18 Ağustos 2014 06:00

Sisi’nin Rusya ziyareti ve yeni hamleler

Geçen haftanın önemli gelişmelerinden biri Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Rusya ziyaretiydi. Bilindiği üzere Rusya ve ABD arasında Arap coğrafyasında uzun süreden beri bilek güreşi yaşanıyor. Mısır tarihsel olarak bu çatışmada ABD’nin ve Batı’nın yanında yer alan tavrı ile biliniyor.

Paylaş

ARAP COĞRAFYASINDA GEÇEN HAFTA
Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Geçen haftanın önemli gelişmelerinden biri Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Rusya ziyaretiydi. Bilindiği üzere Rusya ve ABD arasında Arap coğrafyasında uzun süreden beri bilek güreşi yaşanıyor. Mısır tarihsel olarak bu çatışmada ABD’nin ve Batı’nın yanında yer alan tavrı ile biliniyor. Lübnan’da yayınlanan Assafir gazetesi, Mısır Cumhurbaşkanı Abdul Fettah el Sisi tarafından yapılan Moskova ziyaretini ideolojik olmaktan çok “faydacı” bir ziyarete benzetti. Bugünkü Mısır’ın 1950’lerin Nasırcı Mısır’ı; Rusya’nın da Sovyetler Birliği olmadığına dikkat çekti.

İSLAMCILARA DİKKAT

Buna karşılık Rusya konusunda uzman olan Mısırlı Muhammed Farraj, radikal İslamcıların oluşturduğu tehlikeye dikkat çekiyor. Farraj, “bugün, gerçekte ABD’yle yaptığı ittifak ile çelişmesine rağmen Suudi Arabistan, Kahire ile Moskova arasında bir silah anlaşmasını finanse etmek için harekete geçtiğini görüyoruz. Ancak, radikal grupların oluşturduğu tehlikenin Suudi Arabistan’ın sınırlarına ulaşmasından sonra Riyad sadece Mısır ordusunun bu tehlikeye karşı koyabileceğini düşünüyor” dedi.

LİBYA KAOSUNU İHRAÇ EDİYOR

Bu konuya paralel olarak geçen haftanın dikkat çeken makalelerinden birini ise yine Lübnanlı Yazar Semih Saab kaleme aldı. Saab; “Libya sadece kendisi için tehdit oluşturmuyor. Mısır, Tunus, Cezayir, Mali gibi civar ülkelere silahın sınırdan kaçırıldığı cephaneliğe dönüşmüştür. Bütün bu ülkeler, merkezi hükümete karşı savaş yürüten el Kaide ile bağlantılı silahlı militanların bulunması nedeniyle güvenlik sorunları yaşamaktadır. Bu örgütlere silahların esas sağlandığı kaynak Libya’dır” dedi.

LÜBNANDAKİ YUMUŞAMADA IŞİD FAKTÖRÜ

Lübnan’ın eski başbakanlarından olan Sait Hariri üç yıldır yaşadığı Suudi Arabistan’dan ülkesine döndü. Al Kuds al Arabi baş yazısında bu dönüşün sırrının IŞİD’in Suriye sınırında bulunan Arsel beldesine saldırısından sonra ülkedeki siyasi dinamiklerin birbirine yakınlaşmasına bağladı. Yazıda, “Ortaya çıkan yeni siyasi dengelerde iki tarafında destekleyen kesimleri güçlükleriyle beraber ateşkese zorlamaktadır” denildi.

AŞİRETLER IŞİD’E KARŞI SAF DEĞİŞTİRDİ

Coğrafyada yaşanan diğer bir gelişme ise Sünni aşiretlerin Irak ve Suriye’de saf değiştirmesi.  Suriye’nin Deyr ezzor kentinin 70 bin nüfuslu el Şuaytat aşireti, çocuklarını ve kadınlarını öldürdüğü gerekçesiyle IŞİD’e karşı bütün aşiretleri savaşta yanlarında yer almaya çağırdı.

Aşiretlerde bir diğer birleşme Irak’ın Anbar eyaletinde gerçekleşti Anbar’da 25’ten fazla aşiret IŞİD’e karşı savaş ilan etti. Bu gelişmenin Maliki’nin başbakanlık ısrarından sonra gelmesi dikkat çekti.


SİSİ’NİN RUSYA ZİYARETİ BATI’YA BİR MESAJ

Mustafa Basiyoni
Assafir


Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fettah al Sisi tarafından yapılan Moskova ziyareti ideolojik olmaktan çok “faydacı” bir ziyarete benziyor. Bugünkü Mısır 1950’lerin Nasırcı Mısır’ı değil. Rusya da Sovyetler Birliği değil.
Sisi’nin Moskova ziyareti Rusya için önemli bir boyut kazandı. Bu boyut Mısır için de daha az önemli değil. Müslüman Kardeşlerin Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesinin ardından Mısır ile hem ABD hem de Avrupa Birliği arasındaki duraksamalı ilişkilerden sonra, Kahire büyük ölçüde dış ilişkilerinde bir denge kurmaya ve Lavent’te (Bilad Eşşam) Batı’nın baskısı ile başa çıkmak için soluklanmaya ihtiyaç duyuyor.

SUUDİ ARABİSTAN FİNANSMANA HAZIR

Mısır’ın doğu ve batı sınırlarında tırmanan terörizm nedeniyle Kahire’nin karşılaştığı zorlukların ışığında Mısır’a silah sağlamak konusunda ABD’nin tereddütleri onu Rusya’nın silahlarına yöneltti.  Bu arada, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin Mısır’a büyük bir Rus silah anlaşmasını finanse etmeye hazır oldukları yönünde söylentiler var. Putin, Sisi ile yaptığı ortak bir basın toplantısında, “Biz silahlanma alanında artan bir iş birliği için çaba sarf ediyoruz” diyerek bunu üstü kapalı olarak dile getirdi.

RADİKAL İSLAMCILAR RİYAD KAPISINDA

Sisi’nin Moskova ziyaretini yorumlayan Rusya konusunda uzmanlaşmış Mısırlı bir uzman olan Muhammed Farraj,  “Bugün, gerçekte ABD’yle yaptığı ittifak ile çelişmesine rağmen Suudi Arabistan, Kahire ile Moskova arasında bir silah anlaşmasını finanse etmek için harekete geçtiğini görüyoruz. Ancak, radikal grupların oluşturduğu tehlikenin Suudi Arabistan’ın sınırlarına ulaşmasından sonra Riyad sadece Mısır ordusunun bu tehlikeye karşı koyabileceğini düşünüyor. Suudi Arabistan’ın Rusya’dan Mısır’a silah satın almasını finanse etmek dışında bir seçeneği yoktur” dedi.
Mısır-Rusya ilişkileri konusunda Batının tepkilerini değerlendiren Farraj, “Bu yakınlaşma ABD ve AB’yi mutlu etmeyecektir. Büyük olasılıkla ABD, diplomatik ve ekonomik baskıları sertleştirmenin yanı sıra Libya’da kaosu körükleyerek veya Arap-İsrail çatışmasında Mısır’ın rolünü marjinalleştirerek Kahire’ye dolaylı olarak baskı yapacaktır” dedi.


LİBYA; ORTADOĞU’DA KAOSUN MODELİ

Semih SAAB/al Sabah

Libya; kaosun hükmettiği başarısız devlet biçiminin yalın bir örneği oldu. Devlet,  hangi forma gireceği öngörülemeyen bir kadere doğru ilerlemektedir. Lakin kesin ve somut olan, batı Muammer Kaddafi’nin iktidarını devirmek için bu ülkenin üzerinde NATO ile temsil edilen askeri aracı ile oynadı. Neticede ülke dini şiarları, kabileciliği ve bölgeciliği yükselten milislerin yuvası haline geldi. Libya; batının diktatörlük ve istibdat olarak tarif ettiği iktidardan, mutlak bir devletsizliğe, din ve kabile şiddetine bunlar arasında bitmek tükenmek bilmeyen anlaşmazlıkların alanına dönüştü.

LİBYA KOMŞULARINA DA TEHDİT

Libya sadece kendisi için tehdit oluşturmuyor. Libya; Mısır, Tunus, Cezayir, Mali gibi civar ülkelere silahın sınırdan kaçırıldığı cephaneliğe dönüşmüştür. Bütün bu ülkeler, merkezi hükümete karşı savaş yürüten el Kaide ile bağlantılı silahlı militanları bulunması nedeniyle güvenlik sorunları yaşamaktadır. Bu örgütlere silahların esas sağlandığı kaynak Libya’dır.

LİBYA TEK ÖRNEK DEĞİL

Ve mutlak yaşanan durum Batılıların Libya’nın yıkılmasına sebep olduktan sonra kaçmalarıdır. Yaşanan bu örnek sadece Libya ile sınırlı değildir. Suriye, büyütülen IŞİD ve el Nusra cephesi gibi örgütlerin gölgesinde siyasi ve güvenlik kaosunun ortasında üç yıldan uzun bir süredir batılıların müdahalesine maruz kalmaktadır. Suriye’deki kaos terör örgütlerinin Irak’a dönmesine ve burada devletin ve kültürüyle medeniyetiyle hayatın kendisinin tahribine yol açmıştır.
Batının üç yıl önce istibdat iktidarlarından kurtulma ve halkların özgürleştirilmesi olarak adlandırdığı sürecin sonucunda bagajlarını doldurup ayrılması,  kaos içerisinde parçalanan Ortadoğu’yu seyretmesi garip değil.


HARİRİ’NİN DÖNÜŞÜNÜN SIRRI
Al Kuds al Arabi

Sait Hariri’nin liderliğini yaptığı Gelecek Partisine yakın bazı siyasetçiler, eski başbakanlardan Sait Hariri’nin Lübnan’a dönüş kararını büyük bir cesaret örneği olarak nitelendirdi. (...) Lübnanlı emektar siyasetçi Velid Canbulat aracılığı ile Sait Hariri’nin hayatı ile ilgili güvenceler verildi.
Ortaya çıkan yeni siyasi dengelerde iki tarafın da destekleyen kesimleri güçlükleriyle beraber ateşkese zorlamaktadır.
Siyasi rakiplerin gündemleri sadece Hariri tarafının “radikaller”, Nasrallah’ın “tekfirci” dediği kesimlere karşı duruşlarının yaklaşması değildir. Ayrıca cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir çözüme ulaşılmasını, temsilciler meclisinin genişletilmesini de içermektedir. Taraflar arasında duvarların yıkılmasıyla beraber parlamentoda Hizbullah’a yakın kesimleri yeni Lübnan’ın kurulmasına yönelmelerini sağlamaktır.
Sait Hariri Arsel’e bir hediye sundu. Bu hediyeyi reddetmek Lübnanlıların, Suriyelilerin dökülen kanlarına ve insan onuruna saygısızlık anlamına gelecektir. Bölgedeki siyasi depremin içinde hiç kimsenin duymak istemediği “sır kelime” budur.


IRAKLI SÜNNİ AŞİRETLER CİHATÇILARA KARŞI SİLAHA SARILDI

The Daily Star

ANBAR’da 25’ten fazla Sünni aşiret, Cuma günü cihatçılara ve Irak’ın başkentinin batısındaki müttefiklerine karşı silaha sarıldıklarını söyledi.
Önemli bir bölümü cihatçı IŞİD ve onların isyancı müttefikleri tarafından kontrol altına alınan Anbar eyaletindeki başkaldırı, Sünniler tarafından yaygın olarak karşı çıkılan Başbakan Maliki’nin başbakanlık isteğinden vazgeçmesi ve halefini desteklediğini açıklamasından bir gün sonra geldi.
Anbar, 2006 yılında şiddetin keskin bir biçimde azalmasına yardımcı olan radikal İslamcılara karşı ABD destekli ayaklanmanın doğum yeridir. 
Son girişim IŞİD liderliğindeki saldırıya karşı iki aydır devam eden çatışmalarda potansiyel olarak önemli bir dönüm noktası olabilir.
Anbar Polis Şefi Binbaşı Ahmet Saddak güvenlik güçlerinin cuma günü sabah saat 6’da başlayan başkaldırıyı desteklediklerini söyledi. Çatışmalarda 12 militanın öldürüldüğünü belirten Saddak, “Çatışmalar şu ana kadar devam ediyor. Anbar’ın kurtuluşuna kadar da savaşmaya devam edeceğiz” dedi.
Ebu Rişa ve Saddak, aşiret mensupları ve güvenlik güçlerinin hamlesinin Anbar eyaletinin başkenti Ramadi’nin kuzeybatısında birden fazla bölgede başladığını söylediler. Ebu Rişa bu girişimin Maliki’nin başbakanlık isteğinden vazgeçmesiyle ilişkisinin olmadığını söylese de bölücü olarak nitelendirilen Şii başbakanın ortadan kalkması Arap Sünnilerinin Bağdat’la iş birliğini daha kabul edilebilir hale getirmiş gibi gözüküyor.


IŞİD DEYR EZZOR’DA  700 KİŞİYİ KATLETTİ

Dar al Hayat

SURİYE İnsan Hakları Gözlemevi, IŞİD’in ülkenin doğusundaki petrol zengini Deyr Ezzor’da, Sünni Şuaytat aşiretinden en az 700 kişiyi katlettiğini duyurdu.
Aşiretten edinilen bilgilere göre el Şuaytat aşireti 70 bin kişiden oluşuyor. Temmuzda IŞİD’in ele geçirdiği el Amar petrol sahası Deyr Ezzor’daki iki büyük petrol ve gaz sahasından biri. Bu saha aynı zamanda muhalif grupların savaşçılarını finanse etmek için en önemli kaynak konumunda.

ŞUAYTAT ŞEYHİNDEN IŞİD’E KARŞI ÇAĞRI

El Şuaytat aşiretinin şeyhi rafe Akla bir video kaydında yaptığı açıklamada diğer aşiretlere IŞİD’e karşı savaşa katılma çağrısı yaptı. Şeyh rafe yaptığı açıklama IŞİD’in çocuklarını, kadınlarını, din adamlarını katlettiğini söyledi. Şeyh birkaç gün önce Hristiyanların başına gelenleri hatırlattı. Kendisinin çocuğunun da şehit olduğunu söyleyen Şeyh rafe, başta Suudi Arabistan olmak üzere Suriye’nin dostlarına ve aşiretlere çağrı yaptı. Şeyh daha sonra sıranın kendilerine geleceğini hatırlatarak, aşiretlerden IŞİD’e karşı kendileriyle beraber savaşmalarını istedi.

ÖNCEKİ HABER

\'Medyanın küçük bir kısmı gerçekleri yansıtıyor\'

SONRAKİ HABER

Eski Yarbay Mehmet Alkan "FETÖ üyeliği" davasından beraat etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa