BÜYÜK GÖZALTI

BÜYÜK GÖZALTI

AB  7. Çerçeve Mobil Teknolojiler ve Mahremiyet konulu  (Mobility, Data Mining, and Privacy)  projesi kapsamında düzenlenen   başlıklı konferansta asıl olarak mobil teknolojilerin ve elektronik ortamın yaygın kullanımı sonucu toplanan verilerden yararlanarak “işlevsel” ve “kârlı” sonuçlar çıkarı

Mustafa Sütlaş

AB  7. Çerçeve Mobil Teknolojiler ve Mahremiyet konulu  (Mobility, Data Mining, and Privacy)  projesi kapsamında düzenlenen   başlıklı konferansta asıl olarak mobil teknolojilerin ve elektronik ortamın yaygın kullanımı sonucu toplanan verilerden yararlanarak “işlevsel” ve “kârlı” sonuçlar çıkarılıp çıkarılamayacağı, yeni “ticari alanlar” yaratılıp yaratılamayacağı, ama tüm bu süreçlerde “mahremiyet”in kamusallaşmasının olası sonuçları ele alındı. Konferansın çağrı metninde  “Bilgi ve iletişim teknolojileri özel hayatın her alanına sirayet ederek mahremiyetimizi yok ediyor. Bilgimiz dahilinde ya da değil, değişik teknolojilerle özel hayata ilişkin ve mahrem bilgilerin toplanması ve depolanması artık işten bile değil. Hatta insanlar özel hayatıyla ilgili bilgileri, sonuçlarını pek de düşünmeden, isteyerek ya da istemeden kendileri yayınlıyorlar. Ancak, her şeyden önemlisi, sanal dünyada bir kez yayınlanan ya da sızan bir bilgi orada sonsuza kadar kalabilir. Bu durumda ‘Mahremiyet: Başlangıç mı Yoksa Son mu?’ Mahremiyetimizden vazgeçelim mi, ya da vazgeçebilir miyiz?” deniliyordu.

Gündelik yaşantımızda bilerek veya bilmeden bıraktığımız “iz”ler, bu izlerden yola çıkarak birer birey olarak varlığımız ve onu “özel ve farklı” kılan “mahremiyetimiz”e yönelebilecek saldırıları düşünmeliyiz.  Bunun için herhangi bir günlük aktivasyonumuzu adım adım izleyip, irdelersek tehlikenin büyüklüğünü daha iyi görebiliriz.

BİR GÜNLÜK YAŞAM

Uyandığınız andan başlayarak koyduğunuz izleri sıralayalım: İlk izleriniz aslında eğer açıksa gece boyu iz koymayı sürdüren “cep” (GSM) telefonunuz sayesinde konuluyor. O telefon en azından iki izi “mutlaka” bırakıyor. Bunlardan ilki, yaklaşık ‘5-10 metre’lik bir yanılgıyla bulunduğunuz yerin nerede/neresi olduğunu bildirmek. İkincisi ise eğer üzerindeki pili aletten ayırmasanız sürekli iletişim halinde bulunduğu merkeze sizin olduğunuz ortamdaki bütün “algılanabilir sesleri” göndererek bir iz bırakması.

Son dönemde üzerinde fotoğraf makinesi ve video kamera da bulunan cep telefonlarının bunlara ek olarak sizin bilginiz dışında bazı görüntüleri de o “merkez”lere iletebildiği şeklinde duyumları şimdilik “doğrulanmasa” da bir olasılık olarak aklınızda bulundurmanızı öneriyorum.  

Dolayısıyla gece boyu horlamalarınız, sayıklamalarınız ve eğer yaptıysanız başka sesli eylem ve fiilleriniz dahil tüm “ses”lerle güne çoktan bir “iz bırakarak” başladığınızı kabul edebilirsiniz.

Eğer kalkar kalkmaz GSM ya da normal hatlı telefonunuzla yakındaki bir marketten kahvaltı için bir şeyler ısmarlamış iseniz, o telefon konuşmanız sırasında mevcut iletişim sisteminin, ya da o markette bulunan güvenlik amaçlı olarak düzenlenmiş dükkan içi video kayıt sistemi, bu telefon konuşmanızı kaydederek ikinci izinizi bilginiz ve onayınız dışında koymuş olursunuz.

İşinize gitmeden önce bilgisayarınızı açıp İnternet’e bağlanmış iseniz bu kez de ziyaret ettiğiniz sitelerin, posta kutunuzda size gelen ve/veya gönderdiğiniz mesajlarınızın yine sizin bilginiz ve onayınız dışında, dahası size sorulmadan, hem de başta kendi bilgisayarınız olmak üzere, İnternet servis sağlayıcınız ve onun “server”lerinde bıraktığınız izlerle, o ana kadarki izlerinize yeni izler eklemiş olursunuz. Üstelik bu gün boyunca da her kullanımınızda yine aynen sürecektir.

İstedikleriniz geldiğinde ödeme amacıyla POS makinesi ve kredi kartınızı kullandıysanız birisi marketin, diğeri sizin hesabınız olmak üzere en az iki farklı bankaya yeni izler konulacak.

Bu bilgileri her iki bankanın gerek görülen durumlarda örneğin GSK priminizin ödenip ödenmediğini, ya da sizin gelirinize uygun “kota”dan prim ödeyip ödemediğinizi belirlemek için çeşitli kurumların “sistem”lerine aktarılarak çoğalacağını da aklınızdan çıkarmayın.

İÇERİDE, DIŞARIDA...

Korunmak amaçlı kurdurduğunuz ve “alarm”ınızı açtığınız sırada onu kuran şirketteki sisteme de iz koyarsınız. Apartman veya sitenizdeki güvenlik kameraları ve onların bağlı olduğu kayıt sistemlerine de bu “iz”ler konulacak. Eğer varsa aracınız çalıştığı anda açılan GPRS sistemi ile cebinizdeki telefonun verdiği ortak bilgiler ile artık “sürekli gözaltı”nda bulunduğunuz bir güne başlarsınız. Özel aracınız yoksa, bu kez bindiğiniz tüm ulaşım araçlarındaki GPRS ve yine çoğunda mevcut MOBESE kameraları sürekli yaptıkları kayıtlarla sizi “iz”leyecektir. Eğer merkezi yerlerde oturuyor ya da geçiyorsanız oralardaki MOBESE kameraları da bu kayıtlara farklı açılardan çekilmiş görüntüler ekleyecektir. Ayrıca banka ya da özel güvenlik önlemi olan kurum ve kuruluşların içinde ve önündeki güvenlik kameralarında da başka açılardan görüntülerinizin kaydedildiğini de unutmayın.

Bir de trafik kameraları “iz”ler koyar. Aracınızın plakasının okunabildiği durumlarda bu kayıtların, her ne kadar onayınız dışında kaydedilse de çok sağlam birer “kanıt” olduğunu bilmelisiniz. O kadar “sağlam” ki buna bakılarak bir “trafik cezası”na maruz kalabilirsiniz. Böyle bir durumda sizinle ilgili pek çok elektronik kayıtta bu “ceza” ayrıca işlenecektir. Hele hele aslında “online/gerçek-eş zamanlı” yapılan bu kayıtlarla ilgili bir “suç ya da kusur” söz konusu ise ve peşinize bir polis ekibi düşmüş ise, onun sizin kimliğinizi saptamaya yönelik tek bir kezlik çabası, size dar izlerin pek çok sisteme kaydedilmenize yol açabilir.

Tabii toplu taşım araçlarına bindiğiniz sırada yolculuk bedelini ön ödemeli “tom” ya da “özel kart”larla yapıyorsanız, bir iz de bu ödeme işlemi sırasında “izler” bırakırsınız.

İzler bu kadarla sınırlı değil: İş yerine vardığınız anda “iz”lerin konulması sürecek. Sürekli park ettiğiniz otoparklar için mevcut kartınız ya da ödeme sırasında kullandığınız banka kartınız bu “iz”lerden bazılarının “aracısı” olacak. Otoparklardaki güvenlik kameraları da başka bir “iz” aracıdır. Benzeri iş yerinizin kapısında ve binanın içinde, belki çalıştığınız odada da olabilir. Tabii iş yerinizdeki sisteme okuttunuz giriş/çalışma kartı ile de yine iz bırakacaksınız. İşinizi yaparken bilgisayar, telefon ve diğer iletişim sistemleri mevcut kayıtlarınıza yeni kayıtlar ekleyecektir. İnternet burada da ayrıca kontrol altında olacağından bir de kurumdaki “server”de de izleriniz olacak.

Bu arada cep telefonunuzun kaydı sürmektedir. Ama iş arkadaşlarınızın kullandığı telefonlar sayesinde o izlerin çoğaldığını ve artık bulunduğunuz yerin o telefonlar sayesinde “nokta” olarak kayda geçtiğini de bilmelisiniz. Bunu sağlamak için en az üç telefonun varlığının yeterli olduğunu uzmanları söylüyor.

Öğlende kullandığınız yemek kartınız, oradaki güvenlik kameraları, aynı yerde bulunan diğer kişilerin cep telefonları sayesinde koyduğunuz “iz”leriniz bir çığ gibi büyümektedir.  

‘ÖZEL’ KİŞİLER, ZORUNLU İZLER VE KAYITLAR…  

Bilgi ve iletişim teknolojisi olağan rutin kayıtların dışında bazı kayıtların yapılmasına da olanak tanımaktadır. Küçük bir bölümü “resmi yolla ve mahkeme” kararıyla, ama asıl çok büyük bölümü “yasa dışı” olarak yapılan sesli ve görüntülü kayıtların hedefi olabilirsiniz. Bunun için sizin bir “özelliğiniz”(?)in olması yeterlidir. Bazen de “özel” kişilerle “ilişki” içinde olmak nedendir.

Karınız/kocanız da, bu sistemin neden ya da sonucu olan bir “evham ya da korku”yla böyle bir yola tevessül etmiş de olabilir. Bunun için çok küçük meblağların yeterli olabileceğini, telefonunuz ya da bilgisayarınıza yüklenecek küçük programlarla, ya da sabit telefonunuza, televizyonunuza, ya da tavandaki aydınlatmanın içine, belki de duvardaki prize, ya da odanızda bulunan bir tablonun arkasına saklanmış küçük bir aletin bu iş için yeterli olabileceğini aklınızda tutmalısınız.

Katıldığınız “sosyal ağlar”daki izleriniz ve kayıtlarınız, sıklıkla sizin irade ve isteğinizle koyduğunuz diğer izler arasındadır. Bunların sizin bilginiz ve onayınız dışındaki kullanımı olasılık dahilindedir. Siz yapmasanız da sizin olduğunuz ortam ve mekanlardaki izlerin ve kayıtların paylaşımı yoluyla, bilginiz dışında da yapılabileceğini unutmayın.

Hemen herkes için geçerli olan bazı kayıtlar da var: TC kimlik numaranızı veren MERNİS, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS), Seçmen (YSK) bilgileri, sigorta ve sosyal güvenlik (SGK) ve vergi(Maliye) kayıtları, Polis/Emniyet, Adli Sicil kayıtları, okul kayıtları, üyesi olduğunuz özel kurumlardaki kayıtlar ve bunlarla ilgili eylem ve faaliyetlerine ilişkin bilgiler ve kayıtlar, kredi ve özel alışveriş kartlarınıza dair kayıtlar, kargo şirketlerindeki kayıtlar bu toplumu oluşturan herkesin var olduğunu kanıtlayan ve onlara dair “izler”i saklayan diğer veri tabanı sistemleri arasındadır.

Eğer varsa yurt dışına giriş, çıkış kayıtlarını da bunlara eklemek gerekir. Uzunca bir süredir polis merkezlerindeki sistemlerle paralel çalışan ve oralardan da kontrol edilebilen  konaklama ve ulaşım-yolculuk kayıtları ile sağlık kurumlarına yapılan kayıtlarla, işi kaydetmek olan medya faaliyetleri sırasında size dair yapılan kayıtları da bunlara eklemek gereklidir.

Sonuç olarak tüm bu izler ve onlara dair veriler aracılığıyla elde edilen bilgilerle sizin ne yaptığınız, nasıl yaşadığınız, kimlerle ilişkide olduğunuz, onlarla neleri paylaştığınız, tercihleriniz, ilgi alanlarınız, alışkanlıklarınız, sırlarınız, kaçamaklarınız, dahil yaşamınızdaki hemen her şeyin eğer istenir ve üzerinde durulur ise “herkesin” bilgi alanında olabilecek artık “mahrem” olmaktan çıkarak “kamusallaşmış bir malumat”a dönüşmektedir.

Hiçbirimiz sürekli kameralar önünde olmaya alışkın birer sinema artisti/aktörü değiliz. Bu durumun farkına vardığınızda eğer gözaltında olduğunuz duygusu ağır basarsa, giderek yoğunlaşan bir huzursuzluk duygusunun sizi kaplayacağı açıktır. Her şeye karşın bu “Büyük Gözaltı”yı fark etmeyerek mutlu olmayı sürdürebilirsiniz.

NOT: Bu yazının daha uzun bir versiyonu 25.06.2011 tarihinde BİANET (Bağımsız İletişim Ağı)nda yayınlanmıştır. Bağlantısı:  http://www.bianet.org/biamag/insan-haklari/131008-buyuk-gozalti

www.evrensel.net