13 Ağustos 2014 06:00

Prof. Dr. Beyza Üstün: Bu ses işçi sınıfından hepimize

3. Berçenek Kültür Sanat Şenliği için Mahsuni Şerif’in doğup büyüdüğü köye Berçenek’e yola çıktığımızda Elbistan Termik Santrali’nde çalışan yaklaşık 300 işçinin 4 gündür grevde olduklarını, ailelerinin onlara destek için santrale geldiğini öğrendik.

Paylaş

Prof. Dr. Beyza ÜSTÜN
HDP MYK Üyesi

Dikili Eski Belediye Başkanı Osman Özgüven, Oben Ulu, Sedat Temel, Hüseyin Demirdağ ile birlikte Mehmet Arslan’ın davetlisi olarak 3. Berçenek Kültür Sanat Şenliği için Mahsuni Şerif’in doğup büyüdüğü köye Berçenek’e yola çıktığımızda Elbistan Termik Santrali’nde çalışan yaklaşık 300 işçinin 4 gündür grevde olduklarını, ailelerinin onlara destek için santrale geldiğini öğrendik. Kendilerini ziyaret edip hatırlarını sormak için santrale gittiğimizde özel güvenlik yetkililerden izin almamız gerektiğini belirtti. Telefonla bize yetkili olarak kendini tanıtan ve işletme müdürünün asistanı olduğunu söyleyen bir kadın çalışan müdürün iş yeri dışında olduğunu planlama müdürünün de çok yoğun olduğunu belirterek önce merkez ofislerine davet etti bizim işçilerle görüşmek istediğimizi ısrarla söylediğimizde de alanın güvenceli olmadığını maden sahasının risk taşıdığını dolayısı ile sahaya girerek işçilerin yanına gidemeyeceğimizi, kendisinin yetkili olmadığını ancak yetkililerin de çok yoğun olduğunu belirterek telefonu kapattı. Güvenlik kapıya gelen bir işçi bizim sahaya girmemiz için gereken görüşmeleri yaptıktan sonra özel güvenlik aracı ile işçilerin yanına gittik. İşçilerin yanına ilk gittiğimizde oldukça tedirgin olduklarını gözlemledik. Onların konumunu anlamaya gelen değil de şirketin elemanları olduğumuzu sandıkları için tedirgin oldular. Onlara destek olmak için geldiğimizi anlayan işçiler bizi barakada karşıladılar ziyaretimizden dolayı memnuniyetlerini belirterek yaşadıklarını, neden grevde olduklarını anlattılar: Sendikalı (Türkiye Maden İş) olduklarını belirttiler.

5 yıldır asgari ücretin altında, güvencesiz koşullarda çalıştıklarını, arkadaşlarının; Muhsin Koşan, Hacı Mehmet İpek, Adnan Demir, Aydoğan Polat, Turan Gökhan, Halil Tatlı, Yaşar Alkaya, Cuma Yıldırım, Aziz Hurmanlı, Ruşen Demir, Nail Yılmaz’ın iş cinayetine kurban gittiğini, toprak kaymasının altında kalan arkadaşlarının cenazelerinin bile çıkarılmadığını, cenazelerin üzerine kül yığmaya devam edildiğini, toprak altından arkadaşlarının çıkarılmasının giderek imkansızlaştığını belirttiler. Son ölen arkadaşları Aziz Hurmanlı’nın kül döküm sahasında küllerin üstü ıslatılmadığından dolayı rüzgarla çevreye savrulan küllerin göz gözü görmeyecek kadar yoğun sise neden olduğu gün geri geri gelen aracın şoförü sisten arkayı göremediği için arkadaşlarına çarptığını, arkadaşlarının ağır yaralandığını ve ambulans saatlerce gelmediği için arkadaşlarının kurtarılamadığını anlattılar.
Savcı olay yerine gelene kadar her yerin düzenlendiğini, sahanın sulandığını, yollara şeritler çekildiğini, trafik levhaları konduğunu, sulama araçlarının olay yerine park ettirildiğini belirttiler. Olay günü gelmeyen ambulansın ise genelde santrale gelen ya da işverenin tanıdıklarını istedikleri yere götürmede kullanıldığını belirttiler.
İşçiler yaşadıkları güvencesiz koşulların iyileştirilmesi için 2014 ocak ayından beri işverenle görüştüklerini ancak bu çabalarının hiçbir işe yaramadığını belittiler. İstekleri yerine getirilinceye kadar greve devam edeceklerini belirttiler. Evlerine günlerdir gitmediklerini, yaşadıkları nedeniyle morallerinin çok bozuk olduğunu, psikolojik olarak kendilerini iyi hissetmediklerini, ailelerinin yaşamlarını sürdüremez hale geldiğini, sağlık kontrollerinin yapılmadığını, tüm bunlara rağmen B ünitesi çalışmadığı için Ciner Holding’in iş kaybı nedeniyle kendilerinden tazminat istediğini söylediler.
Grevdeki işçilere yemek verilmiyor. Arkadaşları dışarıdan yemek getiriyor. Ziyaretimiz sırasında 105 kişinin işten çıkarıldığına dair yazının 12 Ağustosta adreslerine tebliğ edileceğini öğrendiler. Bir süre sonra işçi arkadaşlarla görüştüğümüz barakaya gelen sendika temsilcisi  kaymakamın, yetkililerin yanından geldiğini, her şeyin düzeleceğini belirttiklerini  kaymakamın selamlarını getirdiğini işçilere iletti. Sendika yetkilisi sorunların en kısa zamanda çözüleceğini belirtmesine rağmen işçiler bu sözlere inanmıyor.
İşverenle istedikleri koşullarda sözleşme yapmak istediklerini, şirket yetkililerinin kendilerine söz verdiğini ancak işverenin istedikleri ücreti avans olarak vereceğini, sözleşme yapmayacağını belirtmesi üzerine greve devam etme kararı aldıklarını, istekleri yerine gelene kadar greve devam etmekte kararlı olduklarını söylediler.  
Grevdeki işçiler; güvencesiz olarak çalışmak istemediklerini belirtiyorlar, işverenle güvenceli iş koşullarında sözleşme yapmak istiyorlar, ücretlerinin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini istiyorlar, ölen arkadaşlarının cesetlerinin çıkarılıp ailelerine teslim edilmesini istiyorlar, seslerinin ve yaşadıklarının kamuoyunda duyurulmadığından, gazetelerin, televizyonların ne grevlerinden, ne yaşadıkları olumsuz olaylardan bahsetmediğini, halkın  santralde yaşananları bilmediğini söylediler. “Neden bizim yaşadıklarımız duyurulmuyor” diye soruyorlar. “Ciner devletten daha mı güçlü, neden hiç kimse bunlara dur diyemiyor bize ulaşamıyor” diye soruyorlar.  
Siyasilerin, vekillerin, yetkililerinin, sendikanın yanlarında olmadığından, sorunlarına çözüm aranmadığından, güvencesiz koşullarda yaşamaya mahkum edildiklerinden ve sorunları ile baş başa bırakıldıklarından şikayetçiler.
Dayanışmaya çağırıyorlar, “Bizi yalnız bırakmayın” diyorlar, “Sesimizi duyun duyurun” diyorlar. Psikologları istiyorlar. “Oy kullanamadık biz de, ailelerimiz de oy kullanamadı” diyorlar.
“Bu mücadele en temel haklarımız için sürüyor/sürecek” diyorlar.
Bu ses yaşamını, emeklerini savunanlardan, işçi sınıfından hepimize geliyor.
Mücadelelerine saygılarımızla.

ÖNCEKİ HABER

UEFA Süper Kupa, Real Madrid\'in oldu

SONRAKİ HABER

TİP Genel Başkanı Erkan Baş hakkında dokunulmazlığın kaldırılması için fezleke

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa