10 Ağustos 2014 21:32

Seçimin kazananları ve kazanamayanları

Yerel seçimlere göre katılım oranı düşük olsa da Cumhurbaşkanlığının ilk kez halk tarafından belirlendiği seçimi, CB’nin kim olacağı kadar ”acaba şimdi kaç kişi olduk” merakı önemli ölçüde belirledi.

Paylaş

Nuray SANCAR

Yerel seçimlere göre katılım oranı düşük olsa da Cumhurbaşkanlığının ilk kez halk tarafından belirlendiği seçimi, CB’nin kim olacağı kadar ”acaba şimdi kaç kişi olduk” merakı önemli ölçüde belirledi. Yerel seçimler AKP’nin karşındaki güçler açısından kısmi bir demoralizasyon yaratmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bu tabloyu bir parça tersine çevirdiği söylenebilir. AKP aradığını bulamamıştır bu kez. Tayyip Erdoğan’ın aldığı oy oranı önümüzdeki genel seçim sürecini AKP açısından bir hayli riskli kılıyor. Bundan sonra kadrolarını ve genel başkanını yenilemek zorunda kalacak olan hükümet partisinin işi pek kolay değil artık. Erdoğan zihniyetinin şimdilik bir Pirus Zaferi kazandığı, sınırı kıl payı aşmış bir CB’nin elinin sandığı kadar rahat olmayacağı söylenebilir.

Seçim sonuçları, MHP artı CHP projesinin de tarafların elinde kaldığını gösteriyor. Zira CHP, kitlesinin bir kısmını tatil yerlerinden mobilize edemedi, bir kısmı ise Erdoğan’ın burnu sürtsün diyerek ”çatı” adayına oy verdi. Ama daha önemlisi CHP’nin sadık seçmen kitlesinin bulunduğu yerlerde örneğin İzmir’de ve İstanbul’un Beşiktaş, Şişli ve Kadıköy ilçeleri ve Trakya’da Selahattin Demirtaş rüzgarının sonuçları alınmış görünüyor. MHP cephesinde ise İhsanoğlu hazımsızlığı yaşandığı aşikar. MHP’li seçmenin oylarının bir kısmı beklendiği gibi, AKP’ye kaydı.

Bu seçimde sadece diğer iki aday Erdoğan ile yarışmadı. Aynı zamanda ”çatı” adayı İhsanoğlu ile HDP çatısında buluşan parti ve kesimlerin ortak adayı olan Demirtaş da birbiriyle yarıştı. İki çatı formülünün karşı karşıya gelmesiydi bu. CHP’nin çıkmayı beceremediği ve AKP’nin kulvarında kalarak sürdürdüğü kutuplaştırma politikası, Kürt sorunu başta olmak üzere demokratik talepler konusundaki ikircikli tutumu Demirtaş’ın altını iyice çizdiği emek, demokrasi ve özgürlük söyleminin ve netlikle dillendirdiği politikasının ağırlığı altında seçmeninden ciddi bir uyarı almış oldu. Bu kez ”tatava yapma bas geç” muhabbeti pek işitilemedi. Çünkü HDP’nin CHP oylarını ipotek altına aldığı iddiası komik olmaktan başka bir anlama gelmeyecekti.

Peki ne olacak şimdi?

Anlaşılan o ki iki önemli siyasi güç var artık. Biri, sonucu belirleyecek kadar olmasa da oy oranı erimeye başlamış bir AKP ile yerel seçimlere doğru yüzde 10 barajını zorlamaya aday HDP önümüzdeki dönemin başlıca iki siyasi aktörü durumunda. HDP yeni kurulmuş bir parti olsa da Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin onlarca yıllık birikimini temsil ediyor. Demirtaş bu birikimi çok iyi değerlendirdi ve ayağını bu zemine bastı. Diğerlerinin oy oranı ne olursa olsun HDP formülü ağır ve emin adımlarla siyaset sahnesindeki yerini sağlamlaştırıyor. Yerel seçimlerde öyleyse HDP-BDPnin makul oy sınırlarına ulaştığını söyleyenlerin kulakları çınlasın! Bu topraklarda demokrasi ve özgürlük seçeneği için sonsuz bir alan var daha.

Erdoğan için CB olmak yeterli olabilir ama partisinin içinde, geriye bir kaos bırakacağı da açık. CB’liği aldığı oya göre yasaldır ama meşru olmayacaktır. AKP’nin makul sınırlarına çekilmesinin geri sayımının başladığını söylemek için ise hiç erken değil.

ÖNCEKİ HABER

Kirasını ödeyemedi evden atıldı

SONRAKİ HABER

3 üniversiteden bilim insanlarından İstanbul için korkutan deprem senaryosu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa