercümanlığıyla gazeteci olduğumuzu anlatmaya çalışıp, yaşananları soruyoruz ama karşı taraf bir şey olmamış gibi cevap veriyor: “Bizim burada sorunumuz yok. Tabelamızı daha önceden değiştirme kararı almıştık. Camımız ise dönerin sıcaklığından dolayı çatladı.” Daha sonra dükkana gelen Türkçeyi daha iyi bilen Suriyeli ile birlikte esnafla konuşmaya devam ediyoruz. Her ne kadar yaşanan saldırıların kendilerini etkilemediğini söylese de tedirginliğin hakim olduğu hissediliyor. Saldırıları sorduğumuz da Türkiye halkına mesaj veriyorlar; “Bizlere kapılarını, evlerini açtılar. İnşallah iyi, kardeş kalırız. Aramızda kötü olanlar var ama hepimiz kötü değiliz. Biz kimseye karışmıyoruz. Zaten savaştan kaçıp buraya gelmişiz. 6-7 aydır buradayım. Kimseden şikayet alamadık.”

Konuşmaya bize tercüme yapan gençle devam ediyoruz. Bir arkadaşının Antep’teki saldırılar sonucunda sosyal medya da yayınladığı bir fotoğrafı gösteriyor bize. Küçük çocukların kan içinde kaldığı görülen fotoğraf da Antep’teki saldırılarda yapıldığı iddia ediyor ve soruyor, “Bu çocukların günahı nedir?” “Halep daha önce Antep’e bağlıydı. Biz her zaman kardeşiz” diye devam eden genç, Suriyelilerin kamplara gönderilmesinin sokak da kalanlar için kısa vadede çözüm olabileceğini düşünüyor. Arapça konuşan herkesin Suriyeli olmadığını da belirten genç, Suriyeli çocukların, Türkiyeli çocuklar tarafından sopayla kovalandığını aktararak “Yazık değil mi” diyor.

KAMPLAR CEZAEVİ GİBİ...

Suriyelilerin kaldığı derme çatma, harabe yerlere gidiyoruz. Burada ilk olarak denk geldiğimiz bir erkek Suriyeli olmadığını, sadece ziyarete geldiğini söylüyor. Ne düşündüğünü soruyoruz Suriyeliler hakkında. İlk önce tedirgin oluyor. Bir süre sonra anlatmaya başlıyor. Yaşananların sadece Türkiye-Suriye arasında yaşanan bir olay olmadığını bütün Ortadoğu’da olayların olduğunu dile getirerek “el Kaide Suriye’ye gitti. Suriye’yi karıştırdı. Şimdi ise Türkiye’yi karıştırmak isteyerek, savaşın işine çekmek istiyorlar. Ne kadar zarar görmeden çıkabilirsek ne mutlu bize” diyor. Daha sonra harabelerde kalan kadınlarla konuşmamıza yardımcı oluyor.

“Kampa gitmek istiyor musunuz?” diye sorduğumuz kadınlar, “Kamplar yarı açık cezaevi gibi. Güzel değil. Akrabalarımız daha önce oradaydı 1 ay dayanabildiler. Sonra çıktılar oradan. Bizim buradaki durumumuz daha iyi. Eğer bizi kampa götürmeye gelirlerse Suriye’ye gideriz” diyor. Bu harabelerde kalan diğer bir aile ile konuşuyoruz. Bu sefer tercümanımız başka bir genç. Burada da kadınlarla konuşuyoruz. “Biz ekmeğimizin peşindeyiz” diyen kadınlar, kamplarda açlığın olduğunu söylüyor. Kampların yaşadıkları harabeden daha kötü olduğunu belirten kadınlar, “Suriye’de bombaların altında kalırız. Yine kampa gitmeyiz” diyor.

ŞAHİN, FATURAYI YOKSUL SURİYELİLERE KESTİ

Bu nokta da hatırlamak da fayda var. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, bir açıklamasında kimlerin gönderileceğini şu şekilde açıklıyor; “Evi olmayanlar götürülecek. Şehrin içerisinde tek başına yaşayacak gücü olmayan, sosyal destek vermeden yaşayacak altyapısı olmayan gruplar bizim hedef kitlemiz. Aksi takdirde burada sistemin içerisine giren, ekonomik hayatın içerisinde olanlar değil. Eğitimli bir nüfus var. Gazianteplilerin de burada yaşamalarından memnun olduğu grup... Onlara hiç karışmayacağız. Bizim ilk tespitlerimize göre bu 215 bin kişinin 7 bin kişisi bu şekilde, bunun 700’ünü de taşımış olduk zaten.” Şahin’in bu açıklamasına karşın konuştuğumuz bu her iki ailenin ortamlarından anlaşılacağı gibi kaldıkları yerler birer harabe. Çocukların üstü kir, pas içinde, ayaklarında ayakkabı bile yok. Geçimlerini topladıkları çöplerden karşılıyorlar. Kimse iş vermiyor. Ancak yine de kampa gitmek istemiyorlar.

BİZ SİZE BÖYLE DAVRANMAZDIK!

Harabelerde kalan Suriyelilerin yanından çıktıktan sonra yine Suriyeli bir lokantaya gidiyoruz. Hoş karşılandığımız bu lokantada da tercümanlığımızı o anda orada olan bir genç yapıyor. Son bir haftadır yaşanan gelişmelerde pek bir haberi olmayan lokanta sahibine olanları anlattığımız da, “Antep’te savaş olsaydı. Antepliler Suriye’ye gelseydi. Biz burada bizlere davranıldığı gibi davranmazdık. Size sıkıntı çıkarmazdık” diyor. Ve sözlerine devam ediyor: “1915 olaylarında Suriye’ye gelen Ermenilerle, Filistin’deki savaştan dolayı gelenlerle ve Irak savaşından dolayı gelen 1 milyon kişiyle aralarında sorunların olmadığını belirten lokanta sahibi, “Biz ülkemize dışarıdan gelenlere burada olduğu gibi çadır kent kurmadık. Tam tersi nasıl yaşamak istiyorlarsa öyle yaşamasına imkan verdik. Ve istedikleri gibi kardeşçe yaşadık. İş yerleri açtılar. Şehirlerde bizlerle beraber yaşadılar.” Son olarak, kendilerine zulmedenlerin yaptıklarının yanlarına kalmayacağını, kim ne yaptıysa bir gün karşılığını alacağını söyledi ve savaş biterse ülkesine dönmek istediklerini dile getirdi.

ÖNCEKİ HABER

MYK, Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasında

SONRAKİ HABER

KONDA İstanbul anket sonucunu açıkladı: İmamoğlu 9 puan fark attı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa