15 Ağustos 2014 13:20

DİSK-AR: Hesaplama yöntemiyle işsizlik oranı gizleniyor

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Mayıs 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdi. Yapılan açıklamada TÜİK'in kullanmaya başladığı hesaplama yöntemiyle 400 bin kişiyi aşkın artışın resmi işsiz sayısından yöntem değişikliği ile düştüğü dile getirildi. Yapılan açıklamada işsizlik oranının yüzde 8,8 değil, yüzde 15,9, işsiz sayısının da 2 milyon 551 bin değil, 5 milyon 10 bin kişi olarak gerçekleştiği belirtildi.

Paylaş

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Mayıs 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdi. Yapılan açıklamada TÜİK'in kullanmaya başladığı hesaplama yöntemiyle 400 bin kişiyi aşkın artışın resmi işsiz sayısından yöntem değişikliği ile düştüğü dile getirildi. Yapılan açıklamada işsizlik oranının yüzde 8,8 değil, yüzde  15,9, işsiz sayısının da 2 milyon 551 bin değil, 5 milyon 10 bin kişi olarak gerçekleştiği belirtildi.

HESAPLAMA YÖNTEMİYLE İŞSİZ SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ

DİSK-AR tarafından yapılan açıklamada Türkiye İstatistik Kurumu’nun Şubat 2014 dönemiyle birlikte yeni bir hesaplama yöntemi kullanmaya başladığı belirtilerek; “Uluslararası norm ve standartlar dikkate alınarak veri derleme araçları zenginleştirildi. Ancak aynı zamanda resmi olarak işsiz sayılanların kapsamı da daraltıldı. Önceki uygulamada, referans dönemi içinde “son üç ay” içerisinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler “işsiz” olarak değerlendiriliriyordu. Yeni uygulamada ise yalnızca “son dört hafta” içerisinde iş arama kanallarından en az birini kullanan ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler “işsiz” olarak ele alınıyor. Yani 1,5-2 ay önce iş başvurusu yapmış olan ve işe başlamaya hazır bir kişi işsiz kategorisi dışına çıkartıldı. Bu kişiler “işgücüne dahil olmayanlar” başlığında, “İş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar” kategorisinde “diğer” sınıflandırmasında değerlendirildi. Bir önceki seri için geçtiğimiz yıl Mayıs döneminde bu kategori (diğer) içerisinde yer alan kişi sayısı 1 milyon 402 bin kişi iken yeni seride mevcut dönem için bu rakam 1 milyon 885 bin olarak gerçekleşti. İki serideki veriler yöntem değişikliği nedeniyle karşılaştırılabilir veriler olmamakla birlikte söz konusu kategoride yaşanan 400 bin kişiyi aşkın artışın resmi işsiz sayısından yöntem değişikliği ile düştüğünü tahmin etmek mümkünüdür” denildi

‘İŞSİZ SAYISI İSE 263 BİN KİŞİ AZALDI’

TÜİK’in ekonometrik modeliyle Şubat 2014 serisi için tahmin ettiği geçmiş ayların verilerine göre Mayıs 2013 döneminde işsizlik oranının yüzde 8,2, işsiz sayısının ise 2 milyon 263 bin olarak tespit edildiği vurgulanan açıklamada; “Oysa önceki 2005 serisinde bu oran ve rakam sırası ile yüzde 8,8 ve 2 milyon 526 bin idi. Buna göre TÜİK’in resmi işsiz oranı geçtiğimiz yılın mayıs dönemi için yeni seriye göre yapılan tahminde eski seriye göre 0,6 puan düşük çıktı. İşsiz sayısı ise 263 bin kişi azaldı” denildi.

TÜİK’in yeni seri için tahmin ettiği verilere göre Mayıs 2014 dönemi için işsizlik oranının geçtiğimiz yılın Mayıs dönemine göre yüzde 0,6 puan artış gösterdiği ve yeni seriye göre yüzde 8,8 olduğu belirtilen açıklamada işsiz sayısınin ise 288 bin artışla 2 milyon 551 bin olduğunun altı çizildi.

‘İŞSİZLİK GİZLENDİ’

TÜİK’in yeni yöntemi ve yaptığı tahmini hesaplara göre hem işsizlik oranının hem de işsiz sayısının azalmış göründüğü bildirilen açıklama şöyle devam etti; “Oysa Türkiye’de işsizlik gerçeğinde bir değişiklik olmadı. Sadece işsizlik daha da gizlenmiş oldu. Örneğin son 1 aydan 3 aya kadar başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle iş arama kanallarından birini kullanmayan ancak işe başlamaya hazır olanlar önceki hesaplamalarda işsiz kategorisinde değerlendirilirken yeni seride istihdamda kabul edilmiyorlar.
Mayıs 2014 döneminde umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 1 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde bu nedenle işsiz sayılmayanlar (umutsuzlar) da dahil edildiğinde işsizlik oranı yüzde 8,8 değil, yüzde  15,9, işsiz sayısı da 2 milyon 551 bin değil, 5 milyon 10 bin kişi olarak gerçekleşti. Bu rakam Türkiye’de 22 ilin toplam nüfusundan fazla. Kendine uygun tam zamanlı bir iş bulamadığı için çeşitli işlerde 1 saatliğine bile olsun çalışıyor görünenler ile çalıştığı işten memnun olmayıp değiştirmek isteyenlerin sayısı ise 1 milyon 221 bin olarak gerçekleşti. Çaresizler, umutsuzlar ve resmi işsizlerin toplam sayısı 6 milyon 231 bin oldu. Geniş istihdam içinde umutsuzların,çaresilerin ve resmi işsizlerin payı % 19,8”

‘TÜRKİYE’DE 5 KİŞİNİN YAPACAĞI İŞİ 4 KİŞİ YAPMAKTADIR’
TÜİK’in yeni serisinde daha önceki seride olan ve anket soru formunda yer alan süreklilik verilerini açıklamaktan vazgeçtiğine de dikkat çekilen açıklamada; “Geçici çalışanların sayısındaki gelişim istihdamın niteliği açısından son derece önemli bir değişkendir. Bu verinin artık paylaşılmaması son derece sakıncalıdır. Bu keyfi tutumdan vazgeçilmelidir.
Türkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin gündemindedir. İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır. Bu stratejinin sonuçları Soma’da acı bir biçimde görülmüştür. Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi, işletmelerin karını insanların yaşamının önüne alma stratejisidir” denildi.

İŞSİZLİKLE GERÇEK MÜCADELE İÇİN NELER YAPILMALI

* Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
* Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.
* Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.
* Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır
* Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır
* Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
* Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir
* Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır. Kadın erkek ayrımı yapmaksızın 50 çalışanın üstündeki her iş yerinde kreş açılmalı, devlet kreşlerinin çocuklar için yaş sınırı olmadan, ücretsiz ve 7/24 açık olmalı, yaşlı ve hastalar için, yine ücretsiz, 7/24 açık, çalışanlarının yarısı erkek olan bakım evleri açılmalıdır. (HABER MERKEZİ)
 

ÖNCEKİ HABER

Şengal İle dayanışma çağrısı

SONRAKİ HABER

Manisa'da işçiler geleceklerini tartışıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa