17 Ağustos 2014 06:00

Latin kadınların ısrarı: Ortak mücadele ve örgütlenme

Bu sene 24.’sü düzenlenen Antifaşist - Antiemperyalist Uluslararası Gençlik Kampı’nda gençliğin sorunlarını ve taleplerini konuşurken aynı zamanda genç kadınlardan, kendi ülkelerinde kadınların yaşadıkları sorunları ve mücadele deneyimlerini de anlatmalarını istedik. Kadın delegasyon sayısının en yüksek olduğu Latin Amerikalı kadınların anlattıkları ise, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara gerçek bir eşitliğin neden gerekli olduğunu adeta yanıtlar gibi.

Paylaş

Gülşah İmrek

Bu sene 24.’sü düzenlenen Antifaşist - Antiemperyalist Uluslararası Gençlik Kampı’nda gençliğin sorunlarını ve taleplerini konuşurken aynı zamanda genç kadınlardan, kendi ülkelerinde kadınların yaşadıkları sorunları ve mücadele deneyimlerini de anlatmalarını istedik. Kadın delegasyon sayısının en yüksek olduğu Latin Amerikalı kadınların anlattıkları ise, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara gerçek bir eşitliğin neden gerekli olduğunu adeta yanıtlar gibi. Ekvador’dan, Meksika’dan, Dominik Cumhuriyeti’nden gelen kadınlar Uluslararası Marksist- Leninist Partiler Konferansı içerisinde bulunan ülkelerini temsilen kampa katılıyorlar. Her biri sosyalist ve mücadeleci kadınlar. Kampta, her yıl olduğu gibi bu yıl da gerçekleştirilen Kadın Çalışmaları Atölyesi’nde, geldikleri ülkelerde kadın olmaya, mücadele ve örgütlenmeye dair deneyimlerini konuştuk.
 
ŞİDDET, TACİZ, FUHUŞ  VE İŞSİZLİK EN TEMEL SORUNLAR ARASINDA

Uluslararası delegasyonda ağırlıklı olarak Latin Amerikalı kadınların olduğunu görüyoruz. Peki Ekvador’da, Dominik Cumhuriyeti’nde, Meksika’da kadınların konumuna dair ne söyleyebilirsiniz?
Fiorella Gomozcoello (Ekvador): Ekvador’da kadınlar yüzde 50’yi oluşturuyor. Diğer Latin Amerika ülkelerine oranla biraz daha farklı diyebiliriz. Çünkü sosyal ve kamusal alanlarda kadınların daha iyi şartlarda olduğunu söylemek mümkün belki ama, biz ırkçılığı çok derin biçimde yaşıyoruz. Yerli halklar ve siyahlar buna çok maruz kalıyor. Kadınlar da bu ırkçı düşünceden en çok zarar gören kesim oluyor. Ekvador’da kadınlar eğitim olanaklarından çok geç yararlanabildi. Ekvador’da ilk olarak 1929’da kadınlara oy hakkı tanındı. Buna öncü olan isim ise, Matilda İlelago idi. Kendisi Ekvador’da liseyi bitiren, doktor olabilen ilk kadındı. Şimdilerde eskiye oranla kadın hakları bağlamında daha iyiyiz, ancak gerçek bir eşitlik hala sağlanabilmiş değil.

Ambour Mapci (Dominik Cumhuriyeti): Dominik Cumhuriyeti’nde kadınlar eşitsizlikten payını fazlasıyla alıyor. İşsizlik çok temel bir sorun. Kadınlar genel olarak işsiz ama çalışan kadınlar da; sağlık sektörü, öğretmenlik, çağrı merkezi gibi alanlarda çalışıyorlar. Kadınlar üniversitelerde de çok fazla eşitsizliğe uğruyor. Bekar ve genç kadınların tek başına bir hayat sürdürmesi çok zor. 1962’de Rafael Leonidas Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele ettikleri için, Patria, Minerva ve Terasa bilinen adıyla Mirabel Kardeşler’in öldürülmesi, tüm ülkede geniş yankı buldu ve kadınların sokağa çıkması için bir başlangıç oldu. Kadınlar hem kendilerini eğittiler hem de örgütlendiler. Geldiğimiz süreçte de Dominik Cumhuriyeti’nde kadınlar siyasal alanda da çok aktif. Bizim partimizi de kadınlar yönetiyor diyebiliriz.

Elizabeth Muhica (Meksika): Meksika’da kadınlara yönelik şiddet her geçen gün artıyor. Nefret cinayetleri ve fuhuş çok yaygın. Kadınlar genel olarak kayıt dışı işlerde çalıştırılıyor. Kadın cinayetleri, seks, uyuşturucu ve organ ticareti gibi illegal işlerin çoğunda kadınlar kullanılıyor. Meksika kamuoyunun gündeme getirmeyi sevmediği kadın katliamlarına dair ilk veriler, 1993 yılında gündeme geldi.

Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Antlaşmasının (NAFTA) imzalanmasıyla, Meksika’nın kuzeyinde kurulan montaj fabrikaları topraksız köylülerin akınına uğradı. Chihuahua eyaletine bağlı Ciudad Juarez kentinde, yaşları 16 ile 40 arasında değişen kadınlar adeta katledildi. 1993’ten bu yana sayısı 35 bine ulaşan kadınların çoğu, yerli halka mensuptu. Bu size çok şaşırtıcı gelebilir ama gerçeğin ta kendisi. Olayla ilgili ise bir soruşturma yürütülmüyor. Meksika’da mevcut bir kadın bakanlığı yok. Devlet, kadına yönelik şiddeti önlemek için hiçbir şey yapmıyor.
    
ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE EDİYORLAR

Kadınların örgütlenme ve mücadele deneyimleri nasıl şekillendi Latin Amerika ülkelerinde?
Fiorella Gomozcoello (Ekvador): 1980 sonrası Latin Amerika’da kadınlar birtakım çalışmalar yapıyorlardı, ancak bu örgütsüz bir çalışmaydı. Örneğin, ırkçılığa karşı eylemler yapılıyordu. Sonuç olarak bunlar kapitalizmin ortaya çıkardığı sorunları ortadan kaldırmıyordu. Ve esas olarak liberal feminist bir bakış açısı hakimdi kadınlar arasında. Yani kapitalizm içerisinde bir eşitliğin sağlanabileceğine inanılıyordu. Ekvador’un Değişim İçin Kadın Konfederasyonu var. Politik anlamda gerçek bir özgürlük ve örgütlülük için savaşıyorlar. “Kadınsız bir devrim olamaz” cümlesi ise temel sloganlarıydı. 1990’larda ise CONFEMEC isimli bir bağımsız kadın örgütü kuruldu. Ortaokul, lise, üniversite öğrencisi, işçi- işsiz, siyah- melez, yerli kadınlar gibi her kesimden kadının içinde yer aldığı bir platform. Kadınlar bu platformda kendilerini rahat ifade edebiliyorlar, çünkü içerisinde yer almak için sosyalist olma zorunluluğu yok. Yerli kadınlar genel olarak okuma- yazma bilmiyor. Bu yüzden öncelikle onlara bunu öğretiyoruz. Bu da çalışmamızın bir parçasını oluşturuyor. Ekvador’da çok yaygın bir kadın örgütlenmesi var, ancak bu örgütlerin kapsayıcılığı tartışılır. CONFEMEC bu anlamda iyi bir örnek.

Elizabeth Muhica (Meksika): Meksika’da ne yazık ki birleşik bir kadın cephesi yok. Belki de arkadaşlarımın geldiği ülkelere göre kadınların daha yoğun bir baskı ve şiddet altında yaşıyor olmasının bir nedeni de budur. Meksika’da her gün bir kadın cinayeti yaşanıyor. Biz devrimci- sosyalist kadınlar olarak, bunun kapitalizmin bir sonucu olduğunu biliyoruz ve buna karşı mücadele ediyoruz.

Ambour Mapci (Dominik Cumhuriyeti): Bizim ülkemizde bir kadın bakanlığı 1996’da kuruldu. Hem de Mirabel Kardeşler’in ölüm yıldönümü olan 25 Kasım 1996’da. Bu bakanlıkta kadınlar bir şeyler yapmaya çalışıyor ancak, devletin yine de somut bir desteği yok. Yine de biz kadınların kapitalizme karşı bir mücadele vermesi gerekiyor.

KADINLARIN LEHİNE YASALAR VAR, ANCAK UYGULANMIYOR

Farklı ülkeler de olsa, aynı kıta üzerindeki kadınlar benzer sorunlarla karşı karşıya. Peki Latin Amerikalı kadınların hükümet yetkililerinden esas talepleri ne?
Fiorella Gomozcoello (Ekvador): Ekvador’da mevcut bir kadın bakanlığı var, ancak toplum sığınma evine gitmeyi bir utanç kaynağı olarak değerlendirdiği için çoğu kadın gidemiyor. Bu evler, devlet tarafından da desteklenmiyor. Aynı zamanda kadınlar yasalar çerçevesinde iş yaşamında ve siyasette yüzde 50 temsil hakkına sahip, ancak bu kağıt üzerinde kalıyor ve uygulanmıyor. 10 sene evvel kadına yönelik şiddete karşı Ekvador’da bir yasa çıkarıldı. Ancak bu yasa da tıpkı eşit temsil hakkı gibi kağıt üzerinde kalıyor. Kadınlar çıkarılan yasaların uygulanmasını talep ediyor.

Elizabeth Muhica (Meksika): Bizim talebimiz ise kadınlara siyasette yüzde 50 temsil hakkı tanınması. Yasalarda bu hakkımız var, ancak uygulanmıyor. Parlamentoda olan kadınlar da bunun için çabalamıyor.

Ambour Mapci (Dominik Cumhuriyeti): Latin Amerika’da genel olarak kadınların okullaşma oranı çok düşük. Kadınlar çok erken yaşta evlenip, çocuk sahibi oluyor. Bu nedenle doğum kontrol yöntemlerine erişimin devlet güvencesi altına alınmasını istiyoruz.

ERKEN YAŞTA EVLİLİK LATİN AMERİKA’DA ÇOK YAYGIN

Peki toplumsal baskı kadınlar için ne ifade ediyor, gündelik yaşamda nasıl karşınıza çıkıyor?
Gabriela  Galarza (Ekvador): Erken yaşta evliliklerin çok yaygın olduğunu söylemiştik. Bu beraberinde 25 yaşına gelip, henüz evlenmeyen kadınları ‘evde kalmakla’ suçlamayı getiriyor. Bu konuda ciddi bir toplumsal baskı var.

Fiorella Gomozcoello (Ekvador): Biz ağırlıklı olarak Katolik bir bölge olan Ekvador’dan geliyoruz. Ülkemizde kadınlık ve erkeklik rolleri çok belirgin. Kadınlara en geç 23- 24 yaşına geldikten sonra evlenip, çocuk sahibi olmaları yani bir aile kurmaları için baskı yapılıyor. Bu sistemin işine geliyor, çünkü kendi sistemlerinin devamını sağlıyor. En kötüsü de bu artık Katoliklere özgü bir şey olmaktan çıktı. Ekvador’da yaşayan bütün yoksul kadınların karşı karşıya olduğu bir baskı haline dönüştü. Ancak şöyle bir fark var ki, yüksek gelirli ve bir mesleği olan kadınlar, bu kadar erken yaşta evlenmiyor ve daha özgür bir hayat sürdürüyor.

KÜRTAJ YASAL BİR HAK DEĞİL

Yaşadığınız ülkelerde kürtaj yasal bir hak mı peki?
Fiorella Gomozcoello (Ekvador):
Bizim ülkemizde yasal değil. Örneğin, ertesi gün haplarına ulaşmak çok zor. Kadınlar, gelir düzeyine göre özel kliniklerde kürtaj yaptırabiliyor. Kürtaj ücretleri ise en az 500 dolardan başlıyor.

Bekar bir kadın anne olmak istediğinde bu kötü karşılanıyor mu?
Nancy Mondia (Ekvador): Buna en yakın örnek benim herhalde. Çünkü 5 aylık hamileyim ve bekar bir kadınım. Geldiğim ülkede bu tuhaf karşılanmıyor. Yalnız bir kadın anne olmak istiyorsa, olabilir. Bu da bir çeşit mücadeledir biz kadınlar için.
 

ÖNCEKİ HABER

Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde kim kimdir?

SONRAKİ HABER

ODTÜ öğrencileri: Teknik gezi masraflarını üniversite karşılamalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa