14 Ağustos 2014 13:46

Uyuşturucuyla mücadele, bir yılda çöktü!

Daha önce Gölbaşı’nda yer alan Gazi Üniversitesi AMATEM Ünitesi, Ostim’e taşındı. Ancak aradan bir yıl geçmişken çökme tehlikesi yüzünden kapatıldı. Bağımlılık tedavisi veren AMATEM kliniğin sorumlusu Prof. Dr. Zehra Arıkan, binayı güçlendirme çalışmalarının yapılacağının söylendiğini ancak verilen sözün tutulmadığını ifade etti.

Paylaş

Gazi Üniversitesine bağlı Alkol Madde Tedavi Merkezi (AMATEM) rektörlük tarafından kapatıldı. Konuyla ilgili Cihan Haber ajansı (Cihan) muhabirine bilgi veren Prof. Dr. Zehra Arıkan, bağımlı hastalarının kendilerine özgü bir tedavisinin olduğunu, kliniklerinin kapanmasından dolayı da kendilerine gelen acil hastaları da kabul edemediklerini söyledi.

Ostim’de bulunan Gazi Üniversitesi’ne AMATEM Ünitesi çökme tehlikesi yüzünden kapatıldı. Daha önce Gölbaşı’nda yer alan klinik mevcut yerine bir yıl önce taşındı. ‘Sokakta Yaşayan Çocuklar için Rehabilitasyon Merkezi’ olarak inşa edilen ve kendilerine tahsis edilen bina şimdi ise Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kapatıldı. İddiaya göre rektörlük, Başhekimlik üzerinden klinik yönetimine gönderdiği yazıda alanın en kısa sürede boşaltılmasını istedi. İddiaların sahibi olan AMATEM kliniğin sorumlusu Prof. Dr. Zehra Arıkan, binada bulunan çökmeden Rektörlük ve İdari İşlerin haberdar olduğunu, kendilerine binayı güçlendirme çalışmalarının yapılacağının ifade edildiğini ancak verilen sözün tutulmadığını söyledi.

Kapatma yazısından sonra kapatılan klinikteki acil hastalar da taburcu edildi. Hastaların tekrar eski bağımlı hallerine dönmesinin önüne geçmek isteyen Arıkan hastalarını kısıtlı imkânlarla ‘Ayakta tedavi’ yöntemiyle takip etmeye çalışıyor. Yataklı ünitelerinin kapatmak zorunda kaldıklarını söyleyen Arıkan, ”Ancak ayakta takip edebildiklerimiz şimdilik burada takip etmeye çalışıyoruz. Başhekimlik bize bir yer göstereceklerini söylediler. Yazıda da şu vardı: Bir poliklinik odası ve bir oda size vereceğiz, yatacak acil hastalarınızı da diğer acil psikiyatri servisinin içinde yatırabilirsiniz.’ diye bir yazı gönderdiler bize. Ancak bağımlılık tedavisi diğer hastaların içinde yürütülebilecek bir tedavi değil. Çünkü; onların kendilerine özgü terapileri, tedavileri var. Bu nedenle de bağımlılık kliniğinin olması çok önemli hastaların yararlanabilmeleri için. Şimdilik hasta kabul edemiyoruz acil gelen hastaları da kabul edemiyoruz. Ancak ayaktan eskiden beri takip ettiklerimiz var onları takip ediyoruz, yeni gelen hastalarımız oluyor. Onlardan ayakta tedavi edilebilecekleri kabul ediyoruz ama yatırılması gerekenler oluyor, bu konuda oldukça zorluk yaşıyoruz. Çünkü; Ankara’da şuanda sadece Numune’nin AMETEM’i yataklı olarak çalışıyor. Ankara Üniversitesi’nin böyle bir yeri vardı ama yazın çalışamıyor, kapalı kalıyor. Bu nedenle tek yere göndermeniz gerekiyor. Orada da yoğun bir hasta kapasitesi olduğu için hastalarımızı pek alamıyorlar, biraz ortada kaldı gibi oldu.” dedi.

Bağımlılık hastalığının geçen bir hastalık olmadığını söyleyen Arıkan, ”Başladıktan sonra yaşam boyu giden bir hastalık. O nedenle de kalp, tansiyon, şeker hastasını nasıl takip ediyorsanız bunu da sürekli öyle takip etmek zorundasınız. Diğer hastalıklardan bir farkı da ruhsal durumu çok fazla etkilediği için, bedensel sorunlar çok fazla ortaya çıkardığı için hastalığı daha fazla yakın takibi gerekiyor. Bize boşaltmaya dair haber verdiklerinde 27 kişilik kapasitemiz doluydu. Hastalarımızın acil tedavisini yaparak çıkardık. Bağımlılıkta yatırdınız, çıkardınız olmuyor, hasta olmadı zaman zaman yatma ihtiyacı hissediyor. Dışarıdan gelen kullanıcılar için, ağır hastalar için, bedensel-ruhsal sorunları olan için, dışarıda aile desteği olmayan hastalar için yataklı kuruma ihtiyacımız oluyor. Bağımlılık şu insanda olur, bu insanda olur diye bir şey söz konusu değil. Benim çocuklarım da risk altında benim çocuklarım da kullanabilir. Kullanım bağımlılık için yeterlidir. Hiç birimizin birbirimizden üstünlüğü yok. Beynimiz aynı şekilde bozulur ve bağımlılık riski kullanan herkes için eşittir.” şeklinde konuştu.

'5-10 LİRAYA UYUŞTURUCUYU VERİYOR, 20 LİRAYA BURADA İLACIN HAPINI VERİYORLAR'
AMATEM binasının kapatılmasından şüphesiz en büyük zararı çocukları için mücadele eden aileler görüyor. Aileler yetkililerden çocuklarının tedavisinin devam edebilmesi için acil yardım bekliyor. Çocuğu hala bağımlı olan ve kısa bir süre önce tedavilere olumlu cevap veren Ali Öztürk, Kendisinin ilk kez AMATEM kliniğine geldiğini ve bugüne kadar uyuşturucu maddenin hep belli bir yerde satışının yapıldığını ancak şimdilerde ise satışların şimdilerde Ankara’nın her yerinde satıldığını söyledi. Öztürk, ”Bir yerde bu illetin, bu lanet şeyin ilacını satıyorlar, diğer tarafında da eroin, kokain satıyorlar. 5-10 liraya uyuşturucuyu veriyor, 20 liraya burada ilacın hapını veriyorlar. Burası da kapandıktan sonra biz çocuğumuzu nerede tedavi ettireceğiz? Ben ilk defa geliyorum ama buraya yılardır gelen insanlar var. Tedavi umudu olan insanlar şimdi nereye gidecekler. ‘Numune Hastanesi’nin AMATEM’i yeterli geliyor’ diyorlarsa bu da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ayıbıdır.” şeklinde konuştu.

'O ZAMAN BEN KENDİMİ DE COCUĞUMU DA ÖLDÜREYİM HERKES RAHATLASIN'
Klinikte çocuğu bir süre yattıktan sonra, kapatılma işleminin ardında çıkmak zorunda kalan N.Coşkun, bu kadar ihtiyaç varken kapatılmasına bir anlam veremediğini söyledi. Coşkun, ”Biz nereye gideceğiz, ne yapacağız. Sağlık Bakanlığı’na da gittim ve durumumu anlattım: ’Eşimin öldüğünü, çocuğumun 2 yaşında yetim kaldığını, buralarda çalışmak zorunda kalıp da onları büyüttüğümü’ anlattım. Oradaki beyefendinin bana önerdiği nokta: ’Çocuklarınızı alıp köye gidebilirdiniz’ şeklindeydi. Benim köye gidecek bir imkânım, gelirim yoktu. Ben burada yufkacılıkla, temizlikle çocuklarımı yetiştirdim. Köyde toprağım yok, evim yok, barkım yok. Bir düşünün bir bayan iki çocukla ne yapar köyde? Kimse sahip çıkmamış, kimse oralı olmamış. Bu devlet bir dula, bir yetime ya da bir üniversite bunlara sahip çıkmıyorsa kim sahip çıkacak? Biz bu devletin insanı değil miyiz, bu üniversitede bir hakkımız yok mu millet olarak? Burayı kapattığı zaman bizim, çocuklarımızın ne hale geleceğimizi, onları kendi elimizle zehirlediğimizi, bunlar yardım etmezlerse biz ne yapacağız. Çocuğumun sağlık güvencesi yok, ben emekli maaşımı yatırdım. Bir aydır neler çekiyorum. Tedaviden yararlansın diye yatırdım ama beyefendinin bana önerdiği, ’Torba Yasa çıkacak, yatırmasaydınız.’ Böyle bir şey olabilir mi böyle devlet adamlarında. Bize yardımcı olsunlar benim bu çocuğumu ayakta tedavi etme imkânım yok. Ben dün odasına gittim, odasında iki arkadaşıyla tozu içmişler ve bana: ‘Sen yanlış gördün, senin gördüğün o değildi’ diyor. Ben kıyametleri kopardım. Akşam neredeyse ya o beni öldürecek ya da ben onu. Hangisinin vicdanı el verecek, bu devletin olsun bu Gazi Üniversite’sindeki yetkililerin olsun. Ya zaten gelmişiz eğer destek olmazlarsa hepten kaybedeceğim. Lütfen rica ediyorum, hiçbirimizi mağdur etmesinler. Ben hasta yakınıyım, anneyim, babayım ve uyuşturucuya evladımı kurban veriyorum. Kendi elimle evladımı zehirliyorum. Burayı kapatınca ben ne yapacağım? O zaman ben kendimi de çocuğumu da öldüreyim herkes rahatlasın.” ifadelerini kullandı.

'BIÇAKLARI, JİLETLERİ SAKLADIM, ’ÇOCUĞUM PARALARI BULAMAZ DA HER ŞEYİ YAPABİLİR’ DİYE'
İsmini vermek istemeyen bir anne ise çocuğuna 17 yaşına kadar her konuda yardımcı olduğunu, bir yerden sonra anne ve babanın sorumluluğunun bittiğini ve o zaman da devlet olarak sorumlulukların başladığını söyledi. Anne, ”Devlet olarak o zaman da aktiviteleri artır değil mi kardeşim. Yani sen devletsin uyduruk bir pirinçle ya da fasulyeyle insanları besleme. Bana sağlıklı ortamlar sun, kendi başıma kendi kendimi devam ettireyim veya dışarıya çıktığımda ben korkmayayım çocuğum şuraya gidecek şu kötü alışkanlığı alacak, şunu almayacak diye. Ben şimdi her şeyden korkuyorum. Benim oğlum şimdi 20 yaşında ve 3 senedir mücadele ediyorum. Kapıyı kilitleyip oturuyorum. Yeter ki çocuğum çıkmasın diye. Babası da aynı şekilde, adam dükkânı kapattı oturuyoruz ve ‘çocuğum’ diyoruz. Ya böyle mi olmalı, devlet bu şekilde mi bırakmalı kendi haline, Burası olmadı, Numune de olmadı, ben ne yapacağım? Yemin ederim çaresizim, bu kadar duyarlı olduğum halde çaresizlik içindeyim. Bıçakları, jiletleri sakladım ‘çocuğum paraları bulamaz da her şeyi yapabilir’ diye. Hocamız: ’Parayı verme’ diyor ve ben de vermiyorum, çocuğum gitsin hırsızlık mı yapsın. Ben ona buna zarar vermesin diye çocuğumu eve kapatıyorum. Çocuk dönecek ya bana zarar verecek ya da babasına. Çünkü; çıkmak zorunda, almak zorunda. Biz bunu yenmek zorundayız ama nasıl yapacağımızı da bilmiyoruz. Kapatmak çözüm değil. Artır diyoruz, ‘olacak, gelecek’, ‘cak-cuk’la olur mu bu? Ben çalışan bir insanım, bana bir yer göstermeden ben bir yere gitmem." dedi. (CİHAN)

ÖNCEKİ HABER

ABD\'de \'polis terörü\' tepki çekti

SONRAKİ HABER

10 Ekim katliamında annelerini kaybeden çocukların şimdi de babaları tutuklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa