13 Ağustos 2014 06:00

Cennet bahçasından kalanlar

Kalan Müzik etiketiyle geçtiğimiz aylarda çıkan, yapımcılığını Hasan Saltık’ın yaptığı Alevilere Kalan albümü, içerisindeki deyişlerin hepsiyle, teker teker cem edip döndürüyor gerçeğe.

Paylaş

Didem ÇELİK

Kalan Müzik etiketiyle geçtiğimiz aylarda çıkan, yapımcılığını Hasan Saltık’ın yaptığı Alevilere Kalan albümü, içerisindeki deyişlerin hepsiyle, teker teker cem edip döndürüyor gerçeğe. Yüzün eteklere sürüp avcun göğe açarak semah ediyor gözlerinin önünde niyaza duran canlar. Öyle arşınlayarak dinleyip gidiyor albüm, bir daha bir daha. En baştan en sona tekrar tekrar.
Bildiğimiz kadar bilmediğimiz deyişler var albümde; değip geçen gibi durup yer eden de. Mesela albümü yayına hazırlayan ve ilk kez bir albüme nefesiyle de katılan Can Kalaycıoğlu’nun söylediği “Hab-ı Gaflet”, Ahmet Aslan’ın can ettiği “Canım Kurban Olsun”, Cengiz Özkan’ın nefsi ile “Bu Dervişlik Bir Dilektir” ve Gülseren Medar ile Deniz Türkan’ın birlikte söylediği “Salındı Bahçaya Girdi” deyişleri uzun süre sizinle duran yaşayan bir an haline bürünüyor; Alevilere Kalan, kolayına vazgeçemeyeceğiniz bir miras oluveriyor.

HEM KÜLTÜRÜN HEM DİRENİŞİN PARÇASI
‘Affedersiniz Alevi’ olduğumuz memlekette, fraksiyonların bile birbirine tahammülü olmadığı ve can almanın meşru kılındığı bu yerde “Alevilere Kalan” albümü, boğazımızdan geçen bir yudum serin su gibi.
Deyişler, sadece kültürün değil, aynı zamanda Seyid Rıza’nın torunları yani Alevilerin direnişinin de en mühim, en kapsamlı parçası olmuş eskiden beri. Geçmişten şu ana dek gelmeyi başaran kuvvetli bir sözlü geleneğin en kıymetli parçası olarak da halen yaşamakta.
Alevi diye hedef gösterenler, Zaza diye aşağı görenler ve Ermeni, Gürcü olmayı küfürden sayanların arasında yaşadıkça artan nefret politikasıyla baş edebilmenin en güçlü hallederinden biri de kültürden bize kalanla mümkün. Ne olduğunu, nereden geldiğini saklayarak yaşamaya alışmış çoğu azınlık gibi Aleviler de yıllar yılı deyişlerini kendi aralarında, muhakkak gözlerindeki yaş ile söylemiş. Şimdiyse, Taksim’in orta yerinde bangır bangır deyişler çalıyor, yine gözde yaş ile ama bu defa övünce, gurura dönen haliyle.

MİRAS NİTELİĞİNDE BİR KOLEKSİYON
Albüme can olanlar, ses verenler babamın, anamın çocuklarına verdiği ekmek gibi, su gibi can aşından sanatçılar. Çoğu yeni çoğu eski kuşak. Hatta albümün ilk CD’sindeki deyişlerden biri, alıştığımızın dışında, rock söylenmiş Karapaks ve Kardeş Türküler’den tanıdığımız Vedat Yıldırım ile. Bu nedenle olabilir ki eskiler yani albümü görür görmez elimden kapan babam, pek ısınamamış albümdeki ‘yeni’ yorumlara. Bu alışamama haline şaşırmak olmaz aslında. Çünkü inancına çok kalın halatlarla bağlı olan eski kuşak için yenileşen her biçim belli belirsiz bir tehdit hali. Genç sanatçıları ağırlıkla barındıran albüm, sadece deyişlerle değil, yenileşmiş yorumlarıyla da hem koleksiyon hem miras niteliğinde. Alıp rafa koymayı becerebilirseniz tabii.

ÖNCEKİ HABER

Antep\'te Suriyelileri linç girişimi: 10 kişi yaralandı

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa