08 Ağustos 2014 06:00

Kimseden lütuf değil, hakkımız olanı istiyoruz

Ford Otosan Yeniköy Fabrikasında çalışan bir işçiyim. Hani, o başbakanın büyük bir şatafatla açılışını gerçekleştirdiği, biz işçilerin de saatlerce ayakta bekletildiği, Ford’un Türkiye’deki üçüncü fabrikasında çalışan bir işçi. Şu anda yıllık izindeyim. Arife gününden bir gün önce izne çıktı fabrika. İzne çıkmadan önce, iki önemli şey yaşandı fabrikada ve sizlerle onu paylaşmak istiyorum.

Paylaş

Bir Ford Otosan İşçisi/KOCAELİ

Ford Otosan Yeniköy Fabrikasında çalışan bir işçiyim. Hani, o başbakanın büyük bir şatafatla açılışını gerçekleştirdiği, biz işçilerin de saatlerce ayakta bekletildiği, Ford’un Türkiye’deki üçüncü fabrikasında çalışan bir işçi. Şu anda yıllık izindeyim. Arife gününden bir gün önce izne çıktı fabrika. İzne çıkmadan önce, iki önemli şey yaşandı fabrikada ve sizlerle onu paylaşmak istiyorum.

İlki; Fabrika Genel Müdürü Haydar Yenigün’ün katıldığı, bize de açık kapı toplantısı olarak anılan, müdürlerin işçilerle bir araya geldiği toplantıydı. Esas olarak Gölcük Fabrikasında yapılan toplantıya, Yeniköy Fabrikasından da katılan arkadaşlarımız oldu. Ama önceki yıllara göre işçi katılımı son derece azmış. Önceleri hınca hınç dolan yemekhanede bu sene boş sandalyeler varmış. Katılım az olduğu için bütün beyaz yakayı aşağı indirmişler. Çünkü Ford işçisi artık bir orta oyununa dönen bu toplantılardan son derece sıkıldı. Herkesin dediği; ‘Her toplantıda olduğu gibi Haydar Yenigün çıkacak, uzun uzun şöyle lideriz, şöyle büyüdük diye anlatacak. Sıra işçilerin sıkıntılarına gelince geçiştirecek.’ O nedenle işçiler tepki olarak katılmadı toplantıya, ben de katılmadım. Katılan arkadaşların anlattığı yine aynı tablo.

Biliyorsunuz daha önce de Evrensel’de mektubu çıkan bir arkadaşımız da yazmıştı, geçen dönem sözleşmeden sonra bizlere yılda 3 kez 200 lira olarak verilen alış veriş çekleri Haydar Bey tarafından ‘Geçen dönem çok iyi zam aldınız’ denilerek kaldırıldı. Şimdi yılda iki kez Ramazan Bayramı ve yılbaşında 100’er lira alışveriş çeki veriyorlar. Ve bu duruma herkes tepkili. Yine, bir arkadaşımız açık kapı toplantısında çekleri sormuş Haydar Bey’e. Aldığı yanıt aynı: ‘Çok iyi zam aldınız’. Hatta yetinmemiş demiş ki, ‘Sektördeki diğer otomotiv fabrikalarıyla aynı düzeye geldiniz.” Yanı başımızda Hyundai’de yeni işe giren bir işçi 1350 lira maaşla işe başlıyor, bizde 1100 lirayla. Üstelik onlar üç ayda bir çift maaş da ikramiye alıyor. Ben 10 yıllık elemanım Ford’da, alıyorum 1600 lira. Yani neredeyse ikramiyeyi de ekleyince Hyundai’deki yeni işe giren bir işçi ile eş aldığım para. Üstelik benimki giydirilmiş haliyle. Bu mu onları yakalamak ey Haydar Yenigün?

Bu toplantıdan bir gün sonra da sendika MESS taslağını açıkladı, ilk altı ay için yüzde 14. Bu rakam tam da biz işçilerle alay etmek demek. Herkesin dediği şu: ‘Geçen dönem yüzde 18’le masaya oturup, yüzde 7’e imza atanlar, bu dönem alsa alsa yüzde 5 alır.’ Yazıklar olsun sizlere. Zaten taslak açıklandıktan iki gün sonra da fabrika izne çıktı, yine Türk Metal bir bayram tatili öncesi açıkladı taslağı tepki olmasın diye. Zaten fabrikada konuştuğumuz Kurban Bayramı öncesi de imzalarlar, işçi ne olduğunu anlayamadan tatile gitsin diye hep aynı taktik. Ama bu bayram sendikayı da işvereni de çok şaşırtan bir şey oldu fabrikada. Tatilden iki gün önce çekler dağıtıldı. (World puan olarak banka kartı gibi bir kart dağıtıyorlar) Ve ilk kez Ford işçisi ortak bir tepki göstererek kaynak ve montaj hattında çalışan 200 civarında arkadaş dağıtılan çekleri almadı. ‘Bizi dilenci konumuna sokan bu çekleri kabul etmiyoruz’ diyerek. Tabi bu durum tam bir infial yarattı. Çekleri almayan arkadaşlar tek tek insan kaynaklarına çağrıldı. Tıpkı ikna odaları gibi. Neden almadıkları soruldu. Çağrılan arkadaşlara söylenen ‘Bu çekler bordroya yansıyor. Almamazlık edemezsiniz’. Bunun üzerine bordroya yansıttıkları için mecburen aldı arkadaşlar. Zorluk çıkaran arkadaşlarımızın da bölümlerini değiştirdiler. Sizlerin aracılığıyla bir kez daha sendikaya da, işverene de seslenmek istiyorum. Biz kimseden hakkımız olan dışında bir şey istemiyoruz. Kimse bize lütufta bulunur gibi davranmasın. Biz işçiyiz ve hakkımız olanı, emeğimizin karşılığını istiyoruz. Biz aylarca bu fabrikada sabah 8, akşam 8 çalıştık. Diyorlar ki, ‘Bayramdan sonra yine bu tempo ile çalışılacak.’ Bizler ter akıtalım. Bu çalışma temposuyla neredeyse insanlığımızı unutalım, onlar karşılığında üç kuruş maaş versinler. Bu mu hak? Buradan Gölcük Fabrikadaki arkadaşlara da sesleniyorum; gelin birlik olalım, hakkımız olanı alalım.

ÖNCEKİ HABER

Bu seçim bir aile geleneğini değiştirdi

SONRAKİ HABER

Meteoroloji'den Ankara ve 5 il için sağanak uyarısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa