17 Ağustos 2014 09:57

Topuk hizası değil topuklu ayakkabı

Daha bundan 3-5 sene evvel, doğayla ilgili kaygılarımız (aman allahım iklim değişiyor, susuz kalacağız gibi) ya da AKP iktidarın toplumsal hayatı dizayn edişiyle ilgili telaşlarımız (böyle giderse sokakta dizde etek de giyemeyeceğiz) lafın bir yerinden sonra şakaya vurup üstünden geçmek şeklinde sonuçlanıyordu. İşte böyle şeyler söyleyenlere “endişeli modern” diye takılınırken şimdi hepimiz “modern” olamayacağımızdan endişeliyiz, zaten sularımızda harbiden kesik.

Paylaş

Ayşen GÜVEN

Daha bundan 3-5 sene evvel, doğayla ilgili kaygılarımız (aman allahım iklim değişiyor, susuz kalacağız gibi) ya da AKP iktidarın toplumsal hayatı dizayn edişiyle ilgili telaşlarımız (böyle giderse sokakta dizde etek de giyemeyeceğiz) lafın bir yerinden sonra şakaya vurup üstünden geçmek şeklinde sonuçlanıyordu. İşte böyle şeyler söyleyenlere “endişeli modern” diye takılınırken şimdi hepimiz “modern” olamayacağımızdan endişeliyiz, zaten sularımızda harbiden kesik.

IŞİD’in ali kıran baş kesen misali Irak’ta yaşayan halkların tozunu dumanına kattığı bu günlerde korkuya gerçekten mahal var. Türkiye’ye “kaç kilometre mesafeleri kalmış?” diye diye izliyoruz haberleri. Doğru erkekler de korkuyor, herhalde “erkeklikten” sayılanlar korkmuyordur gene. Her daim “mücadeleye devam” dediğimiz kadın hak ve özgürlüklerine doğru karabasan gibi geliyor IŞİD ve zihniyetinin izdüşümleri. Yahu tabi ki “o kadar kolay” değil diyor olabilirsiniz ama “tehlikenin farkında mısınız?”; IŞİD kadınlara tecavüz ediyor, çocuklarını öldürüyor, tecavüz ettiği kadınları ‘zina’ diyerek idam ediyor... Hem hiçbir yer, zulüm ya da zaferde birbirine o kadar da uzak değil aslında.

KADINLA ERKEK ZULÜM KARŞISINDA BİLE EŞİT DEĞİL!

Kafasına göre saldırılar düzenleyen, kurallar koyup, infaz gerçekleştiren bu canavarın yemini suyunu vermiş bir siyasetin iktidarlık zamanlarındayız hala. Bunu tekrar hatırlatacağım ama IŞİD hani bizim tır şoförlerini rehin aldığında bir teste tabi tutmuştu, hatırlarsınız. Gazetelere yansıyan haberlerde şoförlerden biri şunları anlatıyordu; “Müslüman olup olmadığımızı Fatiha Suresi okutarak test ettiler. Öldürdükleri insanların görüntülerini izlettiler. 2-3 günde bir gıda verildi. Evlerimize döneceğimizi hayal bile edemiyorduk. Oğlumla sağ salim döndüğümüz için çok mutluyum”. IŞİD’in elinden kaçan bir Êzidi erkekse şunları anlattı aylar sonra: “Gelin bizi banyoya sokun, bizi yıkayın’ dediler. Kızlarımız onların erkeklerini yıkıyorlar. Sonradan artık telefonla onlara ulaşamadık, onlara ne yaptıklarını bilmiyoruz”. Başka bir Êzidi kadınsa çocuklarını kaçarken öldürdüklerini anlatıyordu. Yani kadınla erkek; zulmün karşısında bile eşit değildi. Bu haberlerin ardından kadınlı erkekli IŞİD üzerine konuşurken şunları söylerken buldum kendimi: “Bu adamlar bize kadar gelse. Tüm testlerini bilsem, Alevi değilim, Kürt, Êzidi değilim de desem, kadın olduğum için sadece bunun için öldürülürüm. O da yekten öldürürlerse iyi...” İronisiz dünyayı sevmemek bizimkisi de, bize böyle düşündüren kadın düşmanı bu sapıklar ordusu kız çocuklarını doğar doğmaz gömen “katli vacipler” icad eden geleneğin referanslarından ne kadar uzak?

TOPUK HİZASI KADININ YERİNİN HİZASI

Sorunun cevabını hep birlikte düşünürken biz, ajanslara geçtiğimiz hafta yine bir “IŞİD’in kadınlara layık gördükleri” haberi düştü: “IŞİD kadınlara topuklu ayakkabıyı yasakladı”. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verdiği habere göre, “Kadınların katiyen gözlerini göstermeleri yasak” olduğunu söyleyen kadın düşmanı örgüt, kadınların kapalı giymesini buyurup, kıyafetlerde boncuklu, parlak süslemelere de şerh koyuyordu. Suriyeli kadınlar artık topuklu ayakkabı da giymeyeceklerdi. IŞİD’in açıklamasında, “Bu kuralları ihlal eden tüm kadınlar cezalandırılacak” diyordu. Kadının derdi, gamı cezası çek çek bitmiyor bu dünyada zaten. Sinir uçlarımıza basan bu haberi köyümden geldikten sonra gördüm. Sonra aile evimde bayram sabahı geçen bir kare geldi gözümün önüne: Gülen cemaatinden komşularımız bayramlaşmaya geldiler. IŞİD’in ne kadar korkunç olduğunu anlatıyorlar onlar da, babamlarda. AKP’nin IŞİD’i desteklediğinden çok emin komşularımız. Tüm taşlar yerinden oynuyor, CHP’li babamla cemaatçi komşularımız IŞİD’e ve AKP’ye verip veriştiriyor. O an komşumuzun güzeller güzeli kızına gözüm takılıyor, türbanı, uzun pardösüsü “topuk” hizasında. Topuklu ayakkabısı da yok. Ben kot pantolon, tişört... O da beni süzdü aynı anda. Ben onun güzelliğini ve ruhunu zapturapt almalarına yandım, o muhtemelen hayallerini benim yaşadığımı sanıp imrendi. Birazı doğru belki. Üstelik topuk hizasını küçükken camiye kuran kursuna giden kız arkadaşlarımdan da bilirdim, sonra lisede “sohbetlere” giden arkadaşlarımdan da. Topuk hizası kadının hayatta duracağı hiza gibi net çiziliyordu. Yani toplumdaki yerinin hizası, hani etek boyu gibi, zaman zaman boyumuzun ölçüsüne tekabül eden hani. Hep de kaynağı aynı yerdendi üstelik. O topuk hizasından boylarının ölçüsünü topuklu ayakkabıyla almak isterim. Bunları düşündüm.  

HİZAYI GEÇ, TOPUĞUNU SALLA

Sonra geçen hafta CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın AKP’nin “erkek” milletvekillerine kadın cinayetlerinin önünü açtıkları için koyduğu postayı gördük. Orda topuk ayakkabıdaydı ve köydeki daha 14-15’indeki komşu kızımıza topuk hizası çizdirenlere, hizayı geçen kadının öldürülmesine vaciptir çekenlere topuğunu sallıyordu. Bir kadın için topuk mühim şey, artık daha iyi anlıyorum.

Ben çok topuklu giymem, giyemem de doğrusu... İki farklı dünyanın arasında babet ve spor ayakkabısı, topuk hizasını geçebilen etek boyuna sıçrayabilen kadınlardanım. Ama ailesinin katilinin sırtını keselemek zorunda kalan o kız çocukları ya da tecavüze uğrayıp “zina” yaptı diye öldürülen kadınlar ya çocuklarını IŞİD canavarından kaçıramayan anneler... IŞİD’e karşı da, AKP’ye karşı da topuk hizası değil, topuklu ayakkabı lazım bize. Hem fena mı, lazım olunca sallarsın hatta daha da olmadı alnının ortasına çakarsın. Bunları düşündüm.
Hiç uzak olmayan Şengal’de, Rojava’da kadınlar yok hükmünde ve canları, hayalleri, çocukları, seçimleri, etek boyları, topuklu ayakkabıları alınıyor, güneşe bakmaya muhtaç gözleri de kapatılıyor. Biz onların gözü olalım, çocuklarının ve hayallerinin taşıyıcısı olalım. Sezen Aksu’nun İzmir’in yürekli kızlarına yazdığı şarkı, hani topuksa böyle topuk diyelim madem inadına ve cesaretle:

“Savaşta da, aşkta da
esaslıdır kadın duruşları
Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar
Davetkar çalamaz
Bir göz vuruşuyla yerle bir eder
Böyle bir şey olamaz”

ÖNCEKİ HABER

Bir bebeğe bir savaşçı busesi!

SONRAKİ HABER

Çine Yaşam Platformundan ishal salgını açıklaması: Temiz su kaynakları korunmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa