15 Ağustos 2014 06:00

Antep’te ne oluyor?

Antep’te saldırıların yaşandığı mahallelerde, esnaf ve mahalle halkıyla konuştuk. Mahallelerde ırkçılık, çocuklara kadar bulaşmış, çoğunluk saldırıları hoş görmese ve saldırganları “işsiz güçsüz serseriler” diyerek eleştirse de, Suriyelilerin varlığından hoşnutsuzluk gizlenemiyor.

Paylaş

Fatma KESKİNTİMUR
İnanç YILDIZ
Antep


Gaziantep’te üç gündür süren gerginlik yine Yavuzlar, Ünaldı, Karayılan ve çevre mahallelerde ‘Suriyeli avına’ dönüşerek devam etti. Akşam saatlerinde sloganlar atarak bir araya gelen çoğunluğu genç gruplar, rasgele Suriyeli mültecilere ve Suriye plakalı araçlara saldırmayı sürdürdü. Polisin müdahalesiyle dağılan grupların gece geç saatlere kadar parklarda ve ara sokaklarda yakaladıkları Suriyelileri darp ettikleri belirtiliyor. Üçüncü gece de polisin müdahalesiyle dağıtılan gruplar ellerinde pala ve bıçaklarla Suriyeli arıyorlar.

NASIL BAŞLADI?

Gaziantep’te üç gün önce meydana gelen olayda; ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan tartışma sonucu, Suriyeli kiracının ev sahibini bıçakla yaralamasının ardından ev sahibinin ölümü, ırkçı saldırganları harekete geçirdi.

Yaklaşık bir ay önce de işçiler arasında sosyal medyanın da kullanımıyla hızla yayılan Suriyeli karşıtı eylem çağrıları, kısa süre içinde hem kentin dört bir yanına yayılmış hem de peşi sıra Maraş, Adana ve Urfa’da da benzer saldırılar meydana gelmişti. Tüm bu eylem çağrıları ve toplanmalarda Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in istifası istenmiş ve ucuz işgücü olarak halka tehdit aracı olarak kullanılan yüz binlerce Suriyelinin şehirden tahliyesi talep edilmişti. Bir yandan ev fiyatlarındaki aşırı artış, bir yandan işgücünün mevcut ücretlerin de altına düşmesi, hatta işsizlik tehdidi karşısında çaresiz kalan emekçiler açısından anlaşılır bir öfke olan bu durumun kısa sürede kimi çevrelerce provoke edilmesi ve ırkçı söylemlerle ‘Suriyeli düşmanlığına’ dönüşmesi, bugün giderek yayılan linç kampanyalarının da habercisiydi.

‘BÖYLE BAŞIBOŞ BIRAKILMAMALIYDI’

Antep’te üç gecedir olayların yaşandığı mahallelerde, esnaf ve mahalle halkıyla konuştuk. Olayların yarattığı gerginlik hem Suriyelilerin hem de Anteplilerin konuşurken görüntü almamıza izin vermeyişlerinden belli oluyor. Çünkü aslında saldırgan grupların ne zaman, kime saldıracağı da kestirilemiyor.

İlk durağımız Ünaldı. Bir atölye sahibiyle konuşuyoruz. “Bir olay yaşanınca, her Suriyeliyi kötü diye suçlamamak lazım tabi. Ama onlar da misafir geldikleri bu yerde ev sahibi gibi davranıyorlar, kültürlerini dayatıyorlar” diye başlıyor söze. Kendisi de Suriyeli işçi çalıştıran atölye sahibi, tanıklık ettiği olayları anlatıyor: “Bu bölgenin bile insanı olmayan birileri vardı, kışkırtmak için gelmişler belli. Polis de bunlara sert müdahale etti, gözaltına aldı zaten. Kaybedecek bir şeyleri olmadığı için neler yapabilecekleri kestirilmiyor ve en çok bunun için korkuyor herkes.” Atölye sahibi konuştukça, suçlunun da bu Suriyeliler olmadığını hükümet olduğunu söylüyor, “Bu şekilde başıboş bırakılmamalılardı” diyor.

‘HER SURİYELİ İYİ VEYA KÖTÜ DEĞİLDİR’

Düztepe Mahallesi’nde üçüncü gece birkaç Suriye plakalı araca zarar verilmesi dışında bir gerginlik yaşanmadığını, yine mahalle esnaflarından öğreniyoruz. “Şimdilik” demeyi ihmal etmeden, mahallenin sakin olduğunu anlatıyorlar. Suriyeli bir esnafa soruyoruz, olayların kendilerini nasıl etkilediğini. “Her Türkiyelinin iyi olamayacağı gibi, her Suriyeli de iyi veya kötü değildir. Neden birilerine bakıp, herkesi cezalandırmak istiyorlar?” sorusuyla başlıyor söze. Bulundukları yerde bir sıkıntı yaşamadıklarını ve Antepli komşularıyla da dost olduklarını anlatıyor. Kendisinin de, az Türkçe ile çevirmenliğimizi yapan küçük oğlunun da yüzünde aynı dost ifade var bize karşı da.

‘SALDIRANLAR, BAŞKA ÇIKAR PEŞİNDE'

Cengiz Topel de, ilk geceden beri eylemlerin olduğu semtlerden. Burada da mahalle esnaflarından biri oluyor sorularımızı yanıtlayan. Saldırgan grupları tarif ederken “Hepsi hapçı, esrarcı adamlar. Ne yaptıklarını kendileri bile bilmiyorlar” diyor usta. “Biz bunlara karşıyız, öyle Anteplinin Suriyelilere karşı topluca bir nefreti falan da yok. Böyle şeyler yapanlar, başka çıkarlar peşindeler” diyor. Diğer çalışan giriyor söze ve “Başka bir milletten olsaydı böyle olmazdı, bir Arap düşmanlığı var bizim millette” diye devam ediyor. “Türkler de Almanya’da Nazilerin saldırısına uğruyor, biz de mi aynı şeyleri yapalım şimdi? Bu olanlardan biz Antepliler olarak rahatsızız. Hepimize zarar veriyor bunlar” sözleriyle de aslında olayların hiç de göründüğü tüm bir şehre mal edilemeyeceğine dikkat çekiyor.

‘SEBEP YALNIZCA BİR CİNAYET DEĞİL’

Aydınbaba Mahallesi’nde bir mahalle sakiniyle kapısının önünde konuşuyoruz olayları. Önce Suriyeli komşularını soruyoruz, dört bir yanda var olduklarını söylüyor, bir sorun yaşamadıklarını da ekliyor. Öfkenin nedenini ise başka türlü açıklıyor, “Olay cinayetten falan kaynaklanmıyor. Çünkü bir adam, durup dururken böyle bir şey yapmaz. Ev sahibi kim bilir kiracının karısına mı tacizde bulundu, nasıl bir laf etti de kiracı da cinnet geçirdi bilmiyoruz. Bu insanların derdi başka. Fatma Şahin seçimlerden önce söz verdi, hepsini göndereceğini söyledi, yapmadı. Onun için bakın eylemlerde hep ‘Şahin istifa’ diye bağırıyorlar.
Bu vatandaşın ölen ev sahibi ile ilgili iddiaları, görüş aldığımız ve katil zanlısını tanıdığını söyleyen bir Ünaldı vatandaşı tarafından da dile getiriliyor.

‘SURİYELİLER GÜNAH KEÇİSİ’

Suriyelilerin daha çok sokakta yatıp kalktığı bir mahallede, 24 saat açık olan bir esnafın da olaylara yaklaşımı, linççi grupların “kendini bilmez, işsiz güçsüz, serseriler” olduğu yönünde. Suç oranlarındaki karşılaştırmadan, tanık olduğu olaylara kadar her konuda Suriyelilere haksızlık yapıldığını düşünen esnaf, var olan durumu şöyle özetliyor: “Şimdi her şey için suçlanacak adamlar bunlar. Günah keçisi oldular. Genç, cep telefonunu satıyor, ailesine gidip ‘Suriyeliler çaldı’ diyor, bunun gibi bir sürü şey var. Son yaşanan da adli bir olay ama sanki Suriyelilerin linç edilmesi gerek gibi davranıyorlar. Asıl sorun başka aslında, hep ekonomik sıkıntılar bu patlamaya sebep.”


ŞAHİN’DEN GELEN TEK ÇÖZÜM PLANI YİNE KAMPLAR OLDU!

Bir ay önce bugünün habercisi olaylar karşısında, valiliğin yapılacak mitingleri yasaklaması ve Fatma Şahin’in ‘kamp vaatleri’ dışında somut bir adım atılmadı. Bugün gelinen noktada ise temeli ekonomik olan sıkıntıların büyümesi ve çözüme dair bir planlamanın olmayışı en ufak bir adli olayın günler süren linç girişimlerine dönüşmesine neden oluyor. Bu üç günün sonunda da Şahin’den gelen açıklamada, öncelikle olaylara sebep gösterilen Suriyelilere yönelik suçlamalara açıklık getirilerek, Gaziantep Emniyet Müdürlüğünün aylık asayiş raporunda Suriyelilerin suça karışma oranının yüzde 4’ü geçmediği belirtiliyor. Şahin, bu oranın yüksek tutularak, ‘toplumları birbirlerine karşı kışkırtmaya çalışan bir takım kötü niyetli kişilerin olduğunu’ ifade ediyor ve sağduyu çağrısında bulunuyor. Sorunun gerçek kaynağına dair çözüm planı ise ilk olaylarda gösterdiğinden farklı değil; yine İslahiye’de kurulacak ‘çok büyük kamp’tan bahsediyor ve hatta ikincisini de yapacaklarını söylüyor. Şu ana kadar en büyüğü 25 bin kişi kapasiteli olduğu söylenen bu kampların da 400 bini aşkın Suriyeli için nasıl bir barınma olanağı olacağı da merak konusu!


ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR

Saldırgan grupların en çok toplandığı ve olay çıkardığı mahallelere indikçe söylemler de değişiyor. Bir markette 13 yaşlarında iki çocukla karşılaşıyoruz. Neler yaşandığını bir de onlardan dinleyelim istiyoruz, yanıt ürkütücü: “Bu akşam yine yürünecek. İstemiyoruz çünkü onları burada.”
Nedenini soruyoruz bu yaşından büyük öfkenin, “Sevmiyoruz işte” diye cevap veriyor biri. Yineliyoruz bu kez sorumuzu “Neden?” diye. “Birinin kafasını kesmişler baltayla, bir çocuğa da tecavüz ettiler” diye anlatmaya başlıyor. O dediklerinin söylediği gibi olmadığını belirttiğimizde çocukça bir saflıkla kabul de ediyor hemen. “Olsun ama yine de istemiyoruz. Hırsızlık yapıyorlar” diyorlar sonra. “Çalındı mı dükkânınızdan bir şey?” diyoruz, hemen atlıyor öfkesini haklı çıkarmaya kararlı olanı, “Evet, dışarıdan çöpümüzü aldılar bir kere… Sevmiyorum işte.”


EKONOMİK SEBEPLER Mİ?

Mahallenin sokaklarında kapı önünde oturmuş kadınlarla konuşuyoruz bu kez. “Korkuyoruz” diyorlar en net biçimde. “Şimdi yine toplanacaklar, oraya buraya saldıracaklar, çoluğumuz çocuğumuz var, nasıl duralım burada?” Ne talep ettiklerini sorduğumuzda ise ekonomik sebepler çıkıyor karşımıza. “Bak bizim evde yiyecek ekmek yok. Ama onlara devlet bakıyor. Kiralar bunlar yüzünden 400 lira oldu buralarda, biz nasıl verelim, o kadar kazanmıyoruz ki. Gidelim desek nereye gidelim, gücümüz de yetmez.”


AKP'Lİ ŞAHİN: YAŞANANLAR PARALEL YAPININ İŞİ!
AKP Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, 4 gündür kentte yaşanan Suriyelilere yönelik saldırıların, dış güçlerle birlikte paralel yapının Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na yönelik düzenlediği sinsi bir operasyon olduğunu iddia etti.

Daha önce, Twitter'daki 'AliSahin501' hesabından sağduyu çağrısı yapan Şahin, bugün yaptığı paylaşımlarda Çanakkale şehitliğinde Gaziantepli ve Halepli şehitlerin birlikte bulunduğunu ifade etti ve ardından, 'Gaziantep'te Suriyeliler üzerinden yaşananlar dış güçlerle birlikte paralel yapının Davutoğlu'na karşı düzenlediği sinsi bir operasyondur" iddiasını paylaştı.

ÖNCEKİ HABER

Ezidi ailelerle Silopi\'de konuştuk: Artık yurtsuzuz!

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa